Darbe girişimi ve sonrasında yaşanan gelişmelerle birlikte İmralı’da tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın durumuna dair duyulan kaygılar, hükümet kaynaklarının servis ettiği bazı bilgilerle daha da büyüdü. Kimi gazetelerin bu bilgilerle darbe gecesi 12 albayın İmralı‘ya operasyon yapmaya hazırlandığını yazması, “Öcalan’a suikast girişiminde mi bulunuldu?” yönünde ciddi soru ve endişeleri de beraberinde getirdi. Dün de yine AKP’nin yayın organlarından Yeni Şafak’ın bambaşka bir senaryoyu manşete taşıması Öcalan’a dönük kaygıları büyüttü. AKP hükümeti ise Kürtlerin bütün çağrılarını geçiştirerek avukat ve aile görüşünü egellemeye devam ediyor.

Yıllardır İmralı Adası’nda rehin tutulan ve şimdiye kadar birçok saldırı girişimine maruz kalan Öcalan’ın durumu, darbe sonrasında endişe verici boyutlara ulaştı. Darbeden sonra Kürtlerin büyük bir kaygı ile durumundan haberdar olmaya çalıştığı Öcalan’ın durumunun iyi olduğu yönünde hükümetten açıklamalar yapılmasına rağmen Nisan 2015 tarihinden beri sürdürülen tecrit nedeniyle Öcalan’dan  bilgi alınmasına izin verilmiyor. Bu durum kaygıları artırırken, yine hükümete yakın kimi yayın organlarının algı operasyonu kapsamında servis ettiği bazı haberler, duyulan kaygı ve endişeleri daha da büyüttü. 

Yeni Şafak Gazetesi, dünkü sayısında darbe gecesi 12 albayın İmralı’ya operasyon yapma hazırlığı içinde olduğu, ancak bu ekibin etkisiz hale getirildiğini yazdı. Darbecilerin Öcalan’ı kaçırarak, PKK ile pazarlıkta koz olarak kullanmaya çalışacağı yönünde tahminlere yer verilen haberde, bunun engellendiği ileri sürüldü. Gazetenin “Öcalan’a operasyon yapılacaktı” yönünde servis ettiği bu bilgiler, var olan kaygıları arttırdı. Öcalan’ın durumuna yönelik bütün endişelerine rağmen şuana kadar hükümete dönük uyarılarla yetinen Kürtler, AKP tarafından “darbecilere destek vermekle” suçlanmaya başladı. Yeni Şafak da aynı haberinde, darbecilere Kürt kentlerini yakıp yıkma talimatını AKP vermemiş gibi, Kürtleri darbecilerle işbirliği yapmakla suçlandı.

Yaptığı darbe uyarıları haklı çıkan ve daha önce “Darbeciler yanı başımda, burada hayatımı kaybedersem bu doğal bir ölüm ile olmayacak” diyen Öcalan’a yönelik olası harekatın bir suikast girişimi olabileceği görüşü hakim. 

Yine Öcalan’a yönelik operasyon girişimin boşa çıkarıldığı ve durumunun iyi olduğu yönünde bir algı oluşturulmaya girişilmesi “Hükümet neden Öcalan’ın durumuna ilişkin güvenli kaynaklardan haber gelmesini engelliyor ve başta ailesi olmak üzere kimsenin adaya gitmesine izin vermiyor?” sorularını da beraberinde getirdi. 


Öcalan’a tehdit mektubu!

Öcalan’a dair kaygıların büyüten bir diğer neden ise  İmralı’da Öcalan ile birlikte kalan ve yakın zamanda Silivri’ye sürgün edilen Çetin Arkaş’ın Gündem Gazetesi’ne gönderdiği bir mektup. İmralı Cezaevi’nde yaklaşık 10 ay tutulan PKK’li tutsak Çetin Arkaş, AKP’nin savaş politikalarının startını vermesi ile birlikte Silivri 9 No’lu L Tipi Cezaevi’ne sevk edilmişti. Arkaş, kaldığı Silivri Cezaevi’nden Özgür Gündem gazetesine yaşananlara ilişkin bir yazı kaleme aldı. Arkaş, yazısında, Öcalan’a imzasız tehdit mektuplarının geldiğine yer verdi: “2015’in son aylarında Önderliğe Berlin’den bir mektup gönderilmişti. Tabi gerçekten Berlin’den mi gönderilmiş, öyle bir mühür mü ayarlanmış, bunlar işin teferruatı. Önderlik mektubun içeriğini bizlerle de paylaştı. Kendini ‘medyum’ olarak tanıtan şahıs şunları yazmıştı: ‘Bugüne kadar iki kişi hakkında öngörüde bulundum, ikisi de tuttu. Senin hakkında da bir tahminim var. 2016 yılında doğal yollarla öleceksin. Devletin herhangi bir dahli olmadan, tamamen doğal şekilde yaşanacak bir ölüm olacak bu. Erdoğan, iyi bir şanstı değerlendirmeliydin’ mektubun içeriği böyle.


