
PKK’nin bitmesinin Kürt sorununun çözümü anlamına gelmeyeceğini belirten Aurick Paulson, “Türkiye bir karar vermek zorunda. Kürt sorunu mu çözülecek yoksa PKK mi çözülecek“ diye sordu.
Akademisyen Aurick Paulson, Dolmabahçe’de 28 Şubat’ta hükümet yetkilileri ve İmralı Heyeti tarafından yapılan ortak açıklama ve Öcalan’ın sunduğu 10 maddeyi gazetemize değerlendirdi. Dolmabahçe’deki açıklamanın devlete ev ödevleri yüklediğini ifade eden Paulson, silahsızlanmanın ise Kürtlerin anayasal haklarının tanınmasından sonra gerçekleşebileceğini belirtti.
93’te de söylemişti
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın önerisiyle gerçekleşen basın açıklamasının yeni bir sürecin başlangıcı olarak okunmaması gerektiğini ifade eden Paulson “Ortak basın açıklaması elbetteki önemlidir ama bunu yeni bir başlangıç olarak kabul etmek veya böyle okumak doğru olmaz. Öcalan’ın 1993 yılından beri yani ilk ateşkeste içerik olarak söyledikleriyle 28 Şubat’ta söylediklerinde bir farklılık yok. Devletin bu açıklamalara ciddi yaklaşması bir yenilik veya milat olabilir” dedi.
Sorun varoldukça silah olur
Silahlı mücadeleyi Kürt sorunun ortaya çıkarmadığını tam aksine Kürt sorununun silahlı mücadele ürettiğininin altını çizen Paulson “Doğal olarak Kürt sorunundan kaynaklanan sorunların ortada kalkması silahlı mucadeleyi bir araç olarak devre dışı bırakabilir. Sorun var oldukça silahı üretecektir. Bunu taraflar çok iyi biliyor” dedi.
Anayasal teminat
Öcalan’ın da PKK’nin de Kürt sorunun bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirten Paulson, “Kürt sorunu anlaşıldıkça PKK ve Öcalan anlaşılıyor. En azından geç de olsa devlet bunu görmeye başladı. Sorunu görünür hale getiren Öcalan liderliğindeki PKK ise kendisini Kürt sorunun çözümü içinde eritmeye hazır olduğunu deklare ediyor. Öcalan’ın 10 maddelik önerisi ve Dolmabahçe açıklaması hatta bundan önceki tüm girişimlerin esası Kürtlerin anayasal haklarına dayanıyor. Anayasa’da teminat altına alınmayan bir Kürt sorunu, Türk sorunu olacaktır ve silahı besleyen potansiyele sahip olacaktır” ifadelerini kullandı.
Silah bırakma bu aşamada olmaz
Aurick Paulson, Öcalan’ın Kürt-Türk ilişkilerine sürekli ivme ve düzey kazandırdığını da vurgulayarak şöyle devam etti: “Aslında Kürt siyasal hareketi, Türk devleti ve siyasal haraketlerini de Öcalan sürüklüyor. Her iki kesim de Öcalan’a yükleniyor. Öcalan ise Kürt-Türk birlikteliğini mümkün olduğunca yan yana tutmaya çalışıyor. Söz konusu 10 maddenin özü ve içeriği budur. Silahların bırakılması için somut maddeler halinde bir sözleşme kesinlikle bu aşamalarda gerçekleşmez. Böyle bir beklentide doğru olmaz. Tarafların ortak paydaları birleştikçe veya çoğaldıkça o sürece gidilir. Hatta, silah anlamsızlaşmaya başlar.”
Türkiye kararını vermeli
Türkiye’nin ise sorunu kabul etmesine rağmen çözüm konusunda yöntem yanlışlıkları yaşadığını ifade eden Paulson, “Türkiye, PKK’yi bir sorun olarak görmeye devam ediyor. PKK’nin kendisini feshetmesini Kürt sorunun çözümü gibi görüyor. PKK’nin bitmesi, Kürt sorunun çözümü anlamına gelmeyecektir. Kürt sorunun çözümü, PKK’yi anlamsızlaştıracaktır. Neden-sonuç ilişkisi üzerinde durmaktan ziyade sonuç ilişkileri üzerinde çözüm aramak sorunu sadece erteleyecektir. Bu nedenle Türkiye bir karar vermek zorunda. Kürt sorunu mu çözülecek yoksa PKK mi çözülecek?” dedi.
ALİ ONGAN/CENEVRE