4 Mayıs 1937 tarihi, Mustafa Kemal başkanlığındaki dönemin TC Bakanlar Kurulu'nun Dêrsim'e imha ve göçertme harekatı kararı aldığı gündür. İki yıl süren toplu imha harekatında her türlü vahşet yöntemi kullanılarak onbinlerce Dêrsimli Kürt katledildi, onbinlercesi de hiç tanımadıkları diyarlara sürgün edildi. Ardından ise oldukça planlı ve sistematik bir asimilasyon ve Türkleştirme politikasıyla Dêrsimliler kendi değerlerine yabancılaştırılmaya çalışıldı…
Dêrsim jenosidini hatırlamak ve şehitlerini anmak, o vahşeti gerçekleştiren failleri ve onların ardıllarının günümüzde de Kürtlere karşı devam eden politikalarını bilince çıkarmak ve tekrar Dêrsim ve Dêrsim'in öz değerleriyle buluşmayı gerektirir. DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk'un dün Dêrsim'de yapılan anmada dile getirdiği gibi, "Kürt ve Alevi kimliğinden dolayı katledilen Dêrsimlilerin, katliamın faili CHP'nin yanında yer alması inciticidir. Bu katliamı yapanların yanında yer almak, Dêrsimlilerin hak ettiği bir durum değil."
Tarihi bilince çıkarmak, aynı zamanda bir hesaplaşmayı da gerektirir. Dêrsim'de onbinlerce Kürdü katleden Türk devleti, Kürtlerden özür dilemeli, arşivleri açmalı, mağduriyetleri gidermelidir.
6 Mayıs 1972 tarihi de Türk ve Kürt halkının ortak tarih bilinci açısından unutulmaması gereken bir gün. Bugün, devrimci önderler Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın darağacında Kürt ve Türk halkının kardeşliğini haykırdığı gündür. Denizleri unutarak, halkların ortak ve özgür geleceği şekillendirilemez.
Koçgirî, Şeyh Saîd, Zîlan, Dêrsim, Maraş, Sivas, Denizler ve son otuz yıllık süreçte toprağa düşen canlar ile Roboskî Katliam'nın acısı ve anısı Kürtlere demokratik kurtuluşu bir zorunluluk olarak dayatıyor...
Geçmişini bilmeyen veya unutan halklar, geleceksizliğe mahkum olur. Bu açıdan Kürtler de iyisiyle, kötüsüyle geçmişlerini bilmek, bilince çıkarmak ve özgür geleceğin mayası yapmak durumundadırlar...
Dêrsim ve Denizler unutulmamalı!
Kürtler tarihte yaşadıkları acıları yeniden hatırlayıp güncel bilinçten süzerek, onu özgür ve onurlu bir yaşamın umuduna dönüştürme gayretinde. Tarihte kimliklerinden dolayı yaşadıkları katliamları bilince çıkardıkça, bugün yürüttükleri mücadeleyi mutlaka özgür ve onurlu bir çözüme kavuşturmanın zorunluluğuna kendilerini daha fazla mecbur hissediyorlar.