Toplumun besleyeni ve geliştireni olan gençlik örgütlendirilmediği sürece toplum aşındırmaktan ve topluma zarar vermekten öte bir pozisyona geçemez. Çünkü örgütsüz gençlik ne yapacağı, nasıl yapacağı ve nereden başlayacağını bilmeyen gençliktir. Ancak örgütlülüğe kavuşturulduğu oranda, gençlik içinde barındırdığı potansiyel gücü topluma aktarılabilir. Bu şekilde toplum öz dinamikleri üzerinden yarınlara ulaştırılabilir ve özgür yaşamlara kavuşturulabilir. Bu temelde yaşamın her alanında, evde, sokakta, iş yerinde bu örgütlülük ekseninde hareket edilmesi gerekir. Örgütlü yapı karşısında sistem de zora girer. Baskı araçları elinden alınır. Sistemin böylesine örgütlü gençlikten çekinmesinin temelinde bu yatmaktadır.

Bu doğrultuda gençlik geliştireceği komünlerle sürece daha aktif katılabilir ve örgütlülüğünü anlama kavuşturabilir. Komün gerçekliği nasıl ki toplumun kendi yaşamını düzene koyması ve sistemin bireycileştiren uygulamalarına karşı doğru bir duruşu geliştirip toplumsal bağı güçlendiriyorsa, gençlik açısından da böylesi bir öneme sahiptir. Sistemin geliştirdiği fuhuş, uyuşturucu, spor, popüler kültür ve moda sektörüyle gençler olabildiğine kendi gerçekliklerinden uzaklaştırılmak ve toplumsal olandan koparılmak istenmektedir. Komün gerçekliği sistemin fuhuş politikalarına, spor sektörüne ve popüler kültür uygulamalarına karşı doğru duruşun gelişmesini sağlayan bir gerçekliğe sahiptir.
Gençlik geliştireceği komünler yoluyla sadece kendisini değil, aynı zamanda toplumunu da bu hastalık yayan sistemik uygulamalarından koruyacaktır. Kendi ailesi başta olmak üzere, bulunduğu mahallede, şehirde, köyde her yerde komün oluşturma ve oluşturulacak komünlere aktif katılımını sergilemelidir. Sayı kaygısına düşmeden iki kişi olacağı gibi on, yirmi kişilik komünler de olabilir. Komünsüz bir gençlik her an sistemin saldırılarına maruz kalmaktan kurtulamayacak gençliktir.
Yine komünler kadar önem arz eden bir başka gerçeklik de gençlik Meclisleridir. Sistemin iradesizleştiren, uyutan, belleksizleştiren politika anlayışına karşın geliştirilecek meclisler yoluyla politika gerçek anlamına kavuşturulabilir. Dört duvar arasına sıkıştırılan, halktan uzak ve kopuk mekanlarda yapılan, toplumsal sorunların dillendirilmesinden çok, var olan sorunların daha da derinleşmesine neden olan politika anlayışıyla sistem kendi çıkarlarını daha çok garantiye almaktadır. Politika toplum için değil, devlet erkanı ve bir grup kapitalist için yapılır olmuştur. Ancak politikanın öz itibariyle toplumun sorunlarının tartışıldığı ve ortak akıl yoluyla çözümlerin geliştirildiği gerçekliği hep saptırılmıştır. Meclisler yoluyla politika yine bu işlevine kavuşabilir ve toplumun ihtiyaçlarını giderebilir. Gençlik meclislerin geliştirilmesi ve işlevselleştirilmesi doğrultusunda en çok çaba sahibi olması gereken toplumsal kesimdir.
Köylü ve işçi gençlik bu doğrultuda bu görevin bilincine vararak bir an önce faaliyete geçmek durumundadır. Bugün itibariyle meclislerin birkaç kişinin gelip oturduğu gününü akşama evirdiği mekanlar olmaktan çıkarıp, toplumun devlet kurumları yerine; sorunlarını ileteceği, tartışacağı ve çözümlerle evlerine gideceği mekanlar haline getirilmesi gerekir. Gençlik bir an olsun boş durmaksızın aileleri bilinçlendirme, ev ev dolaşarak, herkesle konuşarak dönemi ve görevleri aktarması ve aktardıkları temelinde örgütlenmesi gerekir. Meclisler bu görevi yerine getirecek konumdadır. Yeter ki gerçek anlamına kavuşturulsun ve bu anlam çerçevesinde toplumsal ihtiyaçlara cevap olsun.
Gençliğin kendisini etrafında örgütlülüğe kavuşturacağı başka bir alan da kooperatiflerdir. Gençlik geliştireceği kooperatifler yoluyla kendi ekonomik alanlarını oluşturacaktır. Ekonomi denilince ilk akla gelen genellikle para olmaktadır. Oysaki gerçeklik bu değildir. Para, sistemin ekonomi gerçekliğini kendi tekeline alma araçlarından sadece biridir. Gerçek ekonomi tarım ve hayvancılığa yani toprağa dayalı olandır. Tabi gelişen teknolojiyi tümüyle kapitalist sisteme mal etmek de doğru değildir. Sonuç itibariyle insan aklının ürünü olup toplumsal gerçeklikten koparılamaz. Ancak kapitalist sistem bu toplumsal gerçekliği de kendi tekeline almış ve kendi çıkarları temelinde kullanır olmuştur. Onun için kooperatifler yoluyla tekelleştirilen tüm toplumsal ekonomik değerler tekrardan özgürlüğüne kavuşturulabilir ve doğayla barışık bir halde işlevselliğini sürdürebilir.
