4 Mayıs, Dêrsim Soykırımı’nın yıldönümü. 4 Mayıs 1937’de Türk ulus devletinin kurucu şefi Mustafa Kemal Atatürk başkanlığında toplanan dönemin TC Bakanlar Kurulu, Dêrsim’de Kürt Alevilerin imha ve sürgün edilmesi için karar aldı. 4 Mayıs, Kürt Aleviler ve bütün Kürdistan halkları için hiç dinmeyecek acıların, psikolojik, sosyal, kültürel yıkımın fiili olarak başlatıldığı gün oldu. Soykırım, tüm acılarıyla 77 yıldır hissediliyor. İzleri, ortaya çıkan toplu mezarların yanı sıra, sosyal, kültürel ve psikolojik yönleriyle de görülüyor. Fiziki imhanın ardından sürdürülen asimilasyon politikası bu dramının zamana yayılan boyutu.

Dêrsim, tüm bileşenleriyle Kürt halkının uğradığı ilk katliam olmadığı gibi son da olmadı. Tarihleri farklı olsa da zihniyeti bir, faali sömürgeci devlet olan bu katliamlar, son yüzyılda tekrarlanarak karşımıza çıktı. Dêrsim’de CHP iktidarıyla reva görülen imha, inkar ve parçalama politikası bugün de AKP iktidarının eliyle Roboskî, Rojava sınırındaki hendek ve sınır duvarları ve her gün tekrar edilen tekleştirilmiş, faşist zihniyetle yürütülmek isteniyor. Türk devleti, Dêrsim’deki acıyı başka yöntemleriyle dayatıyor, her fırsatta Kürde düşmanlıktan vazgeçmediğini gösteriyor.
Katliamlara, inkara direnen Kürt halkı bugün yaşadığı acılar karşısında onurlu, özgür ve örgütlü bir yaşam mücadelesini vererek, bunu Demokratik Özerklik’le kalıcılaştırma çabasında. Bulunduğu coğrafya neresi olursa olsun, her Kürdün ulusal değerleri, birliği gözeterek yürüttüğü mücadele bu umuda su taşıyacak, güç verecek. Katliamın, acı, yıkım, imha ve umutsuzluğuna karşı Kürtler diğer halklara da öncülük edecek bir mücadele ve yaşamla cevap veriyor. Özgürlük iddiasını her geçen gün büyüterek, bu katliamlara son noktayı koymak, soykırımlarda, katliamlarda yaşamını yitirenlerin anısına sahip çıkmak istiyor.
Dêrsim Soykırımı ile birlikte, 6 Mayıs da Türkiye’deki tüm halklar için unutulmaması ve cevabının verilmesi gereken bir gün. Deniz Gezmişlerin darağacındaki son sözlerinde dile getirdikleri ‘Yaşasın Halkların Kardeşliği’ sözünün karşılığı, halkların birlikteliği, ortak mücadelesini esas alan HDP stratejisidir. Bunun başarısı halkların ortak ve özgür geleceği için atılan her adım, devrim karşıtları ve katliamcılara verilecek en büyük yanıt olacak.