Madem Umut’un bütün bir hayatını kağıda dökemeyeceğiz, bir film şeridine sığdıramayacağız; O’nun her heyecanını, tutkusunu ve idealini; bazen büyük iç çekişlerle anlatarak, hayallerini gerçekleştirmeye çalışarak, metanete kendimizi hazırlayacağız. Bize, Umut’a karşı en büyük anlatı hakkı verilirse, sadece anısına ve O’nun karşısında O’nun gözlerine bakarak susmak ve O’na doymak olacaktır.
Esasında Umut’un arkadaşları, O’nu sevenler ve O’na yakınlaşabilmiş, O’na dokunabilmiş olanlar adına kesitler anlatarak, O’nu buraya davet etmek, bir taraftan anlatılacak o kadar çok şeyi düşündüğümde kolay. Ancak O’nu tanımış olmanın ağırlığı ile düşünüldüğünde, herhangi biri gibi, hele genel ifadelerle onu anlatmak o kadar zor ki!.. Hayatı tıpkı mücadelesinde de olduğu gibi bir şenlik havasında gören ve öyle yaşayan Umut, bizim için, bu boşluğun ufkuna yapışan kahkahasının yankısıyla şenlendirecek olandı. Unutmanın acizliğini alacak olan şey, kulağımızda sürekli patlayacak olan O’nun benzersiz gülüşü olacaktır.
Gençlik çalışmalarında da her zamanki hali ve özellikleriyle; yani kendi gibi hep renkli ve şendi. Daha lise yıllarında, okulun o kasvetli koridorlarında da gerillaya katılmadan önce, uzun süre içerisinde yer aldığı gençlik faaliyetlerinde de, gözaltında da asi ve itaatsizdi. O’nu tanımlayan bütün kimlikler için etiyle, kanıyla seçilmiş ve biricikti Umut. Kendisini bu dünyaya fırlatılmış biri olarak tarif eden O, şen kahkahalarıyla delip geçerek şenlendiriyordu bu solgun dünyayı. Bu kişi için, O’ndan başka bir bedene gerek duymadı yeryüzü. İşte burada ve bu zamanda, bizler O’nun zamanında yaşamış olanlar, her baktığımızda ve anlattığımızda, Umut’un tanıklığına koşan bizler için ölüm pahasına bir acıyı tatmak, O söz konusu olduğunda değerdir.
Bütün kararlarını özgürce seçebilmiş olarak, sürekli başka bir yere sıçramayı göze alarak kendi yaşamını seçebilmiş olan, tercihlerinden ve ideallerinden geri çekilmeyen ve onların peşi sıra gidenler ancak ‘YAŞADIM’ diyebilirler. Ve onlar için her an ve hatta sonunda bile coşkulu bir yaşamdır söz konusu olan. İşte Umut, yaşamının her anında böyle bir yaşamın sahibi oldu. Her seferinde, Umut’un adına ve O’nun gıyabında anlatabileceğimiz en fazla, ancak bir veya iki şey olacaktır. Ancak o bir veya iki olan şeyler o kadar çok ve tekrarsız ki!.. Ve her seferinde anlatamamanın kahredici mahcubiyeti, zorluğu, O’nu unutmanın imkansızlığında bizi sürekli çağıracaktır.
Ve Umut’un yaşamına tanıklık eden, onun o hep gülen gözlerine dokunabilmiş olan bizler, hiçbir zaman O’nun saygısına sırt çevirmeyeceğiz. Asla O’nun yokluğunun eksikliğine ve suçluluğuna kendimizi mahkum etmeden, ancak ve sadece O’nun onuruna ve özgür tercihlerinin hatırına sadık olacağız. Umut, hiç eskimeyecek yüzü ve saf güzelliğiyle hep yüreğimize, duygularımıza ve yaşamımıza sonsuz ışık saçacaktır. Ve nefes aldığımız sürece bu yüzeyinde adım attığımız her yere, adeta O’na eşlik ederek bizim refakatçimiz, sadakatimiz olarak, kalbimizin en mahrem yerinde, hep gülen yüzüyle O’nu saklı tutacağız. Ve Umut’a dair daha söylenecek o kadar çok şey var ki… Ama kalbimi yerinde bulamıyorum anlatmak için; Umut için…
DERYA AYDIN: Umut’a, Umut için...