• Kemal Kılıçdaroğlu'nun 45 senelik yol arkadaşı, DYP, DP ve TP'den sonra Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkan Yardımcısı olan Bülent Kuşoğlu, CHP'ye yönelik operasyonları, "devlet aklının bir bildiği var" şeklinde kodladı.

 

T24'ten Cansu Çamlıbel'in sorularını yanıtlayan Kuşoğlu, "Devlet aklı önemli" diyerek, “Devlet aklı”ndan ne anladığını söyle ifade etti: "Devlette çalışanların, devlet bürokrasinin aklını anlıyorum. Bunlar isimlendirilemez. Güvenlik konularında, maliye ve hazineyi ilgilendiren konularda oturdukları koltuklar dolayısıyla, kendilerine gelen bilgiler, yaptıkları değerlendirmeler dolayısıyla bir etkileşim söz konusu oluyor ve bir akıl ortaya çıkıyor. İşte o, devlet aklı. O devlet aklının arkasında yabancının olmaması lazım, arkasında başka akılların olmaması lazım. Temiz olması lazım o akılın. Kastettiğim o."

Devlet aklı ön planda

Devlet aklının Osmanlı’dan bugüne Türkiye’de hep etkili olduğunu, onun için Türkiye’de devlet aklını küçümsememek gerektiğini belirten Kuşoğlu, "Şu anda da siyaset çok zayıfladığı için, parlamento zayıfladığı için, siyasetçi zayıf olduğu için devlet aklı ön planda" dedi.

Erdoğan ve devlet aklı

Erdoğan'ın iktidara ilk geldiği zamanki İslamcı ideolojiye şimdi sahip olmadığını, Türk milliyetçiliği ile ilgili düşüncelerinin de şu anda çok farklı olduğunu, Batı ile ilişkilerin olduğunu kaydeden Kuşoğlu, Osmanlı’nın son döneminde İttihat ve Terakki’nin İslamcılık, batıcılık ve milliyetçiliği birleştiren bir ideoloji kurguladığını ve o gün bugündür devlet aklının aynı yerden beslendiğini hatırlatarak, şunları söyledi: "İttihat Terakki nasıl o üç akımı mezcetti, birleştirdi, öyle iktidardı…Tayyip Erdoğan da bu üç akımı birleştirdi gibi bir durum var. ama Tayyip Erdoğan kendisi mi yapıyor bunu, devlet aklı mı?"

Erdoğan sonrasına da

"İttihatçılık galiba hala devam ediyor" diyen Kuşoğlu, Etyen Mahçupyan’ın 'yeni İttihatçılık'ın kurguladığı yeni cumhuriyetin temel unsurunun ehlileştirilmiş ve devletin planlarını bozmayacak bir muhalefet olduğunu, yani “yeni rejimin inşasında Tayyip Erdoğan’ın kariyerini de aşan bir kurgu var. Siyasetçilerin sıfırlanacağı, her şeyi bürokratların idare edeceği bir rejim” analizini hatırlatarak, şöyle onayladı: "Gidişatın bu yönde olduğu doğrudur. Bu Tayyip Erdoğan sonrasına yönelik yapılıyor özellikle de. Çünkü bu cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sadece Erdoğan üzerine inşa edilmiş vaziyette. Ondan başka hiç kimsenin bu rejimi, bu sistemi götürmesi mümkün değil. Dolayısıyla Erdoğan sonrasında Türkiye’yi bir kaos, karmaşa bekliyor. Onun için de o devlet aklı, bürokratik aklı bir şeyler yapmaya çalışıyor sanki kendine göre. Doğru mu yapıyor, yanlış mı yapıyor onu bilmiyoruz."

Devlet içinde mücadele

"Bu kurguda CHP’ye Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden bir rol biçilmiyor mu?" sorusu üzerine Kuşoğlu, şöyle izah etmeye çalıştı: "Türkiye'de şunu görüyorum; devlet içerisinde çeşitli farklı kesimlerin bir mücadelesi var. AKP içerisinde de bir mücadele var. Bu mücadelenin en az olduğu yer CHP. CHP'deki bir mücadele biraz koltuk mücadelesi gibi. Bir fikir mücadelesi yok partimiz içinde, sosyolojik bir farklılaşma yok. Sosyolojik farklılık ve düşünce farklılığı olmadan CHP'nin ayrışması normal değil böyle bir dönemde. Devletin içinde mücadele var, AKP’nin içinde mücadele var, MHP’nin içinde mücadele var. Böyle bir ortamda CHP’ye bu müdahale nereden yapıldı? Hangi akıl tarafından yapıldı? Bunları da bilmemiz lazım. Onun için oturup konuşmamız lazım. Onun için diyaloga ihtiyacımız var."

Derin devlete kutsiyet

CHP Lideri Özel, Bülent Kuşoğlu’nun ‘devlet aklı’ yorumuna tepki gösterdi. Özel, "Derin devlete meşruiyet tanımlayan ve ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın tarif ettiği bir rejimi tarifleyen ve orada bir göreve talep açan yaklaşımı, tarihi olarak bir talihsizlik, tarihi bir talihsizlik olarak ifade etmem lazım. Tom Barrack tarif ediyor bunu. Ondan sonra monarşi tarif ediyorlar. İşte Batıcıların, milliyetçilerin ve İslamcıların cumhuriyet kurulmadan önceki ittifakı diye de bir başka tarifin de peşinden gidiyor. Tarihi bir talihsizlik ve CHP'ye yapılanın bir devlet darbesi olduğunu söylüyor ve derin devlete bir önem ve bir kutsiyet atfediyor. Parlamento çatısı altında bunları konuşmayı zül sayarım."