Sistemin günümüz itibariyle elinde tuttuğu ekonomik sektörlerin doğayı ne derece kirlettiği görülmektedir. Kooperatifler kendi kendine yetmeyi ve toplumu ekonomik anlamda doyurmayı getirecektir. Kooperatifler yoluyla gençlik hemen hemen her gün gelişen iş kazalarından kurtulacak, sistemin ucuz iş gücü olmaktan çıkıp toplumsal çıkarlar temelinde kendisini katacaktır. Yine kooperatifler yoluyla gençlik kendi çalışma alanlarını oluşturarak bir yerlere bağımlı kalmadan kendi kendine yeterli hale gelecektir.
İçinden geçmekte olduğumuz sürecin inşa ve zihniyet oluşturma süreci olduğunu belirtmiştik. Ve bu süreci öncelikli olarak omuzlayacak olan, başarıya götürme yolunda çaba sahibi olacak olan kesimin de gençliktir. Bunun için zihniyet oluşturma ve inşa sürecini mutlak başarıya götürecek olan alanların akademiler olacağını da belirtmekte mutlak surette yarar vardır. Öncüsüz bırakılan toplumun yeniden öncülerine kavuşması ve süreci kavrayıp kavratma sorumluluğunu üstlenecek olan akademik kadrolar yoluyla olacaktır. Akademik kadro dediğimiz gerçeklik, bugün sistemin ima ettiği tarzdan tamamıyla uzak bir gerçekliğe sahiptir. Akademik kadrolar da toplumsal akademiler yoluyla gelişir. Kürt Halk Önderi, “yüreği ve beyniyle” kendisini mücadeleye adayan herkes akademik kadro olabilir ve toplumsal akademiler içerisinde yer edinebilir dedi. Yani akademiler toplum üstü kişiliklerin oluşturulduğu alanlar olmaktan çok, toplumsal inşanın merkezleri konumunda olacaktır.
Gençliğin akademilerdeki rolü de basit değildir. Özellikle geliştireceği gençlik akademileriyle kendisini başta olmak üzere toplumsal inşayı sağlayacaktır. Gençlik sorunları başta olmak üzere, bir bütünen toplumsal sorunlara eğilecek olan gençlik akademileri tarihsel misyonunu olumlu anlamda oynayacaktır. Gençlik akademilerinin öncelikli görevlerinden olan ve bilince çıkarılması gereken gerçeklik sistemin içinde genç olmanın etkileri ve sistemden kopmanın yol yöntemleridir. Yani gençliği doğru bir zihniyete oturtmadır. Kendi gerçekliğiyle buluşturmadır. Yine gençliğin tarihsel anlamda üzerine düşen görev ve misyon, tarihsel analizler, bugün itibariyle eksik kalınan ve yapılması gerekenler konusunda olmak durumundadır. Bu bilinç doğrultusunda kendisini inşa eden gençlik toplumsal sorunları daha derinlikli bir tarzda çözme eğiliminde olacaktır. Yine bu akademiler yoluyla genç kadın kendi tarihsel gerçekliğiyle buluşturulacak, sistemin kendisine dayattıkları uygulamalardan kendisini azat edecektir. Kadın olmanın gereklerinin yanı sıra genç kadın olmanın yüklediklerini daha doğru bir tarzda bilince çıkaracaktır. Kısacası gençlik akademileri başat olarak; tarihsel anlamda gençlik, gelişen mücadelelerde gençliğin rolü, hiyerarşik-devletçi sistem tarafından gençliğe dayatılan uygulamalar, bugün gençliğin yüz yüze olduğu uygulamalar, bu uygulamalar karşısında gençliğin görev misyonu, yetersizlikleri vb. konularını ele alacaktır.
Sonuç itibariyle; gençlik kendi gerçekliğiyle buluşmak zorundadır. Dönem bunu gerekli görmektedir. İnşa kadrosu öncelikli olarak kendisini inşa edendir. Yaşamın her alanında bu bilinçle hareket edildiği sürece çözemeyeceği hiçbir toplumsal sorun kalmayacaktır. İşçi, öğrenci, köylü, kadın, erkek toplumun her alanında bulunan gençliğin bu sorumluluklar çerçevesinde harekete geçmesi zamanın ruhunu yakalama açısından gereklilik arz ediyor. Kürt Halk Önderi Öcalan’ın da belirttiği gibi “Zamanın ruhunu yakalayamayanlar tarihin çöp sepetine atılmaktan kurtulamayacaktır.” Bundan kaynaklı zamana doğru bir temelde ayak uydurmak ve dönem görevlerini yerine getirmek gerekir. Gençlik, tarihsel bütünlük çerçevesinde tarihsel toplum inşasına kendisini yatırandır. Gençlik, her anını örgütlenme anı olarak değerlendiren, her mekanı örgütlülüğe kavuşturması gereken mekan olarak görendir. Gençlik, sırf dillendiren değil, konuştuğu kadar yapandır. Konuştuklarını yaşamıyla bir bütünselliğe kavuşturandır. Gençlik, özgür yarınların oluşturulması yolunda geçmişinden ilham alan, bugünü doğru okuyabilendir.