İstanbul’da önceki gün yaşanan 5.8 büyüklüğündeki depremi, seri artçılar takip etti. Depremle birlikte yapı güvenliği ve kriz yönetimi gibi başlıklar yeniden tartışma konusu haline geldi. Herhangi bir can kaybı yaşanmazken 34 kişi yaralandı ve 473 binanın hasarlı olduğu tespit edildi.

 İMO İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna, deprem toplanma alanlarının imara açılarak yerlerine AVM’ler ve toplu konutlar yapıldığını söyledi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da “470 alan belirlenmiş, şu an elimizde kalan alan sayısı 77. Bunların bir kısmı da fiziki olarak yetersiz” dedi.

İMO İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna, 1999 Gölcük depreminden sonra 496 olan deprem toplanma alanlarının 70 ile 100 arasına düştüğüne dikkat çekerek, 20 yıllık zaman diliminde deprem toplanma alanlarının imara açılarak yerlerine AVM’ler ve toplu konutlar yapıldığını vurguladı.

İstanbul’daki depremin ardından Kandilli Rasathanesi’nden açıklama yapıldı. Rasathane Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, önceki günden beri 200’ün üzerinde deprem kaydettiklerini belirterek, ”Öncelikle Türkiye’nin deprem ülkesi olduğunu kabul etmemiz lazım. Bilemediğimiz tek şey depremin zamanı. Özellikle Marmara için de bir çok bilim insanı 1999 depreminin ardından bir sonraki depremin Marmara’da gerçekleşeceği. Depremin kaç büyüklüğünde olacağı ve ne zaman olacağı veya olmayacağı konusu halk önünde tartışılmamalı. Enerji birikiyor ve çıkacak. Bir sona doğru yaklaşıyoruz ama ne zaman olacağını bilmemiz mümkün değil. Git gide o sona yaklaştığımızı söyleyebilirim ama zaman vermemiz mümkün değil” dedi.

7 ve üzeri olacak

Marmara’da olacak depremlerin 7 ve üzerinde olacağının bilimsel bir gerçek olduğunu kaydeden Özener, ”5.7’lik bir deprem oldu Marmara’da tehlike yok demek pek gerçekçi değil. Keşke o kadar kolay olsa. Keşke hiç deprem olmayacak olsa” diye konuştu.

Büyük tehlikenin habercisi

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna, İstanbul’da yaşanan depremin daha büyük tehlikelerin habercisi olduğunu söyledi. Birçok kentinin deprem tehlikesi altında olduğunu kaydeden Suna, depremde yaşanacak kaosu engellemek için hem deprem anında hem de deprem sonrası ciddi planlamanın olması gerektiğini, ancak ülkeyi yöneten aklın böyle bir plana sahip olmadığını ifade etti. Türkiye’de depreme karşı elle tutulur somut bir çalışmanın olmadığını vurgulayan Suna, siyasilerin artık depremin olup olmayacağını bir kenara bırakıp deprem anı ve sonrasında nelerin yapılması gerektiğini söyledi.

Rant uğruna imara açıldı

 1999 yılında gerçekleşen depremde İstanbul’daki yapı stoku rakamının net olmamakla birlikte 1 milyon 600 bin civarında olduğu tahmininde bulunan Suna, şimdiki yapı stokunun da 2 milyonun üzerinde olduğunu ifade etti. Suna, “Deprem güvenliği olmayan yapılarımızı yenileyip elden geçirmiyorsak sürekli risk altında tutuyoruz demektir. Her tarafı betonlaştırdık. Peki deprem olduktan sonra boş alanlara ihtiyacımız olmayacak mı, nerede çadırlar kurulacak, nerede konteynırlar kurulacak, nerede açıkta sağlık hizmetleri verilecek? Böyle bir alan kaldı mı İstanbul’da? 20 senede İstanbul’da deprem toplanma alanları olarak tespit edilen yerlerin hepsini rant uğruna imara açtık” şeklinde konuştu.

Rezidans ve AVM’ler yapıldı

 İstanbul Valiliği’nin 2002’de 496 merkezi deprem toplanma alanı ve 562 adet alanı da acil kaçış yolu olarak tespit ettiğini hatırlatan Suna, “O günden bugüne bakıldığında 496 alana ne oldu” diye sordu. Bu alanların dörtte üçünün imara açıldığına dikkat çeken Suna, imara açılan alanlarda ise toplu konutlar, rezidanslar ve alışveriş merkezlerinin (AVM) açıldığını; kala kala 70 ile 100 adet arasında değişen deprem toplanma alanının kaldığını ifade etti.

Hükümet yanıltıyor

 Yetkililerin ısrarla “yeterince deprem toplanma alanı olduğuna” ilişkin halkı yanıltan açıklamalarda bulunduğunu aktaran Suna, bu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, şöyle izah etti: “İstanbul’da yaşayan herkes ilçesini mahallesine, sokağına girdiği zaman nerede toplanacağını gösteren bir çizelge var ama orada gösterdikleri yerler okul bahçeleri, cami avluları, boş alanlar, parklar, bazı sitelerin bahçeleri. Burada bir yanıltma var.”

5-10 kişi toplanabiliyor

 Deprem toplanma alanı denilince barınma ihtiyacını karşılayacak şekilde, elektriği, suyu, altyapısı olan alanları, çadırların ve konteynırların kurulabileceği alanlar olarak anladıklarını ifade eden Suna, 5-10 kişinin ayakta beklediği alanların deprem toplanma alanları olarak gösterilemeyeceğini sözlerine ekledi.

 Şehrimiz sıkıntılıdır, nokta

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da Fox TV’de depremle ilgili sorulara yanıt verdi. ‘İstanbul’da kaç acil toplanma alanı var?’ sorusunu cevaplayan İmamoğlu, “İstanbul’da toplanma alanı 1999’da 470 adet çok büyük çaplı toplanma alanı tanımlanmış, şimdi elimizde 77’si kalmış. Bugün sayılar şöyle; İstanbul genelinde 2 bin 864 park ve buna benzer alanların toplanma alanı şeklinde AFAD’a bildirildiği söyleniyor. Bu alanlar toplanma alanı şeklinde gerekli fiziksel şartlara sahip değil. Toplanma alanı hususunda, 10 bin 22 adet olarak tanımlanıyor. Bu alanlara okul bahçeleri de konuyor. Acil toplanma alanlarıyla ilgili şehrimiz sıkıntıdadır, nokta.

 

 İSTANBUL

 
 

Deprem sigortası yetersiz

DASK verilerine göre Türkiye’de her iki evden biri zorunlu deprem sigortası yaptırmış durumda ama bu rakam yetersiz

Independent Türkçe’den Dora Mengüç’ün haberine göre yüzde 92’si deprem kuşağında olan Türkiye’de deprem sigortası yaptıranların oranı sadece yüzde 52. Türk Sigorta Enstitüsü Vakfı‘ndan Okan Utkueri, ”Henüz daha ulaşılamayan bir kesim var ama bir yandan da Türkiye’deki evlerin yarısı durum deprem sigortası sahibi. Zorunlu deprem sigortası ülkenin yarısının gözünde hala zorunlu değil gibi görünüyor” dedi.

 
 

AFAD İmamoğlu’nu çağırmadı

İstanbul Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nde dün yapılan Türkiye Afet Müdahale Planı Toplantısı’na (TAMPT) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu çağrılmadı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın başkanlık ettiği toplantıya İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da katıldı. Oktay’ın açıklamasının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti. Toplantıya, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun çağrılmaması dikkat çekti.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, depreme ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile konuşmak istediğini belirterek, “Oldukça riskli sayıda binası var İstanbul’un. Büyük işimiz var. Sayın Cumhurbaşkanı’yla depremi konuşacağımı söyledim pazartesi akşamı. Gerçekten depremi konuşmak istiyorum. Bir büyük deprem yaşadığında İstanbul’un on binlerce insan kaybından bahsediliyor. Yüz binlerce insanın evsiz kalmasından bahsediliyor” ifadesini kullanmıştı.

İmamoğlu, depremin ardından Erdoğan’ın “İstanbul’da AFAD’ın bırakın yüzlerce binlerceyi on binlerce ilan edilmiş toplanma alanı söz konusu” açıklamasına ise “Keşke ben de ‘On binlerce toplanma alanımız var’ diyebilseydim” yanıtını vermişti.

 
 

Tüysüz: Ana fay kırılmadı

Açık Radyo’ya depremle ilgili değerlendirmelerde bulunan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) emekli öğretim üyesi yer bilimci Okan Tüysüz, şöyle konuştu: “Depremin olduğu yer orta Marmara çukurluğu, büyüklüğü 5.6 ile 5.8 arasındaki değerler olarak veriliyor. Diofon adında Fransızların kurmuş olduğu bir sismik istasyon var, son derece güvenilir bir istasyondur, onların yaptığı fay çözümünde de bu depremin bir ters fay tarafından yaratıldığı görülüyor. Bildiğiniz gibi Marmara denizi içerisinde olacak depremi biz Kuzey Anadolu üzerinde bekliyoruz, büyük depremi ve bunu 20 yıldır da konuşuyoruz.

Bingöl’den, Karlıova’dan gelip Marmara denizi içerisinden geçip Saroz körfezinden Yunanistan’a uzanan 1600 km’lik bir fay. Oysa ki bugün olan depreme baktığımız zaman bu sıkışmalı ters fay dediğimiz bir fay türü. Yani fayın bir blokunun diğerinin üstüne doğru çıktığı nitelikte bir fay.

Bİze söyleyeceği şeyler;

  • ana fay kırılmadı, ana fay üzerinde değil,
  • ana fayda gerçekten önemli oranda bir stres birikimi var, bu zone içerisinde bir stres birikimi var, bu da geçen yaşadığımız 4.6 ya da bugün yaşadığımız 5.8 gibi depremler üretiyor.

Tabii herkes şu anda bunun bir öncü olduğu sorusunu soruyor genel olarak. İnsanların ‘yine öncü oldu, hemen sokağa çıkalım, arkasından artçı da gelsin ve bu işten kurtulalım’ ama maalesef yer bilimlerin hiçbir dalı bize böyle bir imkan sağlamıyor. Yani ‘bu deprem oldu öncüdür, arkasından büyük bir deprem gelecek’ diye bunu net bir şekilde hiçbir bilim insanının söyleme imkanı yok ama mutlaka depreme hazır olmak gerekiyor.”

 
 

Binaya girmek istemediler

   

İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi öğrencileri, depremin ardından kampüste yaşanan hasarlar nedeniyle derslere girmeyerek oturma eylemi yaptı. #AcilEylemPlanıNerede, #çapabağırıyor, #çapayıkılıyor etiketleri ile yapılan sosyal medya paylaşımlarında, hastanedeki çatlak fotoğrafları paylaşılarak hasar tespiti yapılması istendi.

 
 

Acil tedbirler alınmalı

 

TMMOB İstanbul İKK, İstanbul’da yaşanan depreme dikkat çekerek acil önlemlerin alınması gerektiğini kaydetti.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul İl Koordinasyon Kurulu (İKK) İstanbul’da 5,8 şiddetinde yaşanan depreme ilişkin ”İstanbul Depremi ve beklenen tehlike” başlığı altında Makine Mühendisleri Odası’nda  (MMO) basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya TMMOB’a bağlı Jeoloji Mühendisleri Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Şehir Plancıları Mühendisleri Odası, Makine Mühendisleri Odası yöneticileri katıldı.

Açıklamayı yapan TMMOB İstanbul İKK Sekreteri Cevahir Efe Akçelik, “Bu aşamada yapılması gereken, İstanbul’da artık deprem olacak mı olamayacak mı tartışmalarını bitirerek, acilen gerekli tedbirlerin alınması, depreme hazırlıklı olunması ve sismik aktivitelerin dikkatlice takip edilmesidir” dedi.

Denetimi mühendisler yapmıyor

Okunan ortak basın metninin ardından sırayla söz alan TMMOB’a bağlı temsilciler, deprem öncesi, anı ve sonrasına dair önerilerini aktardı. İlk olarak söz alan Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakkı Kaya Ocakaçan, kendilerine gelen kayıtlara göre İstanbul’un alt yapısının kötüye gittiği yönünde olduğunu söyledi. “Depreme karşı esas önlem alması gereken kurumlar işi kaderciliğe bıraktı” diyen Ocakaçan, şunları ifade etti: “Haberleşme uzun süre sağlanamadı. Kanun koyucu ve karar verici olmazsa biz ancak yakınabiliriz. Deprem büyük yerden emirle gelmiyor, depremin altında hepimiz kalırız. Politik nedenlerden kaynaklı alınmayan önlemlerden kaynaklı oluşacak olan ölümler cinayet olacaktır. Karşımızda uyuyan bir iktidar var. Yapılması gereken denetimlerin mühendisler tarafından yapılması gerekirken mühendis olamayan kişiler tarafından yapılıyor.”

Okullar hazır değil

 Ardından söz alan İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna, şunları paylaştı: ”Türkiye’de 2 milyon yapı stoku var ve bunlarından yüzde 50’si depreme dayanıklı değil. İstanbul’da 6 bin 127 okul var. Bu okulların yüzde 18’i depreme hazır halde. Diğerleri depreme hazır yapılar değil.”

Uzmanlara kulak verilsin

Deprem ile ilgili halkın doğru bilgilendirilmediğine dikkati çeken Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Yüksel Örgün Tutay, şunları söyledi: “Bazı kişilerin 2045 yılında deprem olacak gibi açıklamaları bilimsel değil. 1999 Gölcük depremi Türkiye için milattır. Ancak bundan da gerekli dersler çıkarılmadı. Artık şu anlaşılsın ülkemiz deniz üzerinde sallanan bir kayık gibi ve bu anlamda uzmanlara ve alanında uzman odalar ve STK’lere kulak verilsin.”

Alanlar gözden geçirilmeli

Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı Battal Kılıç ve Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Şahan da yaptıkları konuşmalarda deprem riskinin ortadan kaldırılması için kamusal alanların imara katılması ve risk oluşturan alanların elden geçirilmesi gerektiğine dikkat çekti.