Depremin bilançosu ağırlaşıyor

- İzmir’deki depremde yaşamını yitirenlerin sayısı, dün öğle saatleri itibarıyla 85’e yükseldi.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından dün öğle saatlerinde yapılan açıklamada, “Sağlık Afet Koordinasyon Merkezinden (SAKOM) alınan bilgilere göre 85 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Yaralanan 994 vatandaşımızdan 774’ü taburcu edilmiş olup, 220 vatandaşımızın tedavisi devam etmektedir. İzmir’de halen 8 binada arama kurtarma çalışması yürütülmektedir” denildi.
Ağır hasarlı ve yıkık bina
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da bugüne kadar 4 bin 424 binada, 33 bin 434 bağımsız bölümde hasar tespit çalışmalarını yaptıklarını belirterek, ”Acil, ağır hasarlı ve yıkık bina sayımız 58’e ulaştı. Az hasarlı 397 bina, orta hasarlı 66 binamız var. 17 binada çalışma başlatılmıştı, 11’inde çalışmalar bugün itibarıyla tamamlandı. Şu an 5 lokasyonda 6 binada çalışma yürütüyoruz. 8-9 katlı binalarda alt katlara kadar geldik. Doğanlar Apartmanı, Yağcılar Apartmanı, Rıza Bey Apartmanı, Yılmaz Erbek Apartmanı ve Barış Sitesi’nde arama kurtarma faaliyetlerimiz devam ediyor. Emrah Apartmanı’nda çalışmalar tamamlandı” bilgisini paylaştı.
12 kişilik çadırlarda kalıyor
Evleri hasar gören ve artçı depremlerden dolayı yurttaşlar, park ve boş alanlara çadırda yaşamlarını idame ediyor. Kızılay, AFAD ve Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği her çadırda 5 ile 12 kişi kalıyor. Yurttaşlar, salgından dolayı oldukça endişeli.
Torunları ve komşusu ile beraber 12 kişilik bir çadırda kalan Rukiye Savral (67), ”12 kişi ile dip dibe yaşıyorum. Artçı depremler bitse bile ekonomik sorunlardan dolayı evimize korka korka geçeceğim” diye konuştu.
Depremde Hayati adlı arkadaşını kaybeden ve çadırda yaşayan Kardelen Altun ise “Bir çadırda 12 kişi kalıyoruz. Kovid olmaktan korkuyoruz. Nasıl yapacağımızı bilmiyorum” dedi. n İZMİR
Depreme göre hazırlık yok
Depremin ardından Bayraklı ve Seferihisar’da incelemelerde bulunan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İzmir İl Koordinasyon Kurulu, sahadan edinilen bilgilerle hazırlanan ön inceleme raporunu açıkladı. Alsancak’ta bulunan Mimarlık Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısına TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz ve Yönetim Kurulu Üyeleri de katıldı.
Raporu, TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu adına İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Eylem Ulutaş paylaştı. Raporun açıklanması öncesinde konuşan TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, Türkiye’nin deprem tehdidi altında yaşadığını, ancak buna rağmen hazırlıklı olmadığını ifade etti. Koramaz, “Deprem ve afetlere hazırlık kararlı bir şekilde uygulanacak bir devlet politikasını zorunlu kılmaktadır. Ranttan ziyade insani gereksinimleri, yaşam hakkını ön planda tutacak bir deprem politikasını siyasi iktidarlar kararlılıkla yerine getirmek zorundadır” diye konuştu.
Ruhsatları 1999 öncesine ait
Depremin Bayraklı ilçesinde yoğunlaştığını vurgulayan Ulutaş, ”Yapılan saha gözlemlerinde, yıkıma uğrayan ve ağır hasar alan binaların genellikle 8 kat mertebesinde olduğu gözlenmiştir. Değerlendirilen bölgedeki kısmi ve tamamen yıkılan binaların sayısı 12’dir. Bu 12 binanın tamamının ruhsat tarihinin 1999 öncesi olduğu tespit edilmiştir. Yapılan mülakatlarda yapılardan önemli bir kısmının kooperatif olarak yapılan ve yapımı uzun yıllar süren binalar olduğu bilgisi alınmış, ruhsat bilgilerinde de yapı ruhsatı ve yapı kullanma tarihleri arasındaki uzun süre dikkat çekmiştir. Yıkılan yapıların bir çoğunun zemin katlarının dükkan ya da otopark amaçlı olarak kullanılan alanlar olduğu gözlenmiştir” dedi.
Benzer bir deprem
Bölgede ağır hasar alan birçok yapı bulunduğunu gözlemlediklerini sözlerine ekleyen Ulutaş, şöyle devam etti: ”Kolonlarda kabuk atması ve donatı eğrilmesi sıkça görülmüştür. Sıkça görülen bir diğer hasar ise kolon kiriş birleşimlerinde çatlak ve mafsal oluşumlarıdır. Bazı binalarda, düzgün oturma gözlenmiştir. Oturmalar 5-10 cm olarak ölçülmüştür. Depremin merkezi bu alanlara uzak olsa da İzmir özelinde asıl yıkıcılığı sağlayan zemin davranışının yapıya etkisi olarak görülmektedir. Gerekli önlemlerin alınmaması veya durumun anlaşılamaması ile şehir merkezi içerisinde kendisini gösteren Tuzla ve İzmir faylarında oluşacak benzer veya daha büyük bir deprem, bu bölgeye bu kapsamda daha büyük zararlar verebilecektir.”
Denetimsiz ve kaçak
Denetimsiz ve kaçak yapılaşmaya derhal son verilmesi ve İmar aflarının yasaklanması yönünde uyarıda bulunan Ulutaş, ”İmar barışı adı altında ruhsatlandırılan tüm ruhsatlar iptal edilmelidir. Mevcut yapı denetim sistemi, zeminle ilgili mühendislik çalışmalarının arazi denetimlerini kapsamalıdır. 2011 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla uygulamaya konulan ‘Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı‘ geciktirilmeden uygulamaya konulmalıdır. Başta hastaneler, okullar ve kamu binaları olmak üzere kentimizdeki tüm kaçak, imara aykırı ve deprem riski içeren yapıları tespit etmek için il genelinde bir envanter çalışması yapılmalıdır. İzmir Deprem Master Planı yenilenmelidir. Tüm paydaşlarla birlikte il genelinde öncelikli risk grubunda yer alan yapıları belirleyerek, bu yapıların güçlendirilmesi veya yıkılıp yeniden yapılması sağlanmalıdır. Yapı tasarım, üretim ve denetim süreçlerinde TMMOB’a bağlı meslek odalarını devre dışı bırakan uygulamalara son verilmelidir. Odaların mesleki denetim faaliyetleri üzerine konulan engeller kaldırılmalı, Yerel Yönetimler bu konuda üzerlerine düşenleri eksiksiz yerine getirmelidir” dedi.
Tarım ve sulak alanlar
Kentler inşa edilirken fay hatlarının yok sayıldığını, rantın ön plana çıktığını belirten TMMOB İzmir İl Koordinasyonu Sekreteri Aykut Akdemir, yıkılan binaların tarım ve sulak alanlar üzerinde yapıldığını belirtti.
Depremin en ağır yaşandığını bölgelerden biri olan Bayraklı ilçesi Manavkuyu semtinin 1980’lerde imara açıldığını vurgulayan Akdemir, bölgenin Meles Deltası’nın bir parçası olduğunu ve alüvyal bir alan olması sebebiyle depremin şiddetini artıran bir zeminde olduğunu aktardı. Akdemir, şunları söyledi: “Kentler planlanırken fay hatları yok sayılıyor ve bir rant planıyla yapılıyor. Dolayısıyla bu sonuçlar ortaya çıkıyor. Belediye buraya imar vereceğine bu kentin daha sağlam bölgelerine imar verseydi mevcut durumu yaşamazdık ve bu bölge tarım alanı olarak kalsaydı biz şu an bu depremi ve tehlikeyi konuşmazdık. Bundan 30 yıl önce yapılmış bir hatanın sonuçların biz konuşuyoruz.“
Deniz kıyısına yakın bölgelerde denizlerin doldurulduğunu dile getiren Akdemir, “Karşıyaka’dan başlayıp Güzelbahçe ve Alsancak’a kadar deniz dolgusu var. Eğer bir daha 6.6 büyüklükteki bir deprem olursa kıyı dolgularını nasıl bir hareketlilik getireceğine ulaşmamız gerekiyor. Bayraklı da bulunan gökdelenler kentin suretiyle birlikte yanlış zeminde yapılmış. Uyardık ve tekrar altını çiziyoruz. İnşaata dayalı rant politikası uygulanıyor” şeklinde konuştu.







