İç Anadolu Bölgesi heyeti içerisinde yer alan Dicle Üniversitesi'nde Yrd. Doç. Dr. Vahap Coşkun, toplantıların beklediğinden daha olumlu geçtiğini protestoların da Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve İşçi Partisi ile onlara bağlı örgütlerden ibaret olduğunu söyledi. "Endişeler ve kaygılar olsa da toplumun büyük bir kesimi süreci destekliyor" diyen Coşkun, eleştiri ve endişeler hakkında şunları söyledi: "Birincisi sürecin açıklığı konusunda. Süreçte pazarlık yapılıp yapılmadığı ve bunun ne üzerinden olduğu merak ediliyor. Sürecin sonunda gelebilecek genel af konusuna yönelik sorular geldi. Anayasa süreci ile barış süreci arasında paralellik olup olmadığı, başkanlık sistemine evrilip evrilmeyeceği endişesi var."

Coşkun sürece olumlu bakan kesimin Türkiye'nin 30 yıldır bu meseleyi çözmek için güvenlik önlemlerin tamamını uygulamaya soktuğunu ama bir sonuç alamadığı görüşünde olduğunu belirten Coşkun, "Türkiye'nin bu sorunun çözülmesi sonrasında ekonomik ve siyasi açısından güçleneceği düşünülüyor. Ortadoğu'da kurucu bir aktör olacağı ifadeleri yer aldı. Çözülmemesi halinde ise toplumsal yarılmaların çok daha artacağı asıl o zaman bölünme ve ayrılma tehlikesi olacağını belirttiler" dedi.

Çatışmasızlık desteği büyütecek

Coşkun, "Akil insanların yedi bölgede çalışmasını sağlayan çatışma ve ölümlerin olmamasıydı. Bu çatışmasızlık devam ettiği sürece desteğin artacağını düşünüyorum" diye konuştu.  Akil insanlar toplantılarının herhangi bir siyasi partinin biraraya getiremeyeceği çeşitlilikte toplumsal grupları biraraya getirdiğine işaret eden Coşkun, "Birbirine zıt kesimlerin aynı masada tartıştıkları bir süreç oldu. Bu da sürecin normalleşmesini ve siyasetin ön plana çıkmasını sağladı. Toplum kendi görüşüne başvurulduğunu bunun bir yankı bulacağını ve siyaseti etkileyebileceğini gördü. Barışın toplumsallaşması ve taleplerin belirginleşmesi açısından çok önemli" dedi.

Rapor Haziran başına

Avukat Uçum ise şu ana kadarki çalışmalarının beklentilerinin de ötesinde, olağanüstü faydalı olduğu görüşünde. Çözüm sürecine karşı çıkanların dahi, Kürt sorununun silah ve askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini anladığını ifade eden Uçum, “Haziran’ın ilk haftasında raporumuzu hazırlayacağız. Muhtemelen ikinci hafta da Başbakan’a sunacağız ve kamuoyuna açıklayacağız" bilgisini verdi.

'Silahlı yöntemler mağlup oldu'
“Artık halkın Kürt sorununun askeri ve silahlı yollarla çözülemeyeceğine dair inancının tam olduğu kanaatindeyiz. Bu konuda net bir mutabakat var" tespitinde bulunan Uçum şöyle konuştu: "Türkiye toplumu tüm kimlikleri ve eğilimleriyle toplumsal ya da siyasi sorunları şiddet yoluyla veya askeri yöntemlerle çözülemeyeceği konusunda bir irade ortaya koyuyor. Artık askeri-silahlı yöntemlerin mağlup olduğunu ve demokratik siyasetin kazandığını söyleyebiliriz. Çözüme karşı çıkanlar da askeri ve silahlı yöntemlerle çözüme ulaşılamayacağını görmüş durumdalar. Onlar bazen metoda karşı çıkıyorlar. 'Şiddet kullanan bir örgütle bu müzakereler yapılır mı' şeklinde bir karşı çıkış var. Ayrıca çözüm süreci bölünmeye neden olur mu diye endişelenenler var. Ancak onlar da 'çözüm olsun ama bölünme olmasın' diyorlar. Malatya, Elazığ, Erzincan ve Iğdır’da çok küçük grupların karşı çıkışı söz konusu ama onlar da silahlı ve askeri yöntemlerin bırakılması konusunda hemfikirler."

Siyasetin dayanağını oluşturacak

Türk Başbakan Erdoğan'a sunulacak raporda izlenimlerimizi, talepleri ve önerilerinin yer alacağını ifade eden Uçum, bu raporların devam eden süreci şekillendireceğini vurgulayarak, şöyle konuştu: "Akil insanlar heyetlerinin çalışmalarının barış sürecine katkı sağlayacağı düşüncesindeyim. Çünkü bu raporlardaki izlenimler, talepler üretilecek siyasetin dayanağı olacak. Toplumun taleplerine dayanan siyaset üzerinden de gerekli hukukileştirme, yasalaştırma çalışmaları yapılacak. Dolayısıyla süreç toplumsal meşruiyete dayanan siyasi meşruiyete dayanmış bir hukuk faaliyetiyle devam edecek.”