
Binlerce siyasetçi cezaevinde
Binlerce insanın fikirlerinden, demokratik siyaset yapmaktan, muhalif olmalarından dolayı cezaevinde tutulduğu hatırlatılan açıklamada, ”Milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, partimizin yönetici ve üyeleri, il genel meclisi üyeleri cezaevlerinde rehin tutularak, bir halkın siyasal katılımı engellenmeye çalışılmaktadır. AKP iktidara geldiğinden beri, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı iki katını geçti” denildi.
Roboskî'nin üstü örtülüyor
Her gün yenileri eklenen kadın cinayetlerinin katlanarak devam ettiğini de vurgulayan BDP, Roboskî’de 34 insan bu devletin savaş uçakları tarafından katledildiğini de kaydetti. Katliamın üzerinden yaklaşık iki yıl geçmesine rağmen, sorumluların yagrı önüne çıkması bir yana, katliamın üstünün örtülmesi için tüm kurumların seferber edildiğini de vurguladı.
63 gazeteci tutuklu
Gezi direnişine katıldıkları gerekçesiyle yüzlerce kişinin tutuklandığı, polis saldırısı sonucunda da 7 kişinin yaşamını yitirdiği kaydedilen açıklamada, “Türkiye, Dünya Basın Özgürlüğü sıralamasında 106. sırada yer alıyor. Bugün cezaevinde tutuklu bulunan gazeteci sayısı 63’tür. İnsan hakları gününde insan hakları savunucuları ve adalet mücadelesi veren hukukçular cezaevindedir. Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini en çok ihlal eden ülkeler sıralamasında rekorlarını hiçbir ülkeye kaptırmamaya devam ediyor” ifadesine yer verildi.
Direniş kazandıracak
AKP Hükümeti'nin polisiyle, askeriyle, yargısıyla kendisine muhalif olan herkesi düşman olarak görmekte ve toplumsal muhalefeti her türlü baskıyla sindirmeye, susturmaya çalıştığına dikkat çekilen açıklamada, "Devletin, hükümetin demokratik talepleri bastırma girişimleri karşısında demokrasiden, barıştan, özgürlükten ve emekten yana olan herkes ise meydanlarda direnmekte büyük bir mücadele yürütmektedir. Bu mücadelenin er geç kazanacağı, demokrasi ve özgürlüklerin hak ettiği noktaya gelecektir" denildi. Açıklamada son olarak, "Barış ve huzurun kalıcılaştığı, insan hak ve özgürlüklerinin korunup saygı duyulduğu bir ülke demokrasisinin öncelikli şartı; tüm halkların ve herkesimin en demokratik taleplerinin diyalog ve müzakere yoluyla karşılanması gerekliliğidir” denildi.
Şekli iyileştirmeler yetmez
HDP Eşbaşkan Yardımcısı Ayhan Bilgen tarafından yapılan açıklamada da Yüksekova'daki infaza işaret edilerek, "Göstericilere yönelik silahlı müdahale sonucunda iki yurttaşımızın hayatını kaybetmesi, aslında geçtiğimiz yıla da damgasını vuran polis müdahale alışkanlığının son örneğidir" denildi. Açıklamada, "Gezi eylemleri boyunca ölüme sebebiyet verecek ölçüde aşırı güç kullanan polis ile ilgili etkin bir soruşturma ve yargılama sürecinin yaşanmamış olması, bu tavrın sistemli olduğunu gözler önüne seriyor" vurgusu yapıldı.
AKP Hükümeti'nin politikalarının eleştirildiği açıklamada, "Türkiye’nin insan hakları sorunları teknik ve şekli iyileştirmelerle aşılamayacak düzeydedir. Bir kısmı Anayasa’dan kaynaklı olmak üzere hukuk düzenine dayanmakla birlikte, önemli bir kısmı da uygulamadaki tavırla ilgilidir. Cezaevlerinde hasta mahpuslarla ilgili yaklaşım ortadadır. Yüzlerce insanın tedavisi engelleniyor, adeta ölmeleri bekleniyor. Salıverilmeleri gerçekleştirilmiyor. Yine seçilmiş milletvekilleri gibi, avukatların, siyasi parti yöneticilerinin, öğrencilerin, gazetecilerin, belediye başkanlarının ve meclis üyelerinin keyfi biçimde tutuklu bekletilmeleri ve adeta rehine muamelesine tabi tutulmaları kabul edilemez bir durumdur" denildi. HDP, "İnsan hakları savunucularının tehdit altında olmaya devam ettiği bir ülkede, devletin kendi insan hakları örgütlenmesinin de güven verici, inandırıcı olması beklenemez" ifadelerine yer verildi.
Asgari talepler
İnsan hakları kurumlarının hak ihlalleri tablosunun değişimesi için sıraladığı askeri talepler şöyle:
* TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun siyasal iktidardan kaynaklı olarak dağılması vahim bir gelişmedir. Türkiye yeni ve demokratik bir anayasa yapamadığı sürece Türkiye'nin demokrasi ve insan hakları sorunlarını çözemez. Bunun için yeni anayasa yapılıncaya kadar tüm süreçler zorlanmalıdır.
* Kürt sorununun çözümü için yasal süreç hazırlanmalı, diyalogdan müzakereye geçilmeli ve beklentileri karşılayacak gerçek bir yol temizliği yapacak demokratikleşme süreci yaşanmalıdır.
* Adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı önündeki engeller kaldırılmalı, savunma dokunulmazlığı etkin olarak uygulanmalı, avukat müvekkil arasındaki meslek sırrı ilişkisine saygı gösterilmeli, uzun tutukluluk süreleri düşürülerek, hızlı ve adil bir yargılamanın koşulları oluşturulmalıdır. Adil yargılanma, masumiyet ve lekelenmeme hakkını ortadan kaldıran her türlü uygulama, birey ve dava gözetmeksizin terk edilmelidir. Bu çerçevede, öncelikle Terörle Mücadele Yasası yürürlükten kaldırılmalıdır.
* İşkence ve kötü muamele suçu işleyenlerin cezasız kalmasına neden olan yönetsel, yasal, yargısal ya da öteki tüm engeller kaldırılmalı, suçluların derhal ve adil biçimde yargılanması ve cezalandırılmasının mekanizmaları etkinleştirilmelidir.
* Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu değiştirilmeli, kolluğun üst arama, kimlik sorma, silah ve zor kullanma yetkileri daraltılarak yasa, bir bütün olarak kişi özgürlüğünü esas alan bir niteliğe büründürülmelidir.
* Gözaltı birimleri ve cezaevleri 'Bağımsız İzleme Kurulları'nın denetimine açılmalıdır.
* Türkiye, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yargı yetkisini tanımalı, bu amaçla Roma Sözleşmesi'ni imzalamalıdır.
* Türkiye, BM Kayıplar Sözleşmesi'ne hiçbir çekince koymadan taraf olmalıdır. İHD verilerine göre tespit edilen 250 toplu mezar ve tespit edilmeyi bekleyen toplu mezarlar Minnesota Otopsi Protokolüne ve Kızılhaç'ın bu hususla ilgili rehber ilkelerine göre açılmalıdır.
* Roboskî'de 19'u çocuk yaşta olan 34 yurttaşımızın savaş uçaklarından atılan bombalar ile katledilmesi olayı üzerinden iki yıl geçmesine karşın hala sorumluları ortaya çıkarılamadığı ve adalet tesis edilemediği gözönüne alındığında bu konuda etkin, bağımsız bir soruşturmanın derhal başlatılıp, süratle sonlandırılmalıdır.
* F Tipi Cezaevi ile genelde tecrit uygulamasından vazgeçilmelidir. Hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalı ya da cezalarının infazları yeniden sağlıklarına kavuşasıya kadar ertelenmelidir.
DİHA/ANKARA