Devlet bir tutsağı daha katletti

Mehmet Çeviren'in cenaze töreni
- Cezaevlerindeki zulmüne son vermeyen Türk iktidarı, bir tutsağı daha katlederek, ailesine tabutla teslim etti.
Beşiri Cezaevi’nde katledilen üç çocuk babası Mehmet Çeviren, memleketi Dêrik'te kitlesel bir şekilde toprağa verildi.
Mêrdin'in Dêrik ilçesinde 2016'da gözaltına alındıktan sonra ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen üç çocuk babası Mehmet Çeviren (42), tutulduğu Beşiri Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'nde katledildi.
7 senedir tekli hücredeydi
Abisi Velat Çeviren, duyduğu üzüntüyü dile getirerek, “Ama düşmedik. Ben abisiyim. Bize ölüm uzak değil ama özgürlük de uzak değil. Kardeşim şehit. 7 senedir tekli hücredeydi. İftira atıyorlar, ‘İntihar etmiş’ diyorlar. Tekli hücrede kendini intihar edecek şartı yok. İki gün önce onun yanındaydım. Kıyafet götürdüm ona, onun istekleriydi. İntihar etmek isteseydi, bunları istemezdi” diye konuştu. Devletin tutsakların yaşamından sorumlu olduğuna dikkat çeken Çeviren, “Kardeşim hiçbir zaman zindanda da onlara baş eğmedi. Onu, başımız dik defnedeceğiz” diye konuştu.
Cenaze töreniyle defin
Çeviren'in naaşı, Derik Devlet Hastanesi'nden alınarak, Kale Mahallesi'nde bulunan ilçe mezarlığına, “Bijî berxwedana zîndana” ve “Şehîd namirin” sloganlarıyla getirildi. Buradaki törende konuşan Mêrdin Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TUHAD-DER) Eşbaşkanı Fettah Tekin, "Bizler Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde cezaevinde bulunan arkadaşlarımızın serbest kalmasını umut ederken, ne yazık ki bir ay içinde dört arkadaşımızın cenazesini aldık" dedi.
Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) Mêrdîn Eşbaşkanı Salih Kuday ise şunları söyledi: "Kürt halkı ve Kürt Özgürlük Hareketi üzerine düşen her şeyi yaptı, ancak hükümetin baskısı devam ediyor. Cezaevlerinde yüzlerce hasta tutsak ölümle yüz yüze. Hasta tutsaklar biran önce serbest bırakılmalı."
Kesinlikle devlet eliyle
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mêrdîn Milletvekili Beritan Güneş de şöyle konuştu: "Defalarca S ve Y tipi cezaevlerinin ölüm yeri olarak anıldığını söyledik ama buna rağmen bir önlem alınmadı. Bunun yanı sıra Mehmet arkadaş tüm ziyaretlerde; cezaevlerinde yaşanan işkenceleri dile getirmiştir. Bizler de diyoruz ki; bu ölüm kesinlikle devletin eliyle olmuştur. Mehmet arkadaşımızı ölüme sevk edenler mutlaka bunun hesabını verecekler ve bizler de takipçisi olacağız." MÊRDÎN
* * *
Üç tutsak hastanede
Antalya Döşemealtı Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde açlık grevinde olan üç tutsak, durumlarının ağırlaşması üzerine Antalya Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı.
Tutsaklar, Tahsin Sağaltıcı ve Gürkan Türkoğlu 260, Hüseyin Özen ise 240 gündür açlık grevi eylemini sürdürüyor. Tutsaklar, Antalya Şehir Hastanesine sevk edilirken, ailelerinin de hastane önünde bekleyişlerini sürdürdüğü kaydedildi. Dosya avukatlarının da cezaevi savcısıyla görüştükleri öğrenildi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Antalya Şubesi yöneticileri, tutsakların infazlarını insancıl koşullarda ve ailelerine yakın cezaevlerinde tamamlaması için açlık grevi eylemini sürdürdüklerini belirtti. İHD, söz konusu taleplerin uluslararası insan hakları hukuku ve mahkeme kararlarıyla güvence altına alındığını kaydederek, Adalet Bakanlığı ve ilgili kurumların bu talepleri karşılamak yerine tutsakları iradeleri dışında hastaneye sevk ettiğini ve tutsaklara açlık grevini sonlandırmaları yönünde baskı uygulandığını aktardı.
Tedaviyi reddetmişlerdi
İHD, daha önce de iki kez hastaneye götürülen tutsakların, eylemlerini sonlandırmayı reddetmeleri üzerine yeniden cezaevine gönderildiklerini hatırlattı. İHD, bunun üzerine durumu ağırlaşan üç tutsağın “hastanede gözetim altında tutulmasına” karar verildiğini söyledi. İHD, ölümü değil, yaşamı savunduklarını ifade ederek, zorla müdahale tehdidinden vazgeçilmesini ve tutsakların taleplerine yönelik çözüm odaklı adımların derhal atılmasını istedi.
* * *
Tutsaklara teslimiyet dayatıyor
MED TUHAD-FED Yöneticisi Orhan Işık, Barış ve Demokratik Toplum Süreci yokmuş gibi cezaevlerinde değişiklik olmadığını belirterek, tutsaklara teslimiyetin dayatıldığını söyledi.
Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED-TUHAD-FED) Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Işık, MA'ya konuştu. Süreçte atılması gereken adımların başında cezaevlerinin iyileştirilmesi ve tutsakların bir an önce özgürlüklerine kavuşturulmasının geldiğini ifade eden Işık, cezaevlerinde tam tersi politikaların yürütüldüğüne dikkat çekti. Avukatlar, sivil toplum örgütleri, insan hakları kuruluşları, milletvekilleri tarafından cezaevlerine yapılan ziyaretler sonrası sorunların çözülür gibi olduğunu fakat sonrasında kendini tekrar ettiğini kaydeden Işık, Nevşehir ve Samsun'daki cezaevlerinde yaşanan saldırıları ve hak ihlallerini hatırlattı. Işık, saldırılarla birlikte tutsakların yerlerde sürüklenerek hücrelere götürüldüğünü belirtti.
Kürt halkının süreç noktasında en büyük beklentisinin cezaevlerindeki tutsakların durumu olduğunu söyleyen Işık, devletin cezaevi konusunda süreci tamamlayacak politikalar geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Işık, “Bekle-gör politikası var, yani ciddi anlamda laf üretmek var ama icraat üretme noktasında politikanın geliştirmesi söz konusu değil. Cezaevlerinin boşaltılması gerekirken bakıyoruz ki daha yeni yeni cezaevleri yapılıyor" diye konuştu.
Adeta teslim alma politikaları ve dayatmalar uygulandığını kaydeden Işık, şunları söyledi: "Cezaevleri bu son günlerde ciddi anlamda toplumumuzun, halkımızın gündeminde. En başta bağımsız kişilerin cezaevlerinde inceleme yapmaları gerekiyor. Fiziki saldırı gerçekleştiren kişiler hakkında hukuki süreç başlatılmasını istiyoruz. Hasta tutsaklar bırakılmalıdır. 'Umut hakkı'nın tanınması gerekir. Cezası 30 yılın üzerinde olan birçok tutsak arkadaşımız var. Kurul tarafından sudan bahanelerle cezaları ertelenerek bırakılmama durumu söz konusu. Bir an önce bu koşulların iyileştirilip arkadaşlarımızın özgürlüklerine kavuşması gerekir."














