6-8 Ekim Kobanê serhildanlarında olduğu gibi politik sıkışıklığını devlet güçleri ve paramiliter çetelerle aşmak isteyen AKP Hükümeti, bu kez Cizre’yi seçti. Hizbulkontra’nın saldırtılması sonucu 3 kişi yaşamını yitirdi, 2’si ağır 5 kişi yaralandı.
Olaylar Cuma gecesi YDG-H’nin Cizre’nin Nur Mahallesi’nde kurduğu çadıra Hizbulkontra’nın (Hüda-Par) saldırmasıyla başladı. Gece boyunca devam eden çatışmalarda YDG-H üyesi 19 yaşındaki YDG-H üyesi Yasin Özer, Hüda-Par üyesi Abdullah Deniz yaşamını yitirdi. Cumartesi günü yaşanan çatışmalar sırasında ise Nur Mahallesi’ndeki evine gitmek isteyen 15 yaşındaki Barış Dalmış pompalı tüfekle açılan ateş sonucu göğsünden yaralandı. Cizre Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Dalmış, müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

2 ağır yaralı

Çatışmalarda ağır yaralanan 14 yaşındaki bir çocuk yoğun bakımda tedavi altında tutulurken, polis ve özel harekat timleri de Hüda-Par saldırısına eşlik etti. Cumartesi akşamı nöbet tutan halka özel harekat timlerinin açtığı ateş sonucu 32 yaşındaki Zeki Alar göğsünden aldığı kurşunla ağır yaralandı.

Cenazeleri gönderildi

Yaşamını yitiren Yasin Özer ve Barış Dalmış’ın cenazeleri, Amed’deki otopsi ardından dün Cizre’ye götürüldü. Özer ve Dalmış için Nur Mahallesi’nde açılan taziyeyi DTK Eşbaşkanı Selma Irmak, HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi ziyaret etti. 

YDGH: Devlet katliamı
Olaylara ilişkin yazılı açıklama yapan YDG-H ve YDG-K Sözcülüğü, saldırının devlet organizeli olduğuna işaret etti. Açıklamanın tamamı şöyle: “Yurtsever Kürdistan halkı 27. 12. 2014 sabahı gelişen saldırıyı hiç kimse Hizbulkontra ve Hüda-Par olarak yansıtmaya kalkmasın zaten bu çete gruplarını Cizre’de 20 evleri var, bunların halka saldırı girişimi yapacak güçleri ve cesaretleri de yok. Bu isim öncülüğü ile geliştirilmek istenen devlet katliamıdır. Bütün Cizre halkı son bir haftadır kaymakam tarafından tehdit edilmekteydi. Halkın kendi öz gücü ile savunduğu mahallere ne pahasına olursa olsun gireceğini belirtiyordu, hata hava destekli operasyon tehdidinde bulunuyordu. Bunun kirli maskesi Hüda-Par olabilir fakat asıl saldırı devletin kirli bir planıdır.

Zırhlı araçları mı var?

Bütün kamuoyu bilsin ki; Hüda-Par’ın elinde zırhlı kirpi araçları, akrepleri ve panzerleri yok, ancak gelişen saldırı bu araçlar öncülüğünde olmuştur. Bu kadar planlı ve örgütlü saldırıya karşılık YDG-H ve YDG-K halka öncülük etmiş. Geri adım atma değil, direnişi geliştirip tüm Kürdistan’a yayma sözü veriyoruz. Şehit yoldaşımızın anısına ancak bu şekilde cevap olabiliriz.
Tüm Kürdistan gençliğini ‘Her yer Cizre her yer direniş’, ‘Büyüyen serhıldan özgürleşen Kürdistan’ olacak sloganı ile serhıldanı yaymaya çağırıyoruz.”

Halk İnisiyatifi: Çatışma değil saldırı

Botan Halk İnisiyatifi de Cizre’de yaşananların bir çatışma değil, özel harekat timlerinin de katıldığı bir devlet saldırısı olduğuna dikkat çekti.
 “Çözüm sürecinin en kritik döneminde kontralar kol gezmektedir. Bu bilinçli planın devreye sokulan parçasıdır” diyen Halk İnisiyatifi açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Hüda-Par denen partiyle yaşanan bir çatışma değildir. Bizzat özel timlerin ve suikastçıların içinde yer aldığı bir saldırıdır. BKC, Karnas, A4 silahların yanı sıra akrep tipi araçlar kullanılmıştır. Hüda-Par denen parti bu oyunun bir kılıfıdır. Roboskî Katliamı’nın arifesinde bir katliam daha gerçekleştirmek istediler.”
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Hatip Dicle ise yaptığı yazılı açıklamada olayları, “derin güçlerin bir provokasyonu” olarak nitelendirdi.

DBP: Seçim öncesi tuzak

DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek de Hüda-Par’la diyalog çabası içinde oldukları bir dönemde saldırının gerçekleşmiş olduğunu ifade ederek, “Bu bir oyundur. Bu bir tuzaktır. Bu, hükümetin ve devletin bazı kesimlerinin, komşu bazı ülkelerin istihbarat birimlerinin ve Ortadoğu’daki kimi çete yapılarının içinde bulunmuş olduğu bir tuzak ve oyundur. Bilinçli ve örgütlü hareket ederek bu oyunları boşa çıkaracağız.”


Arınç’a göre mazlum ve mağdur!

Olayla ilgili açıklama yapan Hükümet yetkilileri ise açıklamalarıyla saldırının devlet organizeli bir saldırı olduğunu ortaya koydu. Türk Başbakanı Ahmet Davutoğlu, “Bu gelişmeler şu anda Meclisimizde olan İç Güvenlik Reformu ve Özgürlüklerin Korunması Reformu paketinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Provokasyonlara karşı her türlü tedbir alınacak. Devlet her türlü tedbiri almaya muktedirdir” diyerek yeni soykırım operasyonlarını işaret ederken, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, saldırıyı gerçekleştiren Hüda-Par’ı açıktan savundu. “Hüda-Par mazlum ve mağdurdur. PKK bölgede başka hakimiyet istemiyor” diyen Arınç, Roboskî Katliamı için de “Bu olayın suçlusu hükümet ve asker değil, bu olayın suçlusu terör” ifadelerini kullandı.

ŞIRNAK