- Türk hükümetinin tüm engellemelerine rağmen HDK ve bileşenleri öncülüğünde başlatılan dayanışma ağları büyüyor.
Türk hükümeti, HDP’nin bilgilendirme, yardımlaşma çabalarını engellemekle yetinmeyip CHP’li büyükşehir belediyelerinin yardım ve dayanışma kampanyalarını bile yasakladı, banka hesaplarını bloke etti. Hükümetin bu tutumuna rağmen HDK ve bileşenlerinin başlattığı dayanışma ağları gidererek yayılıyor, birçok meslekten insan ve işletme de hizmet sunuyor.
Türkiye, kapısında beklediği AB veya NATO müttefiklerinin aksine bağış kampanyası başlatan devletler arasında. IMF kayıtlarına göre Irak, Lübnan, Sri Lanka, Senegal ve Güney Afrika bağış kampanyası yürütüyor. Türkiye de bunlara eklendi, üstelik teke olmak için ‘diğer’ kategorisinde gördüğü partilerin, belediyelerin, sivil toplum örgütlerinin kampanyalarını yasakladı. ABD ve Güney Kore gibi devletler vatandaşlarına doğrudan nakit yardımında bulunurken Almanya ise çok kapsamlı yardım/destek programları açıkladı. Türkiye’nin şimdiye kadar açıkladığı paketler ise salgının yarattığı sorun/mağduriyetleri teğet geçti. Kürtlere karşı savaşını sürdürürken Hesekê bölgesinin suyunu kesmeye kadar vardıran Türk hükümeti, bu süreçte Halkların Demokratik Partisi (HDP) belediyelerine kayyum atadı, Kanal İstanbul projesini hayata geçirmek için ihaleler gerçekleştirdi, belediyelerin ihtiyaçları olanlar için düzenlediği yardım kampanyalarını yasakladı. Salgına karşı cezaevleri için düzenlenen af tasarısına siyasi tutsakları dahil etmedi. Dün gece artık iş bırakmayı da yasakladı. Demokratik kitle örgütleri, sivil toplum örgütleri yeni örgütlenme yöntemleri geliştirerek çalışmalarını yürütmeye devam ediyor. Buna öncülük eden ise HDK, DTK ve bileşenleri.
İstanbul’da ağlar örülüyor
Salgının ana merkezi konumunda olan İstanbul’un birçok ilçe ve mahallelerinde dayanışma ağları kuruldu. Bu dayanışma ağları, hiçbir ayrım gözetmeden bölgelerindeki ihtiyaç sahiplerine ulaşıp, ihtiyaçlarını karşılıyor ve destek oluyor.
İktidarın önlemleri yetersiz
İstanbul’daki bu oluşumlardan biri, Beşiktaş Dayanışma Ağı. MA’ya konuşan Beşiktaş Dayanışma Ağı gönüllüsü Beste Argat Balcı, iktidarın bu süreçte açıkladığı yetersiz önlemlerle halkı kendi kaderiyle baş başa bıraktığını ifade etti. Bu süreci en az kayıp ve hasarla atlatmanın tek yolunun insanlarla dayanışmaktan geçtiğini söyleyen Balcı, “Biz de dayanışma ağı kurarak evlerinden çıkamayan insanlara ulaşarak ihtiyaçlarını karşılamayı hedefledik” dedi. Diğer devletlerin salgın karşısında kendi vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşıladığını, Türkiye’de durumun tam tersi olduğunu belirten Balcı, şunları ekledi: “Evde kal’ çağrısı yapanların bir an önce insanların yaşam koşullarını yükselmesi gerekir. IBAN numaraları paylaşılarak halktan maddi yardım talep edildiği bu günlerde bizler dayanışma ağları ile ihtiyaçlarımızı birlikte gidermek, herkesin yanında olmak için güçlenerek büyüyoruz. Diyoruz ki; bizi bu virