Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) öncülüğünde, Ortadoğu Kadın Konferansı, dün Amed'de Class Otel'de yüzlerce kadının katılımıyla başladı. Paris'te katledilen Kürt kadın siyasetçiler Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'e adanan konferansa Bahreyn, İran, Filistin, Hindistan, Libya, Lübnan, Tunus başta olmak üzere 26 ülkeden farklı farklı kültürden, inançtan, etnisiteden, cinsel eğilimden, yaştan, sınıftan ve dilden kadınlar ile BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak ve DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, Amed Bağımsız Milletvekili Leyla Zana, BDP kadın milletvekilleri, HDK Kadın Meclisi, yazar, akademisyen ve gazeteci kadın katıldı. Rojava'dan gelmesi beklenen 14 delegasyon, kapılar kapalı olduğu için konferansa katılamadı. Paris'te katledilen Kürt kadın siyasetçiler Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'in fotoğraflarının asıldığı salonda Kürtçe, Türkçe, Arapça 'Jin Jiyan Azadî' afişi asıldı.

Konferans Sakine Cansız'ın başarısıdır

Devrim ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından, konferansın açılış konuşmasını DÖKH aktivisti Fatma Kaşan yaptı. Salondaki kalabalığa "Cesur kadınlar! Yoldaş kadınlar! Mısır'dan Filistin'den, Bahreyn, Nepal'den kadınlar! Kürdistan'a hoşgeldiniz!" diye seslenen Kaşan, ilk defa biraraya geldikleri bu konferansı,  Paris'te katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'e adadıklarını söyledi. Kaşan, "Sakine, Leyla ve Fidan arkadaşlar dünyanın şehididirler. Bu nedenle biz bu konferansı onlara adadık. 26 ülkeden biraraya gelmemizin nedeni, Kürt kadınlarının mücadelesinin sonucudur. Kürt kadınları dünyanın dört bir yanında mücadele ediyor. Sakine Cansız'ın başarısıdır" dedi.

'Önce cinsler arasındaki kölelik ilişkisi özgürleşmeli'

Konferansın amaçlarına ilişkin bilgi veren Kaşan, Ortadoğulu kadınların zorlu yaşam koşullarına dikkat çekerek, toplumda adaletsizliğin en fazla kadınlara karşı olduğunu ifade etti. Katliam ve şiddete karşı Ortadoğu kadınlarının daha fazla birarada olması gerektiğini dile getiren Kaşan, kadınların mücadelesinin, devrime katılımının erkek egemen iktidarı yok edeceğini söyledi. Ortadoğu'da 'tek millet', 'tek ulus' anlayışının hakim olduğunu ve kadın katliamlarının meşrulaştıran sistemlerle karşı karşıya olduklarını dile getiren Kaşan, buna karşı demokratik ulus anlayışının çok önemli olduğunu belirtti. Demokratik bir yaşamın herşeyin temel kaynağı olduğunu söyleyen Kaşan, şunları ifade etti: "Siyasi diktatöryal ve geri bir yaşamın temelinde erkek egemen sistem ve kölelik ilişkisi geliyor. Kadın ve erkek eşit olmadığı sürece toplumun demokratikleşmesi mümkün değildir. Temelde kadın ve erkek arasındaki kölelik ilişkisi özgürleşmeden Ortadoğu'da inanç, kültür ve din alanında özgürlük olmayacak."
Ortadoğu'ya ilişkin oryantalist bakış açısının aşılması gerektiğini ifade eden Kaşan, Ortadoğulu kadınların yaşadığı özgün sorunlara karşı birlikte bir mücadele programı çıkarmak, birlikte mücadele etmek için burada olduklarını söyledi.

'Başarımız yeni bir tarih yazacaktır'

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ı da selamlayan Kaşan, Kürdistan'da başlayan sürecin bütün Ortadoğu'da yol gösterici olması temennisinde bulundu. Kadınların birliği için özgürlüğe inancı esas aldıklarını belirten Kaşan, şunları dile getirdi: "Demokratik özgür kadın mücadelesi bu temelde olur. Ortadoğulu kadınlar özgürleşmeden toplum özgürleşmez. Özgürlüğü ileriye götürecek olanda Ortadoğulu kadınlardır. Başarımız Ortadoğu'da yeni bir tarih yazacaktır. Demokratik bir yaşamın kurulması özgür kadının kurtuluşudur" dedi.

'Kadın Kurtuluş Manifestosu'nu birlikte yazacağız'

Açılış konuşmasının ardından konferans, DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Filistin Kurtuluş Örgütü Politbüro üyesi Leyla Xalid ve Amed Milletvekili Leyla Zana'nın selamlama konuşmaları ile devam etti. İlk konuşmayı yapan Tuğluk, Ortadoğu'da kadın kurtuluş manifestosunun çıkacağı bir konferansta olduklarını belirtti. Bu konferansın Ortadoğulu kadınların ilk defa biraraya gelerek kendi kaderlerini konuşacakları konferans olması sebebiyle önemli olduğunu dile getiren Tuğluk, "Ortadoğu'da kadının yan yana zikredilişi önemli bir konu. Çünkü Ortadoğu kadının tarihsel yenilgisinin başladığı coğrafyadır. Kadını köleleştiren sistemin beşiğidir" dedi. Sistemin kendisini kadının yok sayılması üzerinden yaşattığını belirten Tuğluk, kadınların verdiği onurlu mücadele ile bu sistemin doğduğu yerde çöp tenekesine atılacağını kaydetti.

Ortadoğu'da yaşanan halkların direniş süreciyle birlikte bir yol ayrımına gelindiğini dile getiren Tuğluk şöyle konuştu: "Önemli olan bu süreci radikal demokrasiye evirmektir. Ya kadınlar olarak özgürleşeceğiz ya da erkek egemen sistem tarafından kadın köleliği perçinleştirilecek. Değişimin yönünü tayin etmek, Ortadoğulu kadınlara düşüyor. Ortadoğulu kadınlar olarak demokrasinin öncü gücüyüz. Burada çıkaracağımız modeller ile sistemle hesaplaşmalarımız dünyaya örnek teşkil edecek, kadın kurtuluş manifestosunun çıkacağı bir konferans olacak. Bu manifestoyu, bugünlere gelmemizi sağlayan, bu uğurda yaşamını yitiren, hapishanelerde direnen tüm şehitlerimizin ışığında burada hep birlikte yazacağız."


Kışanak: Eskisi gibi olmayacak
Kürtçe konuşan BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, bütün delegeleri selamlayarak, "Sizin gelişinizle Amed tekrardan tarihiyle buluştu. Neolitik dönemde Çayönü'nde tarih bu topraklarda başladı. Kadın tarihin başlangıcıdır. Ama kadınları tarihten çıkarmaya çalıştılar. Bugün biz kadınlar tekrardan yaşama dönmek için tekrar çalışmaya başlıyoruz. 21'inci yüzyılın kadın yüzyılı olmasını istiyoruz. Bu konferanstan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bilinmelidir ki, Ortadoğu'da kadınlar başarırsa herkes kazanacak" dedi.

Xalid: Mutlaka birleşmeliyiz

Filistin Kurtuluş Örgütü Politbüro üyesi Leyla Xalid, konferansa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdikten sonra, özgürlük uğruna yaşamını yitiren Şadiye Abugazali, Leyla Qasim, Sakine Cansiz, Delal Magrobi ve halen direnen kadınları selamlayarak andı. Ortadoğu tabirinin kullanılmasını doğru bulmadığını ifade eden Xalid, bu tanımlamanın siyonist ve emperyalistlerin tanımı olduğunu kaydetti. Bölgede emperyalist siyonist planlayıcıların yardakçılarına karşı birleşme zorunluluğundan söz eden Xalid, "Bu plan bizi bölmek istiyor. Bu coğrafya halkların mücadelesiyle zengindir. Dolayısıyla bu plana bütün gücümüzle karşı gelmeliyiz. Kadın olarak halk olarak mutlaka birleşmeliyiz. Özgür olmalıyız. Zulme karşı koymalıyız. Ben demokratik barışa inanıyorum ve kadınlar olarak bunu başaracağımızı biliyorum" diye konuştu.
BDP Milletvekili Leyla Zana da kadınları selamlayarak başladığı konuşmasında, Ortadoğu'da en büyük devrimin, zihniyet değişmesi olacağına değindi.

Kadın sorunları tartışıldı

Konferans, selamlama ardından ilk Sebahat Tuncel ve Yüksel Mutlu'nun moderatörlüğünde, 'Ortadoğu'da kadına dayalı toplumsal tarih ve toplumsal cinsiyetçiliğin inşası' konulu ilk oturumla devam etti. Oturuma, İran'dan kadın çalışmaları ve toplumsal cinsiyet konusunda akademik çalışmaları ile tanınan Shahla Ezazi, Afganistan'dan Kharzai hükümetine karşı en güçlü muhalif ses ve eski parlamenter Malalai Joya, Mısır'dan kadın mücadelesi üzerine çalışan Rabab el-Mahdi, Filistin'den Rabab Abdülhadi, Sosyalist Feminist Kolektif'ten Filiz Karakuş ve DÖKH aktivisti Fatma Bostan Ünsal konuşmacı olarak katıldı.

40 yıllık  savaş süreci

Oturumda konuşan DÖKH aktivisti Emine Özmen, "İktidarı ele geçirenler ilk düzenlemelerini kadın ve erkek ilişkisi üzerinden yapar. Kürt kadın hareketi, 40 yıldır süren savaş ortamında şekillenerek büyüdü. En ileriye giden ok, en geriye çekilmiş yaydan çıkar. Bu konferans gerilmiş geçmişimizden atılan oktur" diye konuştu
Kadın hareketlerine ilişkin değerlendirmeler yapan Filiz Karakuş da ortak politika yapmanın, barışı toplumsallaştırmanın önemine değindi. Filistin ve Filistinli kadınların kabul sorununu ele alan Filistinli akademisyen Rabbab İbrahim Abdulhadi'nin konuşmasından sonra ise, Mısırlı akademisyen Rabbab El-Mahdi sözü aldı. Mahdi, "Beyaz bir devrim gerçekleştiriyoruz. Kadının özgürleşmesini ve ulusal hareketler içerisinde daha önde olmasını istiyoruz. Kadın da toplumun bir parçası ve herkes işgal gücü altında eziliyor. Biz hem kadınız hem de özgürlükçüyüz" dedi.

'Kürt kadınlarının mücadelesi bizim için bir model'

İranlı akademisyen Shahla Ezazi ise, İran'daki siyasi duruma ilişkin kadınların örgütlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Afgan kadınlarının yaşadığı korkunç tabloya dikkat çeken Malalai Joya da, Afganistan parlamentosunun seçilmiş bir üyesi olarak, kendisinin sırf bu yüzden tecavüz ile tehdit edildiğini söyledi. Kürt kadınlarının mücadelesinin kendileri açısından bir model teşkil ettiğini ifade eden Joya, "Kürdistan ile ilişkilerimizin hiçbir şekilde kağıtta kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Kadınlar olarak her tür ölüm tehdidine karşı sesimizi azaltmayacağız. Özgürlüğü elde edene kadar bundan vazgeçmeyeceğiz" diye belirtti.

Tutsak kadınlardan mesaj

Sunumların ardından siyasi kadın tutsakların konferansa gönderdiği mesaj okundu.
Bu arada Rojava'dan çeşitli kurumlara üye 10 kadının konferansa katılmak üzere Şenyurt Sınır Kapısı'ndan giriş yaptığı öğrenildi. Verilen öğle yemeğinin ardından konferans, tartışma bölümü ile devam etti. 
Konferansın bugünkü oturumu ise, Pelin Yılmaz ve Songül Morsümbül'ün moderatörlüğünde yapılacak. Ortadoğu kadın hareketleri deneyimleri ve son siyasal değişimlerdeki rolü konulu oturumun konukları ise Filistin kadın hareketinin sembol aktivistleri Amal Whadan ve Rawda Odeh, Mısır'da orduya dava açmış ilk kadın Samira İbrahim, Mısır'da Değişim için Ulusal Meclis üyesi Shahenda Maklad, İran'dan akademisyen Firouzeh Mohajer, çatışmalı bölgelerde barış üzerine çalışan Susan Tahmasabi ve kadın idamları davalarının sanık avukatı Shadi Sadr, Pakistan'dan sanatçı Sarah Husein, Hindistan'dan aktivist Ranjana Kumari, Libyalı hukuk profesörü Salwa El Daghili ve Fas'lı sanatçı Naima Zitan.

Konferans, Ortadoğu’da kadın hareketlerinin ortak mücadele sorunları ve çözümleri adlı son oturum ve sonuç bildirgesi sunumu ile yarın sona erecek. 

DİHA/AMED