Devlet destekli ırkçılık
Forum Haberleri —

.
- Kürtlere yapılan ırkçı saldırılar, devletin sistematik yürüttüğü imha ve soykırım politikaların ürünüdür. AKP-MHP faşist iktidarı Kürtlere karşı sürdürdüğü savaş neticesinde ırkçılık gelişmektedir. Kürtler, tehlikenin boyutlarını görmeli ve örgütlü hareket etmelidirler.
ŞÜKRÜ GEDİK
Kürtlere karşı gelişen ırkçı saldırılara her gün yenileri eklenmektedir. Artan bu saldırılar olağan hal almaya da başladı. Irkçılığın tırmanışa geçtiği Türkiye’de Kürtlerin yaşam güvencesinin kalmadığını gözler önüne sermektedir. Türkiye’de ki mevcut faşist iktidarın Kürtleri düşman gören bakış açısı toplumdaki kamplaşmayı, kutuplaşmayı, çatışma aşamasına vardırmıştır. Irkçı saldırıları toplumsal çatışmaların bir ön habercisi olarak görmek durumundayız.
Kürtlere yapılan ırkçı saldırılar, devletin sistematik yürüttüğü imha ve soykırım politikaların ürünüdür. AKP-MHP faşist iktidarı Kürtlere karşı sürdürdüğü savaş neticesinde ırkçılık gelişmektedir. Yurt içinde, yurt dışında Kürtleri imha etmek isteyen bir zihniyetin topluma sirayet etmesidir. Kürtçe konuşmak, Kürtçe şarkı söylemek saldırı gerekçesi, ölüm nedeni olmaktadır. Başka ne beklenir ki? Irkçılık, sanki Türkiye’de yeni gelişiyormuş gibi yaklaşım gösterenlerin aklına da şaşmak gerekir. Rejimin kendisi zaten faşist ve ırkçı bir rejimdir. Kürtlere karşı tüm icraatları ırkçıdır, faşisttir, şovendir.
Kürtler, tehlikenin boyutlarını görmeli ve örgütlü hareket etmelidirler. Faşist iktidarın saldırıları ve propaganda aygıtları toplumda Kürt karşıtı bir cephe yaratmıştır. Dinciliğin, milliyetçiliğin, ulusalcılığın, ırkçılığın bu kadar tavan yaptığı bir ülkede dinsel ve etnik farklılıklar hedeftir. Türk uluslaşması etnik temizlikler üzerine inşa edildiği unutulmamalıdır. Ermeniler, Rumlar, Kürtler ortadan kaldırıldıkça Türk uluslaşması gerçekleşir mantığı ittihat ve terakkiden beri vardır. Türk-İslam senteziyle vücut bulmuş bir yapılanmadan her türlü melanet beklenir.
Sakarya’da Kürt kadınlarına, mevsimlik işçilerine saldıran aşağılık güruh Türkiye’nin ırkçılık fotoğrafıdır. Kürt gençlerinin, askerdeki kuşkulu ölümlerin ardı arkası kesilmiyor. Devlet bunlara intihar süsü verse de aslında ırkçı saldırılar sonucu katledilmişlerdir. Şu gerçek iyi bilinmelidir ki, devlet bu türden ırkçı, faşist saldırıların zeminini hazırlamıştır, ideolojik, düşünsel alt yapısını oluşturmuş, örgütlemesini gerçekleştirmiştir. Tecavüzcüleri koruyup kolladığı gibi, bu saldırıları da geçiştirerek önünü daha da açmaya çalışıyor. Devlet destekli ırkçı saldırılar karşısında Kürtlerin uyanık olması gerekir.
Kürtleri açlığa mahkum ederek, batı illerinde kölece yaşamaya mecbur kılınması yetmiyormuş gibi birde saldırılara açık hale getirilmektedir. Hiç bir güvencesi, koruması olmayan Kürtler her tarafta ırkçı saldırılara açık hale getirilmiştir. Bu devlet sırf Kürt olduğu için keyfi tutukluyor, hapsediyor, işkence ediyor, tecavüz ediyor, kaybediyor, katlediyor. Kürt coğrafyasında hukuk işlemiyor. Rojava’da ki hak ihlalleri BM tarafından görülmesine ve tespit edilmesine, devlet ve çetelerin talan, tecavüz ve her türlü insanlık dışı iğrenç suçlar işlemesine rağmen uluslararası hukuk da işlemiyor. Toplumun bütün farklı kesimleri, ırkçılığı bir devlet politikası olarak görmeleri ve buna karşı kendi önlemlerini almalıdırlar.
Kürtler kendi savunmalarını kendileri yapmalı ve tedbirlerini geliştirmeleri gerekiyor. Yaşanan ırkçı saldırılar münferit değildir, ya da Afyon’daki saldırıya ilişkin valinin yaptığı açıklama hiç değildir. Saldırıyı basitleştirerek, görmezden gelerek, toplumsal boyutunu yok sayarak tarif etmek en az saldırganlar kadar suç işlemektir. Milliyetçilik, dincilik, ırkçılık bu Türk ulus devletinin genlerinde vardır. Devlet gerçeğini iyi çözmeden tedbir geliştirilmesi mümkün değildir. Faşist AKP-MHP iktidarı devam ettiği müddetçe faşist-ırkçı saldırılar da artarak devam edecektir.
Kürtlere yapılan ırkçı saldırılar yetmezmiş gibi bu saldırıları öven görüntüler sosyal medya da dolaşıma sokulması da işin cabası. Bu zulüm nereye kadar? Kin, nefret, şiddet Kürtlerin kaderimi? Bu çirkin saldırılar karşısında toplumsal tepki gelişmezse, eli kolu bağlı oturup seyirci kalınırsa toplumun bir arada yaşaması daha da zorlaşacaktır. Faşist iktidarın beslendiği zemin toplumsal parçalanmışlıktır. İç düşman, dış düşman üreterek iktidarını sürdürmeye çalışan diktatör Erdoğan’ın hedefine ulaşması, Kürtlerin tasfiye edilmesine bağlı hale gelmiştir. Suriye’de, Irak’ta yayılması ve işgali geliştirmesi Kürtlerin tasfiyesiyle mümkündür. Türkiye’de de faşizmin en büyük engeli Kürtlerdir. Faşist iktidarın politikaları göz önünde bulundurulduğunda Kürtlere yönelik ırkçı saldırılar daha iyi anlaşılacaktır.
Irkçı saldırıları püskürtmek için faşizme karşı topyekün durmak gerekir. Toplumu birleştiren, halkları kaynaştıran, geniş demokrasi cephesinde buluşturan, eyleme dönüştüren yaklaşımlar içinde olunursa faşizm etkisiz hale gelecektir. Bu nedenle, KCK’nin başlattığı hamle önemli bir fırsat yaratmıştır. Faşizme karşı bütün muhalif kesimlerin yan yana omuz omuza bu hamlede saf tutmalıdır.