İdare mektubu verdi

Önderlik, dahil hepimizin kati görüşü, bu mektubun bir tehdit mektubu olduğu yönündeydi. Tabi şu bilgiyi de vermeliyim ki mektubun ‘tesadüfen’ adaya ulaştırılmadığı anlaşılsın. Önderliğe verilen mektuplar her daim çok sınırlı oldu. Bunların tamamı da cezaevinden yollanan mektuplar. Yani dışarıdan yollanan hiçbir mektup verilmiyorken, Berlin’den yollanan böyle bir mektup Önderliğe veriliyor. Hem de yanlışlıkla! Önderlik idareye sorunca böyle demişler: ‘Yanlışlık olmuş normalde böylesi mektupları vermeyiz’ İdarenin bu yanıtını bin bir dereden su getirerek inandırıcı kılmaya çalışanlar olabilir ama İmralı sistemini bilenler için şu husus nettir. Orada öyle bir sistem kuruludur ki hiçbir şey yanlışlıkla olmaz. Bir şey gerçekleşiyorsa, öyle olması istendiği içindir. İdare ile de ilgili değildir bu. İmralı sisteminde her şeyin belirlendiği merkezin kararıyla olur tüm bunlar.”


Dün yine başvuru yapıldı

Öcalan’ın avukatları Cengiz Yürekli, Ebru Günay ve Emran Emekçi ile kardeşleri Mehmet Öcalan ve Fatma Öcalan, dün bir kez daha Bursa Cumhuriyet Savcılığı’na görüş başvurusunda bulundu. Hafta başından bu yana başvuruları “gemi bozuk” veya “Görüşme şartları oluştuğunda sizi bilgilendireceğiz” denilerek reddedilen ailelerin başvuruları önceki gün de “Koşullarda değişen bir şey yok” denilerek reddedilmişti. Asrın Hukuk Bürosu, müvekkilleri ile görüşebilmeleri talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne de önceki gün tedbir başvurusu yapmıştı.


5 yıldır avukat görüşü yok

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Mazlum Dinç, kaygılarını DİHA’ya değerlendirdi. Görüşmelerinin 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana engellendiğini, ailesinin Ekim 2014’ten bu yana, İmralı Heyeti’nin ise 5 Nisan 2015’ten bu yana adaya gitmesinin engellendiğini anımsatan Dinç, engellemelere rağmen başvurularının devam ettiğini söyledi. Dinç, darbe girişimi sonrası yaptıkları başvurularının reddedilmesini ise “çok vahim” diye nitelendirdi.


Kaygılar üst düzeyde

“Darbe sonrası görüşme neden bu kadar hayati?” sorusunu yanıtlayan Dinç, “Sayın Öcalan Kürt sorununun çözülmemesi durumunda darbe mekaniğinin devreye gireceği uyarısında bulundu. Darbe sonrasında kendisinin hedef alınabileceğini açıkça dile getirmişti. Kaygılarımız üst düzeyde ve bir an önce Sayın Öcalan’dan haber almak istiyoruz. Bunun için girişimlerimiz oldu. Görüşme için tüm girişimlere karşı sadece ‘Öcalan’ın durumu iyi’ olduğu bilgisi veriliyor. Bizim açımızdan sözlü güvencelerin hiçbir anlamı yoktur. Tek yapılması gereken bizim Sayın Öcalan ile görüşmemizdir” dedi.


‘Bu hukuksuzluğa son verin’

Dinç, AKP’nin bir an önce görüşme önündeki engelleri kaldırmasını ve kaygıların giderilmesini talep etti. Son süreçte AKP’nin kendi medyası yoluyla Öcalan’la ilgili bazı haberler servis ettiğine değinen Dinç, tüm bunların yan yana getirildiğinde tereddütlerinin giderilmesi; hukuksuzluğunu kaldırılması ve bir an önce Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması gerektiğini vurguladı. 


‘Yanlış hesaptan dönülsün’

AKP iktidarının Öcalan konusunda Kürt halkının hassasiyetini bildiğini kaydeden Dinç, AKP’nin de Öcalan’ın konumunun farkında olduğunu ve bu hassasiyet üzerinden siyasi çıkarım düşünmemek gerektiğinin altını çizdi. Mevcut hükümetin de tehditlerde bulunması için bir neden olmadığına vurgu yapan Dinç, onun için bir an önce yapılan yanlış hesaplardan dönülüp görüşme sağlanmasının önemine işaret etti. 


Bozdağ: Önlem aldık

Öte yandan Türk Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, dün öğle saatlerinde CNN Türk’te katıldığı programda darbe girişimine ilişkin soruları yanıtladı. Bozdağ, Öcalan’ın durumuna ilişkin şunları öne sürdü: “Abdullah Öcalan’ın öldürülmesiyle iç karışıklılık yaratma iddiaları geldi. Hükümetimiz orada önlem aldı, şuanda orada bir sıkıntı yok. Herhangi bir güvenlik sıkıntısı olmadığı gibi sağlık sıkıntısı da yok.”

Bozdağ, Öcalan’ın durumuna ilişkin kaygı ve endişelerini dile getirenleri de “provokasyon” yapmakla suçladı. 


 İSTANBUL