Kiel’deki DKTM’de Kürtçe dil kursundan, bağlama, gitar kursu, folklor ve müzik gruplarına kadar bir dizi kültürel etkinlik veriliyor. Çocuklar ve gençlerin de ilgi gösterdiği kurslar için Kürt kültürünü korumak ve geliştirmek için birçok kişi hummalı bir çalışma yürütüyor.

MEHMET ZAHİT EKİNCİ  /  KIEL

Kiel, Almanya’nın kuzeyinde yer alan tarihi bir kent. Son yıllarda gelen Rojavalı mültecilerle birlikte kentte 20 bin dolayında Kürt nüfusunun olduğu tahmin ediliyor. 90’lı yıllardan itibaren Kürdistan’daki savaştan ötürü sürgüne çıkmak zorunda kalan Kürtlerin yerleştiği kentlerden biri olan Kiel’de Kürt-Alman Dostluk Derneği olarak başlayan örgütlenme günümüzde yerini Kiel Demokratik Kürt Kültür Merkezi’ne (DKTM) bırakmış durumda.

Bir vesileyle gittiğim Kiel’de ilk işim birçok sosyal ve kültürel aktivitenin yapıldığı DKTM’yi ziyaret etmek oluyor. Merkezde, bağlama, gitar kursu, çocuk korosu ve folkloru ile Kürtçe dil kursları gibi birçok etkinlik var. Çocuklarını kurs için getiren ailelerinin çoğunu yürüyüşlerden, eylemlerden tanıdığım için kendimi evimdeymiş gibi rahat hissediyorum. Beni ilk olarak Kiel derneğinin hem aşçısı hem de demirbaşı olan Fatma ana karşılıyor. Aç olup olmadığımı soruyor. Kısa bir sohbetten sonra derneğin üst katına çıkıp kursları ziyaret ettim.

Her odada bir kurs

Neredeyse tüm odalarda kurs veriliyor. Davul zurna sesine adeta kuş cıvıltısını andıran minik çocukların sesine karışıyor. Bir odada müzik grubu yan odasında ise Kürtçe dil kursu veriliyor. Kürtçe dil dersini Amed-Farqinli aynı zamanda benim de eski bir dostum olan Mehmet Şirin Doğrul veriyor. Cumartesi çocuklara, Pazar ise yetişkinlere ders verdiğini belirten Doğrul’un en büyük şikayeti materyal eksikliği ve mekanının darlığı. Gramer ve günlük yaşamda kullanılan Kürtçeyi öğrettiklerini söyleyen Doğrul, klasik bir eğitim tarzından ziyade kursiyerler Kürtçeyi öğrenene kadar süresiz bir eğitimi esas aldıklarını belirtiyor.

Newroz’da sahne alacaklar

İkinci durağımız müzik grubunun çalıştığı oda oluyor. Odaya girdiğimizde 4-5 Kürdistanlı gencin büyük bir tutkuyla müzik yaptıklarına tanık oluyoruz. Grubun bağlamacısı Botan İlbaş, yeni bir grup olduklarını ve ”Koma Çardemsal” ismiyle müzik yaptıklarını belirtiyor. Beş kişiden oluşan gruplarını, daha çok Kiel’de düzenlenen festivallerde Kürt müziğini ve sanatını tanıtmak için kurduklarını söylüyor. Botanlı olan 21 yaşındaki İlbaş, ”Kültürümüzü unutmamak ve insanlara sevdirmek için bu grubu kurduk” diyor. Kendilerine ait bir bestede yaptıklarını belirten Botan, Newroz’da sahne almak için hazırlık yaptıklarını da sözlerine ekliyor.

Kardeşi Lorin’le birlikte geliyor

Kobanêli, 18 yaşındaki Delav Baki grubun solisti. Festival gibi uzak kentlerdeki etkinliklere giderken tutulan otobüslerde seslendirdiği parçalarla ilgi odağı olmuş bir genç. ”Bana grup üyeleri, bizimle beraber söyler misin dediğinde dünyalar benim oldu” diyen Delav, Kürtçe stranlarla büyüdüğünü söylüyor. Çocuk korosunda da eğitmen Xezal Yılmaz’a yardım ettiğini anlatan Delav, ”9 yaşındaki kardeşim Lorin’i de elinden tutup koroya getirdim” diyor. Kültür çalışmaları sayesinde kendilerini sistemin kötülüklerinden koruduklarını söyleyen Delav, ”Birçok Rojavalı genç bu tür yerlere gelmediklerinden dolayı yoz yaşam içinde eriyip gidiyorlar” diye ekliyor.

Kürt kültürünü tanıtıyorlar

Xezal Yılmaz ise Siirt’in Kurtalan ilçesinden. ’90’lı yılların başından itibaren Kiel’de yaşadığını aktaran Yılmaz pedagoji eğitimi görmüş ve bu işi yapıyor. Aynı zamanda dernek bünyesindeki Kurdische Kulturschule (Kürt kültür okulu)  komisyonunda yer alıyor. Çocuk korosunun çalışmalarına ağırlık veren Xezal, aynı zamanda müzik grubunda ritim çalıyor. Xezal, Kiel’de yapılan tüm kültürel aktivitelere Kürtlerin mutlaka çağrıldığını belirtiyor. Kurdische Kultur Shule’nin resmi bir statüsü olduğunu söyleyen Xezal, ”Bizlerde gücümüz oranında müziğimizle, folklorumuzla, elbiselerimizle, koromuzla, yemeklerimizle kültürümüzün tüm güzeliklerini insanlara sergileme imkanı buluyoruz” diyor.

   

Çocuklarla tek tek ilgileniyor

Xezal, Koma Sterk çocuk korosundaki 16 çocukla da yakından ilgileniyor. Newroz kutlamaları için İranlı ve Afganlı gruplardan ortak kutlama teklifi aldıklarını ve hazırlıklarına başladıklarını belirten Xezal, her pazar günü en az 3 saatlerini çocukların kültür çalışmalarına ayırdıklarını belirtiyor. ”Bütün güzeliğimizle ve yüreğimizle dünyanın bütün çocuklarını kucaklamak istiyoruz” diyerek sözlerini bitiren Xazal kentte yaşayan Kürt ailelerine de çağrı yaparak çocuklarını kurslara getirmesini istiyor.

   

Grup Nudem festivallere katılıyor

Bir başka odadan ise davul-zurna sesi geliyor. Bir grup genç kendilerini davul-zurnanın sesine kaptırmışlar. Grubun eğitmenlerinden Medya Akçiçek, Grup Nudem’in 12 kişiden oluştuğunu belirtiyor. 2010’dan bu yana Koma Nudem adıyla Mihrican başta olmak özere birçok festivalde yer aldıklarını anlatan Medya, gruplarının adeta Kiel’de yaşayan Kürdistanlıların sembolü olduğunu belirtiyor. ”Kiel’de yapılan tüm festivallere bizi çağırıyorlar, bunun yanısıra mülteciler için yapılan etkinliklerde yer alıyoruz” diyen Medya, Kürt folkloruna ve müziğine yogun bir ilginin olduğunu belirtiyor. Kendilerinin bu kültürün bir elçisi olduklarını söyleyen Medya, kültürüne ve sanatına ilgi duyan her genci aralarında görmek istediklerini belirtiyor.

Daha büyük bir yere ihtiyacı var

Folklor Hocası Oktay Dag ve Ozan El’in grup üzerinde büyük bir emeği olduğunu söyleyen Medya, bundan sonrada dört elle bu işe sarılmak istediklerini ve çalışmaları için daha büyük bir yere ihtiyaçları oldugunu belirtiyor. Aynı zamanda 15 kişiden oluşan çocuk folklor grubunun da öğretmenliğini yapan Medya, ”Geleceğin folklor hocalarını ve folklorcularını yetiştirmek ve bu uğurda canlarını veren şehitlerimize layık olmanın çabasını veriyorum” diyor.

Kürtçeye kadınların ilgisi daha yüksek

   

Kiel DKTM’deki Kürtçe kursun öğretmeni Mehmet Şirin Doğrul. Amed/Farqînli Doğrul, iki seneyi aşkın süredir DKTM’de hafta sonu Kürtçe dil kursu veriyor. Kürtçe diline sevdalı büyüdüğünü belirten Doğrul anlatmaya başlıyor: ”Farqîn çevresinde Mala Şêxê Baxça olarak bilinen bir aile ortamında büyüdüm. Büyüdüğüm ortamda tek bir kelime Türkçe konuşulmazdı. Şeyh ailesi olarak bilindiğimiz için gelen gidenimiz çok olurdu. Akşam yapılan sohbetlerde Ehmedê Xanî, Feqiyê Teyran, Melayê Cizîri ve Kürt edebiyatının tanınmış şahsiyetlerinin şiirleri, kasideleri okunur, hikayeleri anlatılırdı. Kürtçeye olan sevdamın tutkusu belkide buradan gelmektedir. Aile içerisinde bırak Türkçe konuşmayı, başkalarıyla konuşmak bile ayıplı sayılırdı. Seydayê Cegerxwîn’in şiirlerini okuduğum zaman adeta kendimden geçiyordum. Kürtçe hakında merak ettiklerimi büyüklerime sorardım. Bilmediklerimi de kitaplardan öğreniyordum.”

İki yıldır devam ediyor

”Kiel’e geldikten sonra öğrendiklerimi halkımla paylaşma gereği hissettim” diyen Mamoste Şirin ”Benden öncede dernekte dil kursunu açmışlar. Ama öyleki bir hafta gelen hoca iki hafta gelmemiş. Buda insanlarda bir soğukluk yaratmış. Kürtçe öğrenmek isteyen birçok insanda nasıl olsa kurslar zamanında verilmiyor diyerek kaydını sildirmiş. Bana ‘Kürtçe dil kursu verir misin’ sorusu yöneltilince büyük bir memnuniyetle kabul ettim” diyor. Kursun iki senedir aralıksız bir şekilde devam ettiğini anlatan Mamoste Şirin, ”Gelen kursiyerlerde güzel şeyler öğrendiklerini söylüyorlar. Hatta Saime adında bir kursiyer arkadaşımız ‘küçüklüğümde unuttuğum birçok şeyi tekrar burada hatırladım’ deyince kursun ne kadar isabetli bir seçim olduğunu anladım” diye belirtiyor.

Kadınlar daha ilgili

Kursa Kürtlerin yanı sıra Almanların da katıldığını aktaran Mamoste Şirin, ”Ama kadınların kursa daha çok ilgi gösterdiklerini ve sahiplendiklerini söylemem gerekiyor. Cumartesi günleri çocuklara, Pazar günü ise iki grup halinde yetişkinlere kurs veriyorum” derken, yaşadıkları zorlanmaları ise şöyle sıraladı: ”Kürtçe dil kurslarına elbetteki bir ilgi var. Ama materyal ve eğitimin verildiği yer konusunda sıkıntılar yaşıyoruz. Yerimiz çok dar. Daha büyük bir yerde kurs verirsek inanıyorumki sayımız iki katına çıkar. Bizlerde karınca kararınca bu işten maddi bir çıkar beklemeden ana dilimize gönüllü bir şekilde hizmet etmeyi esas almışız.”

Neyin savaşını veriyoruz?

Ebeveynlerin çocuklarıyla Kürtçe konuşmalarını salık veren Mamoste Şirin ”Yoksa gelecegimizi ve kültürümüzü kendi ellerimizle felakete sürükleriz” uyarısında bulunuyor. Kürtçenin yeterince ve yaygın olarak kullanılmadığı eleştirisinde de bulunan Mamoste’nin verdiği örnekler çarpıcı: ”Bu mücadelede birçok bedel vermiş ailelerimizin hala kendi evlerinde çocuklarıyla Türkçe konuştuğuna şahit oluyoruz. Baba bütün hayatını bu mücadeleye adamış. Çocuk bir kelime Kürtçe bilmiyor. Neyin savaşını veriyorsunuz peki? Dilimizi bilmeden, bildirmeden, öğrenmeden ne kadar samimi olabiliriz.

Çocuklarınızla Kürtçe konuşun

Oğlum Aryen Roj ile bir tek kelime Türkçe konuşmadım. Kendisi şimdi okulun en başarılı öğrencilerinden. Öğretmenleri kendisinin okullarından olmalarını bir şans olarak nitelendiriyor. Anadilini öğrenen insanların başka dileride kolay bir şekilde öğrenebildiklerini söylediler.

Rojhilatlı ve Mardinli’nin ortak dili Türkçe!

Geçenlerde çarşıda şahit olduğum, hiç unutmadığım bir olayı da anlatmak istiyorum. Rojhilatlı bir kadınla Mardinli bir kadının kendi aralarında Türkçe konuştuklarına şahit olunca neye uğradığımı şaşırdım. Düşünün her ikiside Kürt. Hem de Kürtlüğün en bakir, en temiz olduğu alanlardan gelmişler. Ama Türkçe konuşmayı tercih ediyorlar. Elimden olmadan kendilerine kızdığımı hatırlıyorum. Onun için yüreğinde hala bir nebzede olsa Kürdistan sevgisini taşıyan anne babalardan ricam çocuklarınızla ana dilleriyle konuşun. O çocukların günahına girmeyin.”

Unuttuklarım yeniden canlandı

Sohbetimize Kürtçe dil kursuna katılanlarla devam ediyoruz. Kursiyerlerden Saime Görgüz konuşmaya konuşmaya unuttuğu birçok şeyi Kürtçe kursuna geldikten sonra tekrardan hatırladığını belirtiyor. En büyük hayalinin kendini Kürtçe iyi şekilde ifade edebilmek olduğunu aktaran Saime, ”Dersimliyim. Babam Zazaki konuşurken annem hem Zazaki hem Kurmanci konuşuyordu. Tabi bende anadilimi biliyordum. Ama Almanya’ya geldikten sonra yeterince konuşmadım. 32 senelik gurbet hayatımda birçok şeyi unutmuşum meğerse. Kürtçe dil kursu açıldığını öğrenince hemen geldim. Unuttuğum birçok şeyin tekrar hafızamda canlandığına tanık oldum. Bununla yetinmedim Kürtçemi epeyde ilerlettim. En büyük hayalim toplantılarda kalkıp kendimi ifade etmek” diyor.

Materyal sorunu var

Serap Aslan da Dersimli, 45 yaşında ve iki çocuk annesi. Serap çocukluğundan beri Kürtçeyi öğrenmek istediğini belirtiyor. Annesinin Kürtçeyi bildigini söyleyen Serap, Kürtçe dil kursunun kendisi için büyük bir moral ve motivasyon sağladığını belirtiyor. Onun da şikayeti materyal eksikliği. Daha geniş bir yerde bu tür kursların verilmesi gerektiğini de sözlerine ekliyor.

Kursu dört gözle bekliyorum

Gülseren Er de kursa seve seve katıldığını belirtiyor. İki çocuk annesi, 45 yaşındaki Gülseren, kursta öğrendiği Kürtçe ile bizimle konuşmaya çalışıyor. Zorlansada bunu kendisine dert etmiyor. Yavaş yavaş tane tane konuşuyor. ”Hafta sonu yapılan kursu dört gözle bekliyorum” diyen Gülseren Er, kursu düzenleyen Mehmet Şirin Doğrul’a müteşekkir olduklarını belirtiyor

Kürtçeye gönül veren Alman

Nicole Schultheiss da Kürtçeye gönül veren bir Alman. Birçok ailenin evinde çocuklarıyla dahi Kürtçe konuşmadığı bir ortamda o Kürtçe konuşmayı kafasına koymuş. Bir çoğumuzun Almancayı konuştuğu gibi Kürtçeyi konuşsa da çabası takdire şayan. Kürtlerle daha iyi diyalog kurmak ve duygularını daha yakından tanımak için kursa geldigini söylüyor. ”Belki zorlanıyorum ama asla pes etmeyeceğim” diyerek kararlılığını dile getiren sevgili Nicole önünde saygı ile eğilmekten başka bir şey yapamıyoruz.

 
 

Kurs saatleri

 

Mehmet Şirin Doğrul’un verdiği Kürtçe kursların programı şöyle: Her Cumartesi saat 13.30-15.00 saatleri arasında çocuklara kurs veriliyor. Pazar günü ise yetişkinlere saat 12.00-13.45’te ilk kurs, 14.00-16.00 saatleri arasında ise ikinci dil kursu veriliyor.