• Kürt halkının sırtındaki hançer durduğu sürece, istediğiniz kadar Kürtlere öğüt verin, tutmaz. PJAK'ın, İran ile nasıl bir süreç başlatacağı, hatta başlatıp başlatmayacağı, PJAK'ın kararıdır.

DEVRİM GEWDA

Dönüp yaşananlara ve söylenenlere baktığımızda, garip ve muammalarla dolu bir süreçten geçiyoruz. Sözü uzatmadan söyleyelim: Önderliğin ve Özgürlük Hareketi'nin attığı adımları çıkarırsanız, bu süreçte elle tutulur bir şey olmadığını herkes bilir. Tüm bu pozitif yaklaşıma rağmen kendini dev aynasında gören, sağa sola akıl satan bir Türk devlet aklı da ortalıkta cirit atıyor. Peki 'devlet aklı' neden bu kadar sık dile getiriliyor?

Bu kavram, merkezi devlet otoritesinin güçlenmesi ve mutlakiyetçi monarşilerin kurulması sürecinde işlevsel oldu. Aynı zamanda, siyasi gücü ele geçirme ve bırakmama amacının, etik değerlerin önüne geçtiği bir siyaset anlayışının yaygınlaşmasına da katkıda bulundu. Devletin çıkarlarını korumak gerekçesiyle yasaları ve ahlak kurallarını ihlal eden tasarrufları meşrulaştırmak için kullanıldı. 'Devlet aklı' kavramının evrimi ve kullanımı üzerine son derece kapsamlı bir eser kaleme alan Friedrich Meinecke, kitabını, devlet aklının tanrı ile şeytanın iç içe geçtiği düşüncelerin başta gelenlerinden olduğunu söyleyerek bitiriyor. Bence bu anekdot, bize yeterince açıklayıcı ve anlaşılır bir perspektif sunuyor.

Devletin hali budur

Şimdi Türk devlet aklının geldiği aşamaya bir göz atalım:

* Toplum içeride ahlaki çöküntü yaşıyor; okulların ve üniversitelerin durumu ortada.

* İktidar çevrelerinin fon vurgunlarına, DEM Parti belediyelerine atanan kayyumların çaldıklarına artık kılıf dayanmıyor.

* MİT'te Kâşif Kozinoğlu cinayeti yeniden açılarak Hakan Fidan ve ekibine ayar çekme oyunları bir kez daha devreye sokuldu.

* Azerbaycan Başkanı'nın restinin de öyle sıradan bir şey olmadığı ortada. İsrail–Azerbaycan ilişkileri biliniyor.

Hal böyleyken Türk devlet aklının sözcüsü ve manevi öncüsünün kalkıp PJAK'ın silah bırakmasından söz etmesi,  garip değil mi? Önderlik, her şeye rağmen "Bin kilometrelik yol bir adımla başlar" dedi ve sürecin ilerlemesi için tarihi bir fırsat verdi. Türkiye, hangi koşul ve olanakları sağladı da kalkıp bölgede öncülük rolü üstleniyor? MGK neden karar almıyor, neden sorumluluk üstlenmiyor? Balıklara yüzmeyi mi öğretmek niyetindesiniz?

PJAK, kararını verir

Rojava ve Rojhilat meselelerini muhataplarına bırakmanız iyi olur. Siz önce üniversitelerde tecavüze uğrayan insanların katillerini hukuk karşısına çıkarın; toplumsal barışa odaklanın ve sorumluluk alın.

ABD'nin Irak'tan çekilmesiyle birlikte aktörler değişmeyecek, roller değişecek. Bunun altını tartışmasız bir hakikat olarak çizebiliriz. PJAK'ın İran devleti ile nasıl bir süreç başlatacağı, hatta başlatıp başlatmayacağı, PJAK'ın kararıdır. Türk devlet aklı, akıl vermek yerine kendi iç barışına odaklansa çok daha isabetli olacağı kesin.

O rüyaları tutmaz

Bu noktadan itibaren şunu açıkça söylemek gerekir: Önderliğin ve Özgürlük Hareketi’nin bir ajandası olduğunu unutmamak lazım. Ortadoğu'da "şıp" diye her şey olmuyor ne yazık ki. Kimse, Özgürlük Hareketi'ni, Halkın Mücahitleri konumuna getirip bir kampa çekme düşüncesine kapılmasın; o rüya bu topraklarda tutmaz. Tarihsel ve toplumsal hafıza buna izin vermez.

Kürt halkının sırtındaki hançer durduğu sürece, istediğiniz kadar Kürtlere öğüt verin, tutmaz. Önderlik, Kürt toplumu için sebat etme gerekçesidir. Bütün metanetimi koruyarak söylüyorum: Toplumsal barış için adımlar atılmazsa Türkiye toplumunu ne Türk devlet aklı kurtarır ne de hile ve aldatmaya dayalı "devlet darbeleri" düşüncesi. Bu toplumu ancak samimi bir barış iradesi, hukukun üstünlüğü ve eşit yurttaşlık kurtarır.