Bidikçi'nin kaçırılmasını koruculuk sisteminin kadın şiddeti üzerinde yarattığı sonuç olarak değerlendiren Akel, "Korucuların genç bir kızı silah zoruyla kaçırması üzerinden 18 gün geçmesine rağmen kendisinden hala haber alınamadı. Bu ciddi bir sorundur, bir insanlık sorunudur" dedi.


Korucu silahıyla katliam yapılıyor

Koruculuk sisteminin devletten aldığı güçle kadın ve bütün toplumsal kesimler üzerinde ciddi bir baskı ve şiddet aracı haline geldiğini kaydeden Akel, "Bu baskı ve şiddet aracı devletin verdiği silahlarla insanları gasp etmeye, zorla kaçırmaya hatta katletmesine kadar götürmüştür. Eğer devlet bir çözümden bahsediyorsa, bu toplumu çözümsüzlüğe iten, kaos yaratan bu sistemi de lağvetmek zorundadır" dedi.

Bidikçi için duyarlılık çağrısı

Êlîh'in uzun yıllar kadın şiddeti ve kadın intiharları ile anılan bir kent olduğunu dile getiren Akel, "Biz kadın örgütleri, yerel yönetimler ve tüm sivil toplum örgütleri dönem dönem bu şiddete karşı ses çıkardık. Devletin yönetim mekanizmalarını kendi görevlerini yapmaya çağırdık. Ama Bidikçi'nin kaçırılmasının üzerinden 18 gün geçmesine rağmen valilik, savcılık, adli merciler ve güvenlik birimleri bununla ilgili en ufak bir çaba ortaya çıkarmamışlardır" diyerek duyarlılık çağrısında bulundu.
Nazlı Bidikçi'yi kaçıran korucuların kim olduklarının bilinmesine rağmen herhangi bir işlemin yapılmamış olmasının düşündürücü olduğunu ifade eden Akel, "Korucular, bu devletin görevlileridir. Yani devlet öyle tanımlıyor korucuları. Dolayısıyla kendi görevlisinin böyle bir gaspı ve şiddet olayını çözemeyişi gerçekten düşündürücüdür. O açıdan biz yerel yönetimler ve kadınlar olarak çağrıda bulunuyoruz. Bu onların sorumluluğudur" diye belirtti.

 DİHA/ÊLÎH