Tarihsel süreç içerisinde ticaret hep olagelmiştir. Toplumsallaşmaya başlayan insanlık, metaya karşı meta alışverişinde bulunurken de alışveriş yapıyordu. Para ile meta alım-satımı yaparken de, ticaret yapıyor. Yadsınamaz gerçeklik olarak, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak üzere, zuhur eden ticaret, tekel-sermaye bağlamında tüccarın tahakküm aracına dönüşmüştür.

Ticaretin sınır tanımaması, savaşların nedenidir. Çünkü bu uğurda kervanlar, yollar, savaşçılar olmuştur. Ticaret yollarının yapılması, ulusların kendi pazarı veya günümüzün küresel ağında da ticaret varlığını hep koruya gelmiştir. Yollar, kervanlar ve muhafızlar eski söylenceler olabilir. Gerçek olan amacından saptırılmış ticaretin köleci-feodal sistemde, tefecilik ekseninde gelişerek bir tür sermaye aracına dönüştürülüp, özünden boşaltılan yani “toplumun ihtiyaçlarını karşılama” rotasından çıkarılan, artı ürünün gaspı üzerine kendini inşa eden sermaye birikimidir...
Kavramları kapitalist modernite tanımlamalarından azade edip, doğru zemine oturtmak Demokratik Özerkliğin ekonomik dünyasını yaratmak için elzemdir.  Üretim, ticaret, para dağıtım vs. gibi kavramları yeniden tanımlayıp, izaha kavuşturmaya olan ihtiyaç, toplumun algılarını yeniden inşa etmek için önemlidir. Dolayısıyla “Ulusal Pazar ve Uluslararası Pazar” kuramlarını yeniden ele alıp, teknolojiye dayalı ağa oturtmak gerek. Neo-liberal politikalar ulusal veya uluslararası pazarı bütünüyle ele geçirirken, bunu zor yoluyla yapmaz. Daha çok üretimin hızı, paranın döngüsü ve dağıtımın (lojistik) ağsal gücünü kullanır.
Bu yüzden, ticaret günümüzde boyut değiştirmiş, tüm girdi ve çıktıların birbirine bağlantılı olduğu bir süreç haline gelmiştir. Tüm bunları ortaya koyarken, ticaretin gerçek rolünü oynaması, ancak alınacak tüm ekonomik ve politik kararlarda toplumun ihtiyaçlarından öte birikim ve güç olgularının oluşmaması önemlidir. Çünkü yaşamsal önemde olan insan ihtiyaçlarının, ticaretin kâr yoluyla ve devlet gücüyle sınırlandırılabildiğini bilmekteyiz.
Yapılması gereken, ticaretin kâr aracı olmaktan çıkarılıp, geçim kaynaklarının bölge, ülke ve dünya düzleminde oturtulmasıdır. İnisiyatifin tüccara ve tefeciye (banka sistemi) terk etmeyip, meta pazarındaki fiyat düzeyini, ahlaki-politik temelde yeniden kurarak Demokratik Özerklik kurumlarınca belirlenmesini sağlamaktır. Yani ticaret, sermaye biçimini almadan müdahalede bulunarak, kâr güdüsünü ortadan kaldırıp, metayı toplum yararına sunmalıyız.


 Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi