- "PKK, demokratik topluma dönüşerek aşıldı. Bunun için demokratik ulus eksenli demokratik toplum siyasi programını geliştirmek temelinde, stratejik olarak bir siyasi çözüm önerilmiştir.”
HALİT ERMİŞ
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, demokratik entegrasyon süreciyle ulus-devletin biriktirdiği sorunların aşılmasında, demokratik toplum inşasını en temel çıkış yolu olarak ortaya koyuyor. Demokratik toplumu da son kertede demokratik ulusun inşası olarak nitelendiriyor. Burada farklı isimlendirmeleri, ayrıksı şeyler değil, sistemin zorunlu parçaları olarak görmek gerekiyor.
Demokratik entegrasyon yoluyla da varılmak istenen demokratik toplumdur. Demokratik toplumda ulusların demokratik temelde bir aradalığı, demokratik ulus olarak nitelendiriliyor. Ulus-devlette farklı uluslar, dinler, mezhep ya da kültürler birer çatışma ve iktidar kurma gerekçesi olurken, demokratik ulusta farklılıklar demokratik toplumun inşasında birer zenginlik ve renklilik oluyor. Demokrasi kültürü burada vazgeçilmez öğedir.
Eşitler arası ilişki
Kürt sorununu demokratik entegrasyonla çözmek, demokratik toplum inşasının vazgeçilmez yolu olarak belirleniyor, kuşkusuz bu da demokratik kültürü zorunlu kılıyor. Yeniden hatırlatmak gerekir ki; demokratik entegrasyon zora dayalı değil, demokratik temelde karşılıklı kabul üzerinden farklılıkların bir aradalığını gerektiriyor. Söz konusu olan eşitler arası ilişkidir. Başka bir ifadeyle, "Demokratik entegrasyon farklı toplumsal, siyasal, kültürel bileşenlerin ortak bir sistem ya da yapı içinde bir araya gelmesi, karşılıklı bir bütün oluşturması ve bu çokluğun karşılıklı birbirini kabul/tanıma süreci olarak tanımlanabilir."
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, başta Kürt sorunu olmak üzere bölge ve küresel sistemin yaşadığı bunalımı ve sorunları aşmada demokratik entegrasyonu önerirken, yaptığı tespitlere yeniden bakmak, sorunun neden ve sonuçları konusunda son derece aydınlatıcı olacaktır.
PKK dönüşerek aşılıyor
“Demokratik entegrasyon yeni bir çözüm modelidir” diyerek, şöyle devam ediyor: “Özellikle PKK’nin Türkiye Cumhuriyeti ile yaşadığı 50 yılı aşan çatışmanın ardından böylesi bir çözümün kaçınılmaz olduğu daha da iyi anlaşılmıştır. Ulusal kurtuluş savaşı stratejisinden vazgeçildiği hem son manifestoda hem de bu süreç boyunca geliştirdiğimiz bütün değerlendirmelerde ortaya konulmuştur. PKK’nin aşılmasının nedenleri iyi anlaşılmak durumundadır. Bununla yapılmak istenen kendini tamamen ortadan kaldırma değil, demokratik modernite perspektifli doğru çözüm temelinde politik ifade kanallarını gündemleştirmektir. PKK, demokratik topluma dönüşerek aşıldı. Bunun için demokratik ulus eksenli demokratik toplum siyasi programını geliştirme temelinde, stratejik olarak bir siyasi çözüm önerilmiştir.”
Burada Kürt Halk Önderi bir yandan sorunların çağımıza uygun çözüm yöntemini ortaya koyarken, aynı zamanda sürekli bir mücadelenin gerekliliğine de işaret ediyor. O açıdan PKK’nin feshini bir bitiş değil, demokratik entegrasyonla uyumlu yeni formlar altında mücadelenin yeni bir aşaması olarak nitelendiriyor.
Niteliksel bakımdan farklıdır
Ulus-devlet ile demokratik toplum yöntemleri arasındaki farkların doğru anlaşılması da ret-kabul tercihleri kadar nedenlerinin de kavranması açısından önem arz ediyor. Bu, aynı zamanda PKK'ye yönelik ‘Kürt halkının ulusal mücadelesini bıraktığı’ yönlü suçlamalarının da doğru anlaşılması açısından gereklidir. Kürt Halk Önderi’nin konuya dair tespiti şöyledir: “Demokratik ulus, devlet ulusu veya ulus devletten niteliksel bakımdan çok farklıdır. Ulus-devlet sadece farklı etnik grupları, kültürleri değil, adına kurulan ulusun bile ulusal kültürünü ve değerlerini zor yoluyla devletleştirerek, asimile ederek var olmuştur. Bu durumu başta Fransa olmak üzere, ulus devletin ilk olarak çıktığı Avrupa ülkelerinde gözlemleyebiliriz. Fransa ulus-devleti Brötonları, Korsikalıları ve diğer toplulukları da Fransız kültürü içinde tekleştirirken, aynı oranda Fransızları da tekleştirmeye çalışmıştır. Halen bu uygulamalara tepki duyan Fransız bölgesi vardır. Almanya’da da ulus-devlet, yerel prensliklerde temsilini bulan farklı kimlik ve inançları bir şekilde bastırarak geliştirilmiştir.”
Devam edecek: Demokratik entegrasyon ve sorunların ilkesel çözümü