Kürt halkı ve demokrasi güçlerinin büyük bir ittifakla girdiği 7 Haziran seçimleri HDP’nin seçim zaferiyle sonuçlandı. Bu zafer birçok yönüyle tartışılıp değerlendiriliyor. Çünkü AKP’yi mağlup eden HDP’nin seçim zaferinin çok yönlü etkileri var. AKP’nin seçimlerden birinci parti olarak çıkması da bu yenilgiyi telafi edemiyor. AKP ve Erdoğan’ın HDP’nin barajı aşmasıyla kaybettikleri kazandıklarının yanında çok az kalıyor. AKP’nin bugüne kadar seçim barajıyla gasp ettiği milletvekillerini bu kez elde edememesi Meclis aritmetiğini ve akabinde tüm dengeleri değiştirdi. Artık bu durumun oluşturduğu yeni bir süreç işleyecek. 

7 Haziran seçimleriyle sadece AKP iktidarı değil, onun miras aldığı Türk devlet politikası ve 12 Eylül darbe zihniyeti de tarihi bir yenilgi aldı. Onlarca yıldır toplumun üzerine çöreklenen faşizan sistem AKP şahsında mağlup oldu. Öncelikle, Kürdistan’da Kürt halkı kazandı, klasik, geleneksel inkarcı devlet ve sistem AKP şahsında ağır bir yenilgi aldı. Şimdi tek başına hükümeti kuramayacağı için koalisyon tartışmaları yürütülüyor. AKP’nin hangi partiyle nasıl bir koalisyon kuracağı ve koalisyonun ömrünün ne kadar olacağı ayrı bir konu ve seçimin genel sonuçlarıyla karşılaştırıldığında bu temel bir nokta değil. Önemli olan AKP’nin tek parti hükümranlığının sona ermesi ve halkın bu diktatörlüğe artık dur demesi.  

7 Haziran seçimlerinde HDP’nin barajı aştığı netleşince hükümetin önemli isimlerinde Bülent Arınç’ın şekeri elinden alınmış çocuk gibi ağlamaklıydı. Belli ki bu yenilgiyi hiç hayal etmemişti. Halkın sandıkta verdiği “AKP’yi istemiyoruz” mesajını anlamamakta ısrar ediyor, “İktidara mecbur ve mahkum bir partiyiz. İktidar olmalıyız” diyordu. Ama halk AKP iktidarını tüm uygulamalarıyla birlikte ret etti ve sandığa gömdü. AKP hükümetinin diğer üyeleri de sandığa gömülmelerinin şokunu yaşadı. Kürt halkı başta AKP olmak üzere diğer düzen partilerine gereken tokadı attı. Kürt halkı AKP’nin baskı ve katliamlarına, çözüm sürecindeki kandırmaca tutumuna gereken yanıtı verdi, AKP’yi ve tüm sistem partilerini Kürdistandan kovdu. AKP artık Kürdistan’dan silindi. Erdoğan o çok istediği başkanlık sistemini artık rüyasında kurabilir. AKP bundan sonra “Her şey bizim istediğimiz gibi olacak” diyemeyecek.

Türkiye, 7 Haziran’daki seçimlerle birlikte artık bir demokratik devrim sürecine ayak bastı. Kürt halkı ve demokrasi güçlerinin HDP’deki buluşmasıyla, AKP’de somutlaşan onlarca yıllık inkarcı, anti demokratik sistem çözülme sürecine girdi. Artık halklar birike birike kör düğüm olmuş sorunların çözümünü istiyor. 

İç Anadolu ve bazı bölgelerde hala muhafazakarların etkisinin yüksek olması aslında onlarca yıllık inkarcı sistemin ırkçı zihniyetinin toplum üzerinde açtığı yara ve tahribatın sonuçlarıdır. Yani bu bölgelerde genellikle düzen partilerinin tercih edilmesi, buradaki halkın kendileri için hala bir alternatifin olmadığını düşünmelerinden kaynaklı. Önümüzdeki yıllarda demokrasi rüzgarı bu bölgelerde de daha güçlü hissedilecek. Kürdistan ve Türkiye’nin diğer kentlerinde olduğu gibi İç Anadolu’da da bir demokratik dönüşüm yaşanacak. Fakat bunun için demokrasi güçlerine büyük görev düşüyor. Bu bölgelerde devrimci ve demokrasi güçlerinin daha iyi bir çalışma yürütmesi, örgütlülüğü güçlendirmesi gerekiyor. 

Seçimlerle rüştünü ispatlamış, demokrasi güçleri sürekli AKP’nin karşısına çıkacak. Aylardır halklar, devrimci ve demokrasi güçleri bu günü sabırsızlıkla bekliyorlardı. Nihayet baraj yıkıldı sular akmaya başladı. Ancak her şey daha yeni başlıyor. Şimdi güçlü bir şekilde çalışma ve demokrasiyi inşa etme zamanı. İnşa edilecek demokraside de öncelikle yapılması gereken, başta Kürt sorunu olmak üzere emek sorunu ve daha bir çok sorunu çözmek, halkları kendi kendilerini yönetebilecekleri demokrasiye kavuşturmaktır.