• DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, yeni döneme hazır olduklarını, eksikliklerini de gidereceklerini belirterek, "Demokratik Cumhuriyet Hareketi'ni bugünden itibaren başlatıyoruz" dedi.

 

DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, hazırlığına başlayacakları kongrenin, Türkiye'yi yönetecek bir kadro ve bir perspektif kuracağını vurgulayarak, Türkiye'yi yönetmeye talip olduklarını söyledi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 5. Olağan Büyük Kongresi’ni Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde bulunan Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdi. Kongreye delegelerin yanı sıra partinin milletvekilleri, belediye eşbaşkanları katıldı. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, Peyas Belediyesi Eşbaşkanı Cengiz Dündar, Amed Kocaköy Belediye Eşbaşkanı Roza Altındağ, Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Sözcüsü Kezban Konukçu, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi Eşbaşkanı Mertcan Titiz, Birleşik Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, Yeşil Sol Parti (YSP) Eşsözcüsü Ahmet Asena da hazır bulundu. Kongre, divan seçimiyle başladı. Divan adına Neslihan Şedal söz aldı. Neslihan Şedal, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi şehitleri ve Agirî Belediye Eşbaşkanı Mehmet Akkuş’u andı. Divan konuşmalarının ardından, saygı duruşu yapıldı.

Kürt sorununun çözümü

DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, açılış konuşmasında, küresel gelişmeler ve bölgesel yansımalarına işaret ederek, “Bir tarafında Doğu Akdeniz’deki sıcak gelişmeler diğer tarafında Karadeniz’deki top ve mermi sesleri. Balkanlardaki gerilimlerin, Asya’daki kavgaların sesi Türkiye’nin kalbinden duyuluyor. Böyle zamanlarda bir toplumun en büyük gücü barıştır. Dünyadaki bu gelişmeleri sadece emperyalizmin cephesinden değerlendiremeyiz. Bu ağır koşullara karşı halkların, toplumların mücadele dinamiklerinin büyüme olasılıklarını görmeliyiz. Bu anlamıyla enternasyonalist bir barış mücadelesini örmek son derece önemlidir” dedi.

Tülay Hatimoğulları, Türkiye’nin Kürt meselesini demokratik yollarla çözmesinin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu belirterek, “Önümüzdeki yüzyılda nasıl bir ülkede yaşayacağımızı belirleyecek tarihsel bir sınavdır” diye konuştu.

Üç yılın muhasebesi

Kongrenin aynı zamanda üç yılın muhasebesi olduğuna dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, şöyle devam etti: “Siyasetin dili, haber alma biçimleri, örgütlenme yöntemleri değişiyor. Biz de değişiyoruz; değişmeye, dönüşmeye devam etmek zorundayız. Üç yıl boyunca bazen toplumun önünde, bazen gerisinde yürüdük. Bazen halkımız bizi uyardı. Bazen bir yolu tarif etmeye çalışırken o yolun başka türlü yürünebileceğini toplumdan öğrendik.

Acılar yarıştırılmaz

Kürt meselesi farklı dönemlerde farklı isimlerle konuşuldu. Bazen inkar edildi, reddedildi, bazen yok denildi. Bazen güvenlik başlığına sıkıştırıldı. Bazen konuşmanın kendisi suç sayıldı. Bazen çözüm ihtimali belirdi, ardından kapılar hemen kapandı. 1990’ların hafızasını bu toplum hâlâ taşıyor. Boşalan köylerin, faili meçhullerin, cezaevlerinin, çatışmalarda yaşamını yitiren gençlerin, çocuklarını bekleyen ailelerin hafızası hâlâ aramızda. Çatışmalarda evladını kaybetmiş asker ailelerinin acısı bu ülkenin hafızasında. Acılar yarıştırılmaz. Her acının kendi adı, kendi hikâyesi var.

Silahsızlanmadan büyük

Hepimiz için kritik soru: Hiçbir halkın onurunu çiğnetmeden barışı büyütecek miyiz, bu süreci başarıyla neticelendirecek miyiz? DEM Parti’nin bu sorulara cevabı nettir: Bizler barışacağız, bizler başaracağız. Bunun için daha çok çalışacak, çok daha fazla emek verecek ve barışı bu topraklara armağan edeceğiz. Barışı silahların susmasından daha büyük düşünmeliyiz. Barış, bir çocuğun gördüğü düştür. Bir işçinin alın terinin adil karşılığıdır. Bir emeklinin rahatça geçinebilmesidir. Bir gencin umudunun karşılık bulmasıdır. Bir kadının şiddetsiz, katledilmeden, özgür ve eşit yaşamasıdır. Doğanın talan edilmemesidir. Seçme ve seçilme hakkının korunmasıdır. Kayyumların ortadan kalkmasıdır. Düşünce, ifade, örgütlenme özgürlüğüdür. Gazetecinin, yazarın, aydınların, akademisyenin, bilim insanının, sanatçının işini özgürce yapmasıdır. Muhalefetin üzerindeki yargı baskısının bitmesidir. Bir Kürt'ün ana dilini özgürce konuşabilmesidir.”

Kanun tek başına yetmez

'Çerçeve yasa'yı önemsiyoruz. Her fırsatta ne kadar çok önemli olduğunu vurguladık ama aynı zamanda bu kanunun eksiklerini de belirttik. Hiçbir kanun, kendi başına toplumsal barışı yaratamaz. Kanun, bir kapı açabilir. O kapıdan nasıl geçileceğini siyaset, hukuk ve toplum belirler. Şimdi önümüzde daha zor bir aşama var. O da barışı toplumsallaştırmaktır. Barış; mahalleye, okula, ailelere, hanelere, Meclis’e, belediyeye, her yere girmeli. Barış, hiçbir iktidarın topluma bahşettiği bir lütuf değil. Bu ihtimali yıllar boyunca ayakta tutan büyük bir toplumsal mücadele, emek ve bedeller var.

Barışı kim kuracak?

En can alıcı soru ve üzerinde durulması gereken konu bu. Galatasaray Meydanı’nda kayıplarının fotoğraflarını yıllarca ellerinden bırakmayan Cumartesi Annelerinin hafıza ısrarı kuracak. Barış Anneleri kuracak. Evladını askerlik yaparken kaybetmiş ailelerin acısı ve dirayeti kuracak. Kadın hareketinin birikimi, tecrübesi kuracak. İnsan hakları savunucularının dosyaları, gazetecilerin kayıtları, hukukçuların itirazları, akademisyenlerin çalışmaları, sanatçıların filmleri, romanları ve şarkıları kuracak barışı. Kürt halkıyla tarihsel, stratejik ittifak içinde olan sosyalistler, devrimciler, yurtseverler kuracak. Demokrasiyi savunan mütedeyyinler, sekülerler, sosyal demokratlar; Aleviler, bütün halklar ve inanç toplulukları kuracak. ‘Yaşasın halkların kardeşliği’ sadece bir söylem değil, hukukla güvence altına alınması barışı inşa edecek.

Sadece Kürt'ün görevi değil

Birimizin haksızlık yaşadığı yerde, hiç birimizin özgür ve eşit olmayacağımızın farkındayız. Bu nedenle Cumhuriyet'i demokratikleştirmek sadece Kürt'ün görevi değil. Bu, hepimizin ortak mücadelesiyle mümkün olur. Demokratikleştirme yolunu Alevi yurttaşlarımızın eşit yurttaşlık mücadelesiyle birlikte yürüteceğiz. Şu net bilinmeli ki; Alevi canlarımız partimizin kalbindedir, yüreğindedir. Her daim onların taleplerinin yanında olduk, olmaya devam edeceğiz. 

Eleştiriler baş göz üstüne

Sürece kaygılı, eleştirel yaklaşan kesimlere seslenmek istiyorum. Dostane, yapıcı öneri sunan, tartışan bütün kesimlerin eleştirileri baş göz üstüne. Bizim felsefemizde eleştiri-öz eleştiri can suyudur, ilerleticidir. Birbirimize ihtiyacımız var, birbirimizi yalnız bırakmayalım. Bizleri bu süreçte yalnız bırakmayın. Eleştirilerinizle, farklılıklarımızla barışın yolunu beraber yürüyelim. Gelin hep birlikte bu yolun zorluklarını aşalım. Birbirimize güç verelim. Silahların susması demokrasi mücadelesini büyütmek için muazzam olanaklar açıyor. Demokrasi mücadelesinin siyasal, toplumsal bütün özneleri olarak bunu en güçlü şekilde değerlendirebilmeliyiz. Türkiye’deki antidemokratik uygulamalar kendiliğinden ortadan kalkmaz. Türkiye kendiliğinden demokratikleşmez.

Büyük dönüşüme hazırlık

Bu, bir hazırlık, bir eşik, güçlenmeye, güç katmaya davet kongresidir. Geride bıraktığımız dönemin deneyimlerini yanımıza alıp önümüzdeki büyük dönüşüme hazırlanıyoruz. Kendimizi tekrar etmek için değil, kendimizi yenileyebilmek için buradayız. Kendimizi yeniledikçe demokratik bir yönetimin inşasına talip olabiliriz. Değişerek yönetmeye; adaletli, eşit, özgür, demokratik bir inşaya hazırız. Toplum değişirken aynı kalan bir parti olamayız. Barışın dili değişirken eski dili kullanamayız. Kürt meselesi yeni bir evreye girerken siyaseti eski araçlarla sürdüremeyiz. Barış süreçleri düz yollar değildir, engebelidir, incedir, zordur emek ister. İtirazlar olabilir. Provokasyonlar olabilir. Güvensizlikler çıkabilir. Eski korkular yeniden hatırlanabilir. Bazen devlet ağır davranabilir. Bazen siyaset cesaretini kaybedebilir. Bazen toplum yorulabilir. Bizim görevimiz tam burada başlıyor. Barış, bizim için bir konjonktürel tercih değildir; bu topraklarda birlikte yaşamanın en ciddi siyasal programıdır.

Barış gemisini ulaştırmak

Yüzyıllık meseleler, bir günde çözülmez ama kaderi bazen birkaç yıl içinde değişebilir. Bir adım atılarak değişebilir. Şimdi böyle bir zamanın içindeyiz. Bu zamanı en doğru şekilde değerlendirmeliyiz. Bu zaman, bizden öfke kadar akıl; hafıza kadar yenilenme; cesaret kadar sabır ve kararlılık istiyor. Belki en çok da birbirimizi duymayı, dinlemeyi istiyor. Üç yılın muhasebesinden çıkaracağımız en büyük ders budur. Geçmişimizi inkâr etmeyeceğiz. Bu topraklarda çekilen acılarımızı unutmayacağız. Ödenen bedeller asla unutulmayacak. Şu bir gerçek ki; bütün acılarla yüzleşeceğiz ama çocuklarımızı o acıların içinde yaşamaya da mahkûm etmeyeceğiz. Barışın gemisini o limana mutlaka ama mutlaka ulaştıracağız.”

***

 

Kürtler kurucu aktör olursa

DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, "Bize göre güçlü ve büyük Türkiye, demokratik olan, bütün kimliklere ve inançlara eşit mesafede duran bir düzlemde mümkündür. Kürtler kurucu bir aktör olursa Türkiye güçlenir" dedi.

5. Olağan Kongre'de konuşan DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, artık hatadan dönme, küresel planlara karşı birlik olma, bölgesel fırsatlar için ortak mücadele etme zamanı olduğunu belirterek, "Süreç başarıya ulaşırsa gerçekten yüzyıl, Türkiye'nin; Kürtlerin, Alevilerin, ezilenlerin ve emekçilerin yüzyılı olacaktır" dedi. Gerçek bir yüzyılın barışla, hukukla, demokrasiyle olabileceğini kaydeden Bakırhan, şunları söyledi: "Gelin rejimin parametresini demokrasi, hukuk, adalet ve eşitlik ilkeleri etrafında örelim. Demokratik Türkiye yüzyılına adım atalım. İşte bunu başarmak, siyaset kurumunun emek vermesine ve sürece cesaretle sahip çıkmasına bağlıdır. Bu inanç, bu cesaret DEM Parti'de var, bu salondur. Önümüzdeki yüzyılı kurtarmaya kararlıyız. Bir daha Kürtlerin, Türklerin, Alevilerin, bu ülkede yaşayan emekçilerin, yoksulların aynı zulüm, baskı ve ekonomik yoksulluk içinde yaşamaması için kararlı bir şekilde bu yola revan olmaya hazırız. Herkes önyargılarını kırar, korkularını bitirir, çıkarını halkın çıkarının arkasına koyarsa sadece yüzyılı değil binyılı da kurtarırız.

Güçlü ve büyük Türkiye için

Bize göre güçlü ve büyük Türkiye, demokratik olan, bütün kimliklere ve inançlara eşit mesafede duran bir düzlemde mümkündür. Kürtler kurucu bir aktör olursa Türkiye güçlenir. Ortadoğu istikrar kazanır. Ortadoğu'yu barışın ve yaşamın coğrafyası haline getirebiliriz. Yeni bir dönemin başladığının bilincindeyiz. DEM Parti olarak bu sürece hazır olduğumuzu dile getirmek istiyorum. Bu konuda endişe duyan siz değerli arkadaşlarım, endişelenmeyin. Siz varsınız, emekçiler var, devrimciler var, Türkiye halkları var, kadınlar, gençler, Aleviler var. Birbirimize güvenelim ve daha güçlü mücadele ortaya koyarak bu süreci başarıya ulaştıralım.  

Artık aynı noktada tutamayız

Toplum, siyaset ve devlet değişiyor. Dünyada siyaset başka bir kulvara giriyor. Saatin akrebi yerinden oynadı; artık zamanı ve siyaseti eski noktada tutamayız. Biz de değişeceğiz, bu değişime göre konumlanacağız, ayakta kalacağız ve yönetim iddiamızı en güçlü biçimde ortaya koyacağız. Şimdi artık sadece oyun bozan değil, oyun kuran ve Türkiye’yi yönetmeye aday bir konumdayız. Demokrasi mücadelesinde yeni yol ve yöntemler bulmalıyız. Bugün siyasal mücadelemizi her zamankinden daha güçlü şekilde 3. Yol'da kuruyoruz. İlle de hak diyoruz, ille de halk diyoruz, ille de ezilenler diyoruz, ille de demokrasi, ille de hukuk diyoruz. Yolumuz, demokrasi ve barıştır; halkın, yoksulun, kadının, inançların, kimliklerin, emekçinin, ezilenin yoludur. Bu yolda başarıya ulaşmak için daha fazla emek vereceğiz.

Demokratik siyaset için

Ekonomi, ekoloji, istihdam ve üretim kaslarımızı parti olarak daha çok güçlendireceğiz. Sadece tespit yapmayacağız, aynı zamanda çıkış yolu da sunacağız. Çok açık ifade ediyoruz: Tek bir kişiyi dışarıda bırakmadan 86 milyonun hakkını, hukukunu koruyarak, en iyi şekilde yönetmeye DEM Parti hazır. Bu ülkeyi gerçekten seven demokratlara, Alevilere, ezilenlere, Kürtlere, kadınlara çağrımızdır: Gelin demokratik bir yönetim için el ele verelim. DEM Parti sadece Kürtlerin değil; 86 milyonun aşıyla, işiyle; işçinin ve emekçinin alınteriyle; Alevi'nin eşit yurttaşlık talebiyle; Roman'ın, Çerkes'in, Arap'ın ve bütün kimliklerin ve inançların kendisini güvende hissettiği bir Türkiye için daha fazla çalışacak, daha fazla ter dökecek."

***

 

Türkiye'yi yönetecek kadro

DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, hazırlığına başlayacakları kongrenin, Türkiye'yi yönetecek bir kadro ve bir perspektif kuracağını vurguladı. Bakırhan, şunları dile getirdi: "Ekonomiyi, hukuku, dış politikayı, eğitimi, sağlığı biz düzelteceğiz. Türkiye'nin bütün meselelerini çözmeye talibiz. Bunu taşıyacak siyasal birikim ve tecrübe bizde var. Ekonomide adaletli, eşitlikçi, demokratik bir düzen kuracağız. Dışarıda aç ve açıkta kimse kalmayacak.

Hukukta herkesi aynı terazide tartacağız. Hukuku siyasete alet eden anlayışa son vereceğiz. Hukukun kırılgan olduğu bir ülkede ne üretim ne yatırım güvende olur ne de Türkiye'nin geleceği.

Demokrasiyi güçlendireceğiz. Temel hak ve özgürlükleri güvence altına alacağız.

Dış politikada da aynı netlikteyiz: Kafkaslardan Avrupa’ya, Asya’dan Afrika’ya; halkların eşitliğini, bölgesel barışı, demokratik işbirliğini ve Filistin halkı başta olmak üzere ezilen halklarla dayanışmayı esas alan bir çizgiyi daha güçlü savunacağız.

Bu bizim programımız. Bu bizim iddiamız. Türkiye'yi yönetmeye talibiz. Bu ülkenin kaderini beraber yeniden yazmaya talibiz.

Tohum atıldı

Kimsenin şüphesi olmasın, biz bu sürecin teminatıyız. Süreci enfekte eden kim olursa olsun, ilk bizi karşısında görecek. Yumruğumuz sıkılı değil, elimiz açıktır. Göz hizasından konuşuyoruz ve gizli bir ajandamız yok. Tek bir ajandamız var,  da demokratik bir Türkiye'dir. Tek bir ajandamız var, barış ve demokratik toplumdur. İşte tam da bu sürecin hepimizi ve 86 milyonu güçlendireceğine inanıyoruz. Dost ve düşman bilsin ki, dünyada, Ortadoğu'da ve Türkiye'de yeni bir dönem başlıyor. Ve biz bu döneme hazırız. Kendimizi Diyarbakır'dan sorumlu hissettiğimiz kadar Ankara'dan, İstanbul'dan da aynı düzeyde sorumlu göreceğiz. Bu konuda eksiklerimizi de gidereceğiz. Türkiye'nin her bir karışına aynı sorumluluk duygusuyla yaklaşacağız. Kimse kaygı duymasın. Yarın, bugünden daha iyi olacak. Demokratik Cumhuriyet Hareketi'ni bugünden itibaren başlatıyoruz. Tohum bugün Ankara’da, bu salonda toprağa düştü; kökü tutacak, dalı büyüyecek, gölgesi bu ülkenin her bir karışına düşecek. Yolumuz, yolunuz açık olsun."

***

 

DEM Parti'nin eksiklikleri

DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, siyasi hareketlerin gücünün, geçmişiyle yüzleşme cesaretinden geldiğini belirtti. Bakırhan, şunları sıraladı:

* DEM Parti, yerel yönetimlerde hedeflediği düzeyde değil. Bazı belediyelerimizden istediğimiz karşılığı henüz alamadık. Bunun sorumluluğu yalnızca belediyelerimizde değil, ilgili kurullarımızdadır, bizdedir. Kendi kadromuzu yetiştirme, yeni kuşakları siyasetin içine çekme konusunda daha yaratıcı adımlar atabilirdik. Bu konudaki noksanlığımızın bilincindeyiz.

* Bu ekonomik krize denk düşen bir emek mücadelesini istediğimiz düzeyde hayata geçiremedik.

* Halklar ve inançlar konusunda en özgürlükçü partiyiz ama Türkiye'deki halklarla, farklı inançlarla bağ kurmakta daha iyisini yapabilirdik.

* Türkiye'nin her köşesinde büyük doğa tahribatları yaşanıyor. Ekoloji mücadelesi, belki de ortaklıklarımızı en çok genişletebileceğimiz alan. Nerede bir tahribat varsa orada olmaya çalıştık, tepkimizi gösterdik ama güçlü bir ekoloji mücadelesi konusunda çabalarımız yeterli olmadı.

* Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni toplumun tümüne mal etme, onu gerçek anlamda toplumsallaştırma konusunda da eksik kaldığımız yerler oldu.

***

Eşbaşkanlarla devam

DEM Parti 5. Olağan Kongresi’nde mevcut Eşbaşkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan yeniden seçildi.

Tek liste ile gidilen seçimlerde, 600 civarında delege oy kullandı. Hatimoğulları ve Bakırhan, yeniden eşbaşkanlığa seçildi. Kongrede, Parti Meclisi (PM), Merkez Disiplin Kurulu (MDK) gibi kurulların yedek ve asli üyeleri de seçildi. PM, merkez disiplin ve uzlaşma kurulunda toplamda 45 isim değişti.

Kongrede, 80 kişiden oluşan PM'ye yeni 28 asil üye seçildi. Seçilen yeni isimler şöyle: Asiye Kolçak, Ayfer Fatma Çelik, Aylin Hacaloğlu, Berdan Gündüz, Berivan Elter, Berna Çelik, Besriye Tekgür, Çiğdem Köse, Doğan Erbaş, Ekaterini Nikalao, Ekrem Baran, Elif Çoban, Eylem Saruca, Fikret Melih Çolakoğulları, Saruhan Oluç, İbrahim Ateş, Mehmet Resul Baykara, Metin Kılavuz, Muhsin Dalfidan, Nayif Bulğa, Ömer Kulpu, Sedat Şenoğlu, Sevda Çelik Özbingöl, Seyfettin Aydemir, Sezgin Kartal, Turkut Çatar, Vaysi Unat ve Zeyyat Ceylan.