- Anma törenlerinde gördüğümüz şey, acının en katı gerçekliği ile bu acıyı onurlu bir direniş kültürüne dönüştüren sarsılmaz halk iradesinin, aynı zamanda ve aynı mekânda birlikte ve iç içe yaşanmasıdır.
HÎWA HEMRÎNÎ
Bakurê Kurdistan’da birçok kentte günlerdir on binlerce insan şehitlerini anıyor, anlıyor ve hepimize şehitleri yeniden anlatıyor. Bu hat, Kürtlerin direniş belleğinin omurgasıdır.
Amed’den Cizîr ve Nisêbîn’e 1990’ların başında uzanan ilk büyük serhildanlar, Türk devletinin inkâr ve imha siyasetine karşı halkın sokakları, meydanları ve bedenini siper ederek "Biz varız" dediği kurucu bir eşikti. Bugün, o ilk isyan dalgasından 35 yıl sonra aynı kentlerde on binlerin bu kez Kürdistan’ın dört parçasında toprağa düşen gerillalar için yeniden alanlara dökülmesi, Kürtlerin özgürlük döngüsünün devam ettiğini gösteren yeni bir varlık eşiğidir.
Halk Savunma Merkezi Komutanlık Üyesi Murat Karayılan’ın, 50 yıllık PKK mücadelesindeki şehitlerle ilgili verdiği bilgiler, kuşkusuz askeri bir kayıp bilançosu değildi. 27 bin şehit, özgürlük takviminin her sayfasına en az bir şehidin isminin yazılması anlamına geliyor. İşte Kürdistan’da, Kürt halkının varoluş koşulu, varoluş yasası bu kadar sert ve anlamlıdır. Kürdistan’daki her özgür gün ya da özgürlük hanesine yazılmış her günü bir şehid yaratmıştır. Yine Kürdistan’da her evin, her sokağın, her toplumsal ilişkinin bu 27 bin şehit gerilla ile doğrudan bir bağı vardır. Kuşkusuz çok ağır bir bedel, aynı zamanda kavranması gereken bir hakikattir.
Büyük bir yaşam ilanı
PKK öncü kadrolarının, “Yaşamı, uğruna ölecek kadar çok seviyoruz” veya “Keşke canımızdan başka vereceğimiz bir şey olsaydı” tutumu, sömürgeciliğin ölümle terbiye etme ve korkutma stratejisine karşı büyük bir varlık ve yaşam ilanıdır. Böylelikle yitirilen her can, bireysel bir ölüm olmaktan çıkar, özgür halkın yaşam formuna dönüşür. Kürdistan’da şehit gerillaları anma törenlerinde gördüğümüz şey, acının en katı gerçekliği ile bu acıyı onurlu bir direniş kültürüne dönüştüren sarsılmaz halk iradesinin, aynı zamanda ve aynı mekânda birlikte ve iç içe yaşanmasıdır.
Hayatta kalmayı değil, yaşamayı tercih edenler
50 yıllık süreçte şehit düşen 27 bin gerilla, hayatta kalmayı değil, yaşamayı tercih edenleri temsil eder. Sistem, sadece “hayatta kalmayı” dayatır, yani fiziki varlık için her türlü değerin ve ilkenin reddini ister, en çok da özgürlüğün. Sadece nefes almak, Önder Apo’nun da dediği gibi “Yaşayan ölü” olmak anlamına gelir. PKK’nin öncü kadrolarından Kemal Pir’in “Biz yaşamı uğruna ölecek kadar çok seviyoruz” sözü, ölümü yüceltmek değildir; “sadece hayatta kalmanın” ötesine geçmektir, yaşamın esas anlamına ve onuruna kavuşturulmasıdır. İşte 27 bin şehit gerillanın temsil ettiği şey de budur. Her şehit, yaşamı kurtarma eylemidir.
Emanetiniz buradadır, bizimle yaşamaktadır
PKK, kendini feshettiği 12. Kongresi’nde şehitleri Kürdistan halkına emanet ettiğini duyurmuştu. PKK’nin en büyük mirası, şehitlerin hatırasıdır ve bu emanet halka emanet edilmişti. Şehit gerillalar için kurulan taziyelere on binlerce insanın akın etmesi, halkın bu emaneti tereddütsüz kabul ettiğinin ve sahiplendiğinin kanıtıdır. On binlerce insanın aynı anda bu alanları doldurması, dost ve düşman herkese, "Örgütsel yapılar ve dönemler değişebilir, silahlı mücadele son bulabilir, ancak bu mücadelenin ve bedellerin belleği silinemez. Emanetiniz buradadır, bizimle yaşamaktadır" mesajıdır. Bu, PKK tarihinin de şehitler şahsında mühürlenmesi ve geleceğe aktarılmasıdır. Bu tarih ve hafıza, kimse tarafından silinemeyecek, tersyüz edilemeyecektir. PKK şahsında örgütsel bir dönem kapanmış olabilir ama son iki haftadır Kürdistan’da olanlar şehitler şahsında yeni bir toplumsal varoluş döneminin başladığını ilan etmiştir.
Ciwan Haco’nun Kürdistan şehitlerine ilişkin bir şarkısında, şehitler Kürdistan halkına şöyle seslenir:
Ez ji bilbilê xemgîn re, ne bihar im
Ji bûka çarî reş re, ne guhar im
Ji konê şînê re, ne sitûn im
Ji kalê poşman re, ne qelûn im!
Şehîd canê xwe didin erdê
Ji bo ala şahiyê hildin
Ala şahiyê govend û dîlan e
Çepik û lîlandin e û stran e
Kürdistan halkı, şehitlerin bu isteğine cevap vermiş, Kürdistan’ı bir yas evinden ziyade bir varlık, hafıza ve direniş mekanına çevirmiştir. Stranda bahsedilen direniş, özgürlük ve şölen bayrağının çekilmesine de az kalmıştır.