• Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komsiyonu üyeleri  Mehmet Emin Ekmen, İskender Bayhan ve Kani Torun, 'çerçeve yasa'nın gecikmeden Meclis'e taşınmasını, uygulanabilir ve kalıcı nitelikte olmasını istedi.

AZİZ ORUÇ / İSTANBUL

Meclis'te kurulan Komisyon'da yer alan DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen ve EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ile Gelecek Partisi Bursa Milletvekili Kani Torun, beklenen ‘çerçeve yasa’ ve tartışmalarına ilişkin gazetemize konuştular.

‘Çerçeve yasa’nın hâlâ Meclis’e gelmemesine ve yasalaşmamasına tepki gösteren EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, “Çok gecikmiş ve her gecikmesinin de bu memlekete çok pahalıya mal olduğu bir yasal düzenlemeyi konuşuyoruz. Bu ülke barışa susamış. Bir an önce kalıcı barış için küçük de olsa bu somut adımın atılması gerekiyor. Ne yazık ki; Saray rejimi hâlâ bunun gereğini yapmama konusunda ‘bin dereden su getirir’ bir tutumla hareket ediyor” dedi.

İçeriği açık açık söylenmeli

Yasanın içeriğinde gerçekten somut olarak neyi olup olmadığını açıklanmasını savunan Bayhan, "Bu memlekette halk ne kayyumların arkasında duruyor ne de Selahattin Demirtaş gibi bu ülkenin seçilmiş siyasetçilerinin cezaevinde tutulmasının arkasında duruyor. Eğer bir hassasiyet aranacaksa bu hassasiyet, bir daha silahların devreye girmediği ve Kürt sorunu da dahil olmak üzere bu ülkenin bütün demokratik sorunlarının ve açmazlarının demokratik siyaset yoluyla çözüldüğü bir zeminde olmalıdır” diye konuştu.

Yasa herkesi kapsamalı

“Yasa herkesi kapsamayacak”, “Öcalan faydalanmayacak”, “pişmanlığı dayatacak” gibi söylemlere tepki gösteren Bayhan, düzenlemenin kapsayıcı olması gerektiğini ifade etti. Bayhan şöyle konuştu: “Savaşın birinci dereceden tarafı olan bir örgütün silah bırakma ve kendini feshetme kararı var. Dolayısıyla bu kararın alındığı koşullarda, ‘o koşul, bu koşul; o engel, bu engel’ meseleleri bir yana bırakılmalı. Hiçbir ayrım yapılmadan, herhangi bir sınırlama getirilmeden bir yasa getirilmeli. Kapsayıcı, demokratik siyasete katılmak isteyen ve bu ülkede herhangi bir yurttaş gibi siyaset yapma kararlılığında olanları; yani PKK üyelerini ve militanlarını her düzeyde kapsayan bir düzenleme olması gerekiyor. Diğer yaklaşımların hepsi aslına bakılırsa siyasi hesaplarla gündeme getiriliyor. Yoksa bu sınırlamaları veya kategorilere ayırmayı kabul etmeyi gerektirecek nesnel bir durum yok.”

Yarınlara cesaret vermeli

Bayhan, “Bu ülkede eğer şoven bir canavar yaratılmışsa bunun sorumluları bu ülkeyi yönetenlerdir” diyerek, şöyle devam etti: “Hiç boşuna uğraşmasınlar. Bu ülkenin halkları barış istiyor ve eşit haklar temelinde bir arada yaşamayı onaylıyor. Bu nedenle hiçbir sınırlama olmadan, ayrım yapılmaksızın bir düzenleme gelmeli ve bunun için hızlı hareket edilmeli. Hatta şunu da söylemek istiyorum: Bu, sadece mevcut durumu değil, yarınlar açısından da cesaret veren bir yasal düzenleme olmalı. AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasını gündeme alan bir tutum benimsenmeli. Bunlar olmadan getirilecek sınırlı bir yasal düzenleme çok sınırlı bir sonuç doğuracaktır. Bu yasadaki kısıtlamaları ve sınırlamaları doğru bulmak mümkün değildir.”

Barış mücadelesinin parçası

Yasaya ilişkin iktidara yakın medyada konuşulan başlıkların düzenlemeyi daralttığını ve bunun kabul edilemez olduğunu belirten Bayhan, şunları ekledi: “Eğer durum, kamuoyuna yansıyan düzenlemeler açısından bir infaz düzenlemesi ve örgüt üyeliğiyle sınırlı kalacaksa bunun çözüm ve kalıcı barış açısından bir karşılığı olacağını düşünmüyorum. Pazartesi veya Salı günü yasa geldiğinde zaten somut olarak görüp konuşacağız. Şu bilinmeli: Önümüzdeki dönem barış mücadelesi, PKK’nin silah bırakması ve kendini feshetme kararı, demokrasi ve barış mücadelesinin bir parçası olarak ele alınmazsa kimseye faydası olmaz. Biz olup bitenleri, mücadelenin önünün açılması, daha güçlü, kitlesel, yaygın ve demokratik bir mücadelenin verilmesi açısından değerlendiriyoruz.”

Torun: AKP cesur olmalı

Yasanın Meclis’e gelmesi sürecinin bu kadar uzamasını eleştiren Gelecek Partisi Bursa Milletvekili Kani Torun, “İş at pazarlığına döndü. O yüzden de AKP’nin ‘Şöyle denirse buradan oy kaybederiz, böyle denirse bundan oy kaybederiz’ diye sürekli oy kaybı korkusuyla hareket etmesi durumu var. Elbette oy kaybı olabilir de olmayabilir de, onu bilmiyoruz. Bence cesur davransalar ve adım atsalar, bunu  halkla iletişimini de yapabilirlerse bunun kendileri açısından faydalı olacağını düşünüyorum” dedi.

Bu aşamayı geçmeliyiz

Çözümün aşamalı bir süreç olduğunu ve hemen sonuç alınmasının zor olduğunu ifade eden Torun, “Şu anda bu ‘taslakla’ ya da ‘yasayla’ soruna çözüm bulunmayacak, ancak bu bir başlangıç olacak” dedi. Torun, şöyle devam etti: “Bu taslak, sadece dağdakilerin önemli bir kısmının gelmesini, daha doğrusu silahın devreden çıkmasını sağlamalı. Silah devreden çıktıktan sonra  hapishanedekilerin ve yurt dışındakilerin de bir kısmı gelirse o zaman bir şeyler olacak. Bundan sonraki adımda başka neler yapılabilir; genel olarak Kürt sorununun çözümünü o zaman konuşabiliriz. Ben şu anda bunun konuşulabileceğini düşünmüyorum. İktidar en azından buna hazır değil. Bu yasa, bir aşama. Bu aşamayı geçmemiz gerekiyor. Bu aşama geçildiğinde sürecin, tabiri caizse bunun bir tepe olduğunu ve bu tepeyi aştıktan sonra yolumuzun daha düz olacağını düşünüyorum.”

Maksimalist davranmadan

DEM Parti’nin yasanın “geniş olması” ve “Abdullah Öcalan’ı kapsaması” yönündeki çağrılarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Torun, bu başlıklarda büyük ölçüde uzlaşma sağlandığını bildiğini söyledi. Torun, “O noktalarda büyük ölçüde uzlaşma sağlandığını biliyorum. İmralı’daki görüşmede de öyle, ancak maksimalizm daima makulün düşmanıdır. Maksimalizmden kaçınmak gerekiyor” dedi. Bu tür süreçlerin aşama aşama ilerlediğini tekrarlayan Torun, şöyle konuştu: “Karşılıklı güven tesis edilmesi açısından, silahın devreden çıkması açısından bu ilk aşama çok önemlidir. Silah devreden çıkınca diğer konuların konuşulmasının önündeki engel de kalkacak. Dolayısıyla aşırı maksimalist davranmadan şu aşamayı bir atlatmamız gerekiyor.”

Meclis’te bir komisyon

Yasanın çıkmasının ardından Meclis’te bir komisyon kurulması yönündeki tartışmalara ilişkin de konuşan Torun, Meclis’in kendi bünyesinde böyle bir komisyon oluşturabileceğini söyledi. Torun, “Meclis kendisi bir komisyon kurabilir. Meclis’in komisyonu da yasanın takibi, nasıl uygulanıyor, doğru mu, yanlış mı gibi konular üzerine olabilir. Ancak gelen yasada bunlar var mı yok mu onu bilmiyorum. Yoksa bundan dolayı yasayı geciktirmek yanlış. Bir an önce yasayı çıkarmamız lazım” ifadelerini kullandı.

Gerekçeleri halka anlatılmalı

Yasanın hazırlık sürecine ilişkin belirsizliğe dikkat çeken Torun, “Hâlâ Pazartesi günü yasayı görüp görmeyeceğimizi bilmiyoruz”  diyerek, şunları ekledi: “AKP’de üç dört kişi dışında kimse bir şey bilmiyor. Bu açıdan bekliyoruz. Bizim çağrımız, iktidarın bir an önce yasayı getirip Meclis kapanmadan bu yasanın geçirilmesidir. Meclis’in çalışmadığı dönemde herkes kendi saha çalışmalarına döndüğünde, gidip bu yasanın gerekçelerini halka anlatmaları gerekiyor. Bu nedenle Meclis kapanmadan çıkması çok önemli.”

Ekmen: Sürünceme yanlıştır

DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen ise AKP’nin yasa hazırlama biçimine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Yöntem şeffaf olmasına gerek yok ama bu kadar sürüncemede tutmak, bu kadar sündürmek, uzatmak, paydaşlarla bilgilendirmeyi doğru bir zaman yönetimiyle yapmamak yanlış. Yani devlet, İmralı, Kandil mutabık kalacak. AKP ile de DEM mutabık kalacak. Bize gelecek, biz de ‘Hayırlı olsun’ diyeceğiz. Onlar da bu süreçleri hâlâ işletiyor, bu da normal.”

Mutabakatla çıkmalıdır

Tartışmalardan önemli ölçüde uzlaşıldığı yönünde bilgi aldıklarını ifade eden Ekmen tarafları zorda bırakmayacak bir yol izlemeye çalıştıklarını ifade ederek, şöyle konuştu: “En iyi yasa, mutabakatla çıkacak yasadır. En iyi yasa, uygulanabilir bir yasadır. Yürürlüğe girdiğinde eve dönüşü sağlayacak yasadır. Önemli ölçüde de anlaşmışlar gözüküyorlar. Tarafları zorlayacak bir pozisyon almaktan kaçınıyoruz. Taraflar bizim aklımıza yatmasa bile bir tarafın esnekliği veyahut da bir tarafın karşı tarafı cesaretlendirici tutumu ile süreç ilerleyebiliyor. O yüzden ‘Şöyle olmazsa bu iş olmaz, böyle olmazsa bu iş yanlış olur’ demek onların hareket alanını daraltmak anlamına gelir. İki tarafı da adil ve uygulanabilir, zafer ya da hezimet ikilemine insanları koymayacak ve geniş kesimlerin sürece desteğini koruyacak, taraflardan herhangi birine siyasi maliyet üretmeyecek bir üslupta ilerlemelerini teşvik ediyoruz.”

Aslolan sürecin ilerlemesi

Aslolan sürecin ilerlemesi olduğunu belirten Ekmen, “Süreç doğru bir şekilde ilerlerse Öcalan'ın hakkı da teslim edilir. Onunla ilgili adımlar da daha az tartışma ve itirazla atılır. Raporun 7. maddesi, demokratikleşme ve diğer adımlar bu yasadan bağımsız. Böyle bir süreç olmasa bile yapılmalıydı, yapılmadı. Bunu hep eleştiri konusu yaptık. Artık bu saatte ‘Şu demokratikleşme eksik, şu kayyum yanlış, şu tutuklama yanlış’ diye süreci zorlaştırmamak lazım. İnfazın hukuki zemini ve eve dönüşü sağlayacak bir yasa çıkartsınlar. Diğer demokratik mücadeleyi biz her zaman veririz” dedi.

Çatışma zeminine dönülmemeli

Taslağın hâlâ paylaşılmaması ve detaylarına ilişkin ise Ekmen şunları söyledi: “Taslakta statü hususu yok. Suç sayılan eylemlerle ilgili bir düzenleme yok. Yöneticilerle ilgili bu pakette bir şey yok. Suç sayılan bir fiil yok ise geri dönüşü kolaylaştırıyor. Önemli bir gelişme olarak bir mekanizma kuruluyor, takip kuruluyor. Cumhurbaşkanına rehabilitasyon ve topluma entegrasyon politikaları için yetki veriliyor gibi konuları duyuyoruz ama gözümüzle bir şey görmüş değiliz. Bu yasa, süreci ayakta tutmak ve bir adım ileriye götürmek, sürecin durmasını ve devrilmesini önlemek anlamına gelir. O yüzden bu esnekliği tarafların göstermesi kıymetlidir. Asıl olan çatışma zeminine ve iklimine geri dönmemektir.”

Komisyonda ısrarcı olacağız

DEM Parti’nin gündeme getirdiği ve kurulmasını istediği “Barış İzleme ve Takip Kurulu”na ilişkin ise Ekmen, şunları belirtti: “Meclis'te barışı izleme adına bir komisyon kurulabilir. Raporda da böyle bir mekanizmayı teklif ettik. Rapora da yazdırdık. Yasa da geldiğinde bu konuda ısrarcı olacağız. Meclis'te süreci takip etmek, düzenli bilgilendirme alacak, yürütmedeki komisyona eşlik edecek bir komisyon kurulmasında büyük fayda var. Şu anda yürütme kapalı kutu. Bu komisyon bile birçok konunun siyasal alana taşınması, konuşulması ve hükümet ortağı olmayan siyasi partilerin sürece dair bilgilendirilmesi ve onların da sürece katkıda bulunma imkanının sağlanmasını sağladı. Dolayısıyla Meclis'teki bir komisyon her halükarda geniş siyasi çevrelerin sürece aktif katılımını sağlayacaktır. Bu aynı zamanda bir demokratik denetim, gözetim ve denge fonksiyonu görecektir.”