Bazen çocuklarının huyuna, mizacına uygun olmayan isimler koyuyor aileleri. Sakine Cansız’da kendisine yanlış isim koyulanlarımızdan birisi idi. İsmine uygun, “sakin” bir kişilik değildi. Parti çizgisine uymayanları acımasızca eleştirirdi. Sadece parti çizgisine uymayanlara değil, sömürgecilere, zalimlere karşı da hiç mi hiç sakin değildi. Soyadı da kendisinin mizacına uygun bir soyadı değildi. Kürdistan’da soyadları çoğu zaman atanmış nüfus memurları tarafından konulur. Böyle oluncada Kürdistanlıların çoğuna hiç hak etmedikleri soyadları verilir.
Sakine’nin ailesine de “Cansız” soyadı verildiğinden Sakine’de zorunlu olarak “Cansız” soyadını almıştı. Sakine’nin mizacına, meşrebine uymayan bir soyadı idi. Sakine aksine çok canlı, yerinde durmayan bir arkadaştı. Mümkün olabilse günün 24 saatını Kürdistan’ın özgürlüğü, Kürdistan halkının sorunlarını çözmeye ayırırdı. Mütevazi bir yaşam sürdürdü. Bu mütevazi yaşamı içerisinde şıklığını, zerafetini de hiç elde bırakmazdı. Şıklığını, zerafetini ne cezaevinde, ne dışarıda, ne dağbaşlarında elinden hiç bırakmadı.
Dersim’in asi kızı yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen parti çizgisinden taviz vermeyen bir devrimci idi. Şahadetinden sonra onu Fransız yurtseveri Jean Darc’a benzetenler oldu. Sakine başka ülkelerin kahramanlarından çok Dersim’in kendisini düşmana teslim etmemek için uçurumlardan Munzur’un mübarek suyuna atıp şahadete ulaşan 1937/38 Dersim’in genç kızlarına benzerdi. Büyük Seyid Rıza’nın kahraman eşi Besê Hatun ve Alişêr kalleş bir tuzakta şehit olunca anında eş’inin intikamını aldıktan sonra hainler tarafından şehit edilen Zarife Hatun’a benzerdi. Onların yirminci yüzyılın son çeyreğindeki ardıllarından bir tanesi, öncüsü idi. Sakine’yi anlatmaya ne sayfalar, ne bilgisayarımın klavyesi, ne de takatım yeter.
Rojbin (Fidan) diplomasi çalışmalarına katıldığında henüz onyedi yaşlarında idi. KNK’nin bütün yazışmalarını, bürokrasi işlerinin kendisi yürütüyordu. Her zaman gülerdi. Gülüşü ile etrafına moral verir neşe saçardı. Hızla yükselerek Fransa’nın KNK temsilcisi olmuştu. Her kapıyı çalardı. Tavrı ve bilinci ile kısa zamanda diplomasi alanında önemli bir mesafe kat etmişti. Şahadetinde bile Türk başbakanının Fransa C.Başkanına sert çıkmasına neden oldu.
Biz toplum olarak “Rojbin”lerimizi çok zor yetiştiriyoruz.
Leyla’yı tanımıyordum, ancak Avrupa’nın her türlü şatafatını elinin tersi ile itip genç yaşında Kürt Özgürlük Mücadelesinin saflarına katılması, onun ne kadar erdemli, ne kadar önemli olduğunun kanıtıdır.
Şimdi sadede gelelim Paris jenosidi Avrupa’da Kürtlere yönelik jenosid eyleminin ilki değildir. 1989 yılında Viyana’da İranlı teröristler Qasımlo, Abdullah Kadir ve Dr.Fadıl Resul’u barış şartlarını konuşmak üzere buluştukları evde şehit ettiler.1992 Aralık ay’ında yine İran’lı teröristler Dr.Şerefkendi ve iki arkadaşını Berlin’de Mykonos restorantında şehit ettiler. Kürdün kanı beleşti. Katiller görevlerini yaptıktan sonra ellerini kollarını sallayarak sıvıştılar.
Diplomaside bu tür saldırılarda yaşamını yitiren ülkelerin diplomatları için diğer ülkeler baş sağlığı mesajları yayınlarlar. Eğer bizim de bir devletimiz olsa idi Avrupa’nın küçelerinde kalleşçe katledilmezdik. Kat’l edildiğimiz zamanda diğer ülkeler diplomasi gereği bize baş sağlığı dilerlerdi.
Eğer devletimiz olsa idi dilimiz yasaklanmaz. İlkokuldan Üniversiteye kadar çocuklarımız kendi ana dillerinde eğitim görürlerdi. Eğer devletimiz olsa idi petrol ve doğal kaynaklarımızdan dolayı Avrupa’lılar kapımızın eşiğini arşınlar, bizi vuranlara serbestçe ülkelerini terk etme fırsatını vermezlerdi.
Eğer devletimiz olsa idi hiç kimse bizi “ininize dahi girseniz sizi ininizde bulup imha edeceğiz” diye tehdit edemezdi.
Eğer devletimiz olsa idi sömürgeciler bizi birbirimize karşı kullanamazlardı. Eğer’leri uzatmak mümkün ancak kısa kesiyorum. Herkes geceleyin başını yastığa koyduğu zaman düşünüp eğerleri çoğaltabilir.
Şehitlerimiz ülkelerine Kürdistan ana’ya geri dönüyorlar. Yolları açık olsun. Onlar unutmayacağız. Unutmak ihanettir...
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 15 Ocak tarihinde Şirnêx’ın Basa (Güçlükonak) İlçesinde köylülerin içinde bulunduğu minibüs güvenlik güçleri ve korucular tarafından tarandı. 11 Kürt öldürüldükten sonra minibüs ile birlikte yakıldı.
* 16 Ocak 1994 tarihinde Kürt işadamı, DDKO davası sanığı ve Ö.Gündem gazetesi ortalarından Behçet Cantürk İstanbul Bağdat caddesinde kaçırılarak Sapanca sapağında şöforü ile birlikte öldürüldü.
* 17 Ocak 1922’de Koçgiri Milli Jenosidi başladı. Katliam Sakallı Nürettin Paşa ve Topal Osman çeteleri tarafından yürütüldü.
* Mehabad Kürt Cumhuriyeti Sovyet güçlerinin İran’dan çekilmesi sonucu ABD-İngiltere desteğindeki İran ordularınca 17 Ocak 1946 tarihinde yıkıldı.