Her devrimci tarihsel dönem, kendi kahramanlarını yaratır. Bu genel düsturu insanın tarihin öznesi olmaktan çıktığını iddia eden burjuva teorilere karşı, hayatın ve kavganın içinden yükselen, tarih yazan kitlelerin içinden çıkan asıl kahramanların doğmaya ve doğurmaya devam ettiğini söyleyip yanıtlayarak kahramanlarımıza yüzümüzü dönelim.
   Tarih bugünün insanına insanlık adına direnişin görkemine tanık olma, tarihin yeniden yazıldığını görme şansı verdi. Kobanê'de insanlık adına haftalardır süren direniş, tarihin çok ender dönümlerinde görülebilecek bir olaydır. Kobanê Direnişi bu yüzden Stalingrad Savunması'na, İspanya İç Savaşı’nda Madrid Savunması'na benzetildi doğal olarak. Stalingrad Savunması dünya halklarında ve emekçi yığınlarda nasıl bir umut ve yeniden inşa coşkusu yarattıysa, Madrid sokaklarındaki direniş nasıl bir dayanışma kültürü yarattıysa, Kobanê Direnişi de Ortadoğu’da devrimci demokratik yükselişin başlangıç vuruşu olacaktır.
   İspanya iç savaşının kuşkusuz en önemli sloganı "No Pasaran"dır. "No Pasaran"; yani "Geçit Yok", İspanya İç Savaşı’nın, Madrid Savunması’nın ruhudur. Dahası tekelci sınıflar adına savaşan faşist güruhların olduğu her yerde, direnişin olduğu her yerde "No Pasaran" sihirli bir sözcük gibi ezilen halkların ve sınıfların dillerinde, yüzlerinde, bakışlarındadır.
 "No Pasaran"ı kalbimize ve ruhumuza üfleyerek sosyalist söyleme yerleştiren İspanya iç savaşının direnişçi önderlerinden Dolores Ibarruri, 9 Aralık 1895’de Madrid’de doğdu. Basklı maden işçisi baba ve İspanyol annenin, Ibarruri’nin ilerici fikirlerle yetişmesinde büyük payı vardır kuşkusuz. 1916 yılında devrimci maden işçisi Julian Ruiz’le evlendi ve bu tarihten itibaren defalarca tutuklandı. Hapishanede Marksizm’i okuma/kavrama şansı oldu ve 1921’de İspanya Komünist Partisi’nin kuruluşundan itibaren parti içinde konumlandı.
Bu devrimci kadın, Komünist Parti’nin yayın organı Mundo Obrero’da kadın sorunları ve mücadelesi ile ilgili yazılar yazmaya, aktif olarak mücadele etmeye başladı. Yine madenci gazetelerinde "La Pasionaria" (Tutku Çiçeği) takma adını kullanarak çeşitli yazılar yazdı. Dolores Ibarruri hayatının geri kalanında bu isimle anılacaktır. Ernest Hewingway "Çanlar Kimin İçin Çalıyor" adlı eserinde La Pasionaria’dan söz edecektir. Ibarruri, ateşli, tutkulu ve etkileyici bir konuşmacı, ajitatör olarak öne çıktı. Kısa sürede parti içinde değişik kademelere gelerek Merkez Komite üyeliğine ve sonrasında politbüro üyeliğine seçildi. Zamanla İspanya Komünist Partisi’nin uluslararası platformlarda en tanınan ismi haline geldi ve 1933 yılında Moskova’da toplanan Komünist Enternasyonal’e delege olarak katıldı.
İspanya iç savaşı başladığında Madrid’de özellikle kadınların Cumhuriyetçi-Devrimci saflarda yer almalarında etkili bir önder olarak öne çıktı. Konuşmaları, ajitasyonları toplumun farklı kesimlerini anti faşist mücadele etrafında kenetledi. Bir radyo konuşması esnasında bağırarak haykırdığı "No Pasaran" ve "Diz çökerek yaşamaktansa ayakta ölmek yeğdir" sözleri İspanya direnişçilerinin kalbine dokundu.
Ancak tüm direnişe rağmen İspanya arkasında yarım milyondan fazla ölü ve bir milyondan fazla sürgün bırakarak düştü, faşizmin dünyada etkinliği arttı. Dolores Ibarruri de Sovyetler Birliği’ne geçerek politik faaliyetlerine buradan devam etmek zorunda kaldı. Tek oğlu Ruben, Sovyet Kızılordusu’na katıldı ve Stalingrad Savunması'nda hayatını kaybetti.
Direnişin neferi Dolores Ibarruri, 1944 yılında İspanya Komünist Partisi liderliğine seçildi ve 1964’te Lenin Barış ödülü aldı. 1975’te Franco’nun ölümünden sonra dönebildiği ülkesinde yapılan ilk seçimlerde Astuiras bölgesini temsilen milletvekili seçildi.
12 Kasım 1989'da zatürreden hayatını kaybeden Dolores Ibarruri, dünyanın her yerinde direnen halkların ve ezilen sınıfların direnişteki "Tutku Çiçeği'' olarak yaşamaya devam ediyor. Ve bu "Tutku Çiçeği" dünyanın her yerinde yine yeniden filiz veriyor. Kobanê'de Arîn Mîrxan gibi.