Kürdistan’ın en güzel coğrafyasına sahip yerlerinden Dêrsim’de, Keban Barajı ile Dêrsim-Elazığ il sınırlarının tamamı ayrılırken, Dêrsim’in Nazımiye ile Elazığ’ın Karakoçan ilçeleri ve Bingöl arasında sınır hattı oluşturan Peri Vadisi’nde kurulan barajlarla bu iki kentle bağlantılar da kopma noktasına geldi. Çoğunluğu güvenlik amaçlı 27 baraj ve HES projesinin daha gündemde olduğu kentte, Bingöl ve Erzincan ile sınırlarını belirleyen Peri, Munzur, Pülümür ve Mercan vadilerinde faaliyette bulunan 7 barajla kent adeta dört taraftan ablukaya alınmış durumda. 

Enerji ihtiyacını karşılama gerekçesi ile Kürdistan ve Türkiye’nin birçok yerinde kurulan barajlar ve HES’ler, kuruldukları yerlerde doğayı, tarihi ve doğal güzellikleri tamamen tahrip ederken, Kürdistan’da güvenlik politikaları temelinde kurulan barajlar, yaşam alanlarını yok etmeye devam ediyor. Kürdistan’da yapılan barajların etrafında kurulan kalekol ve karakollarla birlikte, bölgede yaşayan yurttaşlar adeta açık cezaevi hayatı yaşıyor. 


Barajlarla kuşatılan kent

Osmanlı döneminden bu yana “insansızlaştırma” politikaları nedeniyle her türlü katliam, baskı ve zorunlu göç uygulamalarının yaşandığı Dêrsim’de, bu politikaların devamı olarak kentin dört tarafında barajlar ve HES’ler yapılıyor. İl sınırları içerisinde yapılması planlanan 27 baraj ve HES projesinin yapılmasının gündemde olduğu kentte, şu anda faaliyet gösteren 7 HES’in ve baraj, kentin doğal güzellikleri ve endemik canlı türlerini yok ediyor. Su altında bırakılan yerleşim yerleri ve tarım alanları ise insanları zorunlu göçe zorluyor. 

Yapımı 1970’li yıllarda tamamlanan Keban Barajı ile Dêrsim-Elazığ sınırının neredeyse tamamı ayrılırken, Dêrsim’in Nazımiye ile Elazığ’ın Karakoçan ilçeleri ve Bingöl arasında sınır hattı oluşturan Peri Vadisi’nde kurulan Pembelik, Seyrantepe ve Tatar barajları ile bu 2 kent arasındaki bağlantılar da kopma aşamasına geldi. Yine Dêrsim-Bingöl ve Dêrsim-Erzincan il sınırlarını oluşturan Munzur, Pülümür ve Mercan Vadileri’nde inşa edilen Dinar, Mercan, Çemişgezek ve Uzunçayır barajları ile Dêrsim’in bu kentlerle olan bağlantı noktaları koparıldı. HES’ler ve barajlarla Dêrsim ablukaya alınırken, Mazgirt Köprüsü’nde inşa edilen Uzunçayır Barajı’nın suları kent merkezinden akan Munzur’a kadar ulaşmış durumda.


Güvenlik politikaları öncelikli

Proje aşamasında bulunan baraj ve HES’lerin birçoğuyla ilgili mahkemenin durdurma kararlarının bulunduğunun altını çizen Munzur Doğal Yaşamı Koruma Derneği Başkanı Haydar Çetinkaya, bu barajların yapılma tehlikelerinin halen devam ettiğini söyledi. Kürdistan’da yapılan barajlarda, enerji üretiminden çok “Güvenlik” politikalarının göz önünde tutulduğunu belirten Çetinkaya, “Dêrsim’e yukarıdan bakıldığı zaman barajlarla ne şekilde ablukaya alındığı görülecektir. Ülkede savaşın bittiği ve barışın hakim olduğu günler gelecektir. Fakat bu barajların yarattığı tahribatlar hiç bir zaman düzeltilemeyecektir. Barajların güvenlik amacıyla yapılmadığı belirtiliyor. Ama Kürdistan dışında hiç bir yerde bir baraj etrafında 4-5 kalekol bulunmuyor” dedi.

Mahkeme kararlarına rağmen Dêrsim’de barajların inşasına devam edildiğine dikkat çeken Çetinkaya, “Bu barajlara karşı açılan mahkemeler, bilerek uzatılıyor. Ancak baraj yapımı tamamlandıktan sonra mahkeme sonuçlanabiliyor. Bundan sonra da mahkeme kararına rağmen tamamlanan baraj için yapılacak bir şey kalmıyor. Maalesef projeler hukuktan daha hızlı ilerliyor. Bu durumda saf hukuksal mücadelenin yetmediğini görüyoruz. Tüm duyarlı insanların bu barajlara karşı etkin mücadele etmesi gerekiyor” dedi.


NURİ AKMAN/DİHA/DÊRSIM