İngiltere Gündemi


Türkiye ve Kürdistan’daki tarihi bir seçimden sonra günlerdir HDP’nin zaferini konuşuyoruz. Aslında sadece biz değil bütün dünya konuşuyor. Sömürü düzeninden beslenen Avrupa’da, önce Yunanistan ve İspanya ve ardından da Türkiye’de gerçek eşitliğe dayalı bir oluşumunun halk desteğini alması büyük ses getirdi. 

Sermaye sahibi dev şirketlerle yönetilen merkez sağcı ülkeler Yunanistan ve İspanya’daki  alternatif sol oluşumundan korktular. E ne de olsa AB üyeleriler ve sol bir ekonomik modelini AB’ye dikte etmelerinden, sürüden ayrı düşmelerinden korkuyorlar. Türkiye’deki militer yapıda sağcı mekanizmalarla yönetilen bir Türkiye, Avrupa’nın her daim işine gelmiştir. Bu bakımdan HDP’nin zaferi İngiltere hükümetini çok sevindirdi demek naifçe olur. Sivil toplumun çektiklerininden Erdoğan kontrolündeki hükümetin gittikçe otokrasiye yönelmesinden İngiltere hükümetine ne ki. Türkiye’de özgürlükler mi kısıtlatmış, müzakereler mi durmuş, sivil halkın üzerine bombalar mı yağmış İngiltere hükümeti buna bakmıyor ki. Devletler pragmatiktir. Türkiye’nin NATO müttefiki olup olmamasına bakar örneğin. İngiltere Türkiye’nin AB’ye girmesini istiyor, HDP AB’ye girmek ister bu bağlamda İngiltere HDP’yi de destekler gibi bir düz mantık yürütülemiyor ne yazık ki. Her geçen gün artan göçmen düşmanlığıyla ve Türkiye’nin Müslüman bir ülke olması ve Türk devletinin bitip tükenmeyen insan hakları ihlalleri derken Türkiye’nin AB’ye üye ülke olarak yer alması neredeyse zaten imkansızken, AB’de yeni bir üye almaya zaten hiç hevesli değil. Beş sene boyunca hiç bir ülkenin üye olarak düşünülemeyeceğinin altı çizilmişti çok önceleri. 

Neyse ki hükümete yandaş olmayan medyası var İngiltere’nin. Özgür ve akılcı bir bakış açısı var İngiltere basınının. Bütün basın ve medya kuruluşları AKP’nin düşüşünü, HDP’nin zaferini yazdı, konuştu. Türkiye halkı, AKP’nin mottosuyla yeni bir Türkiye istedi ancak Cumhurbaşkanın istediği bir Türkiye’yi değil HDP’nin önerdiği bir Türkiye’ye evet dediler diye de güzelce özetlediler durumu. 

Ayrıca Erdoğan’ın hem ulusal hem de uluslararası medyaya nasıl da hunharca saldırdığını defalarca yazdı İngiltere basını. Guardian gazetesi için Erdoğan’ın Ardahan’da söylediği sözleri hatırlamak gerekirse: "Bakınız bir İngiliz gazetesi ne diyor biliyor musunuz? ‘Batılılaşmamış yoksul Müslümanların kendi ülkelerini yönetmelerine izin verilemez’. Sen kimsin ya? Sen kimsin, terbiyesiz. Haddini bil.’ Bu sözlerin, sözde demokrasiyle yönetildiğini iddia edildiği bir ülkenin Cumhurbaşkanına ait olduğunu inanmak çok güç. Ancak Erdoğan artık şaşırtmıyor. Tam tekmil aynı istikrar da baskıcı rejimine devam ediyor. 

Guardian gazetesi de Erdoğan’ın bu kendilerine yönelik suçlamaları ret ederek Erdoğan’ın gerek kendilerine gerekse başka basın yayınlarına yönelik faşizan tutumlarını yazdılar. Diğer gazeteler de bu seçimle birlikte Türkiye’nin bir baskı rejiminin kıyısından döndüğünü, Erdoğan’ın tek adam yönetimiyle Rusya’yı diktatörlüğe sürükleyen Putin’den farklı olmadığını yazdılar. Zayıflayan ekonomisi de cabası. En önemlisi de İngiltere basını, Türkiye ve Kürdistan’daki demokrasinin zaferinin yazdılar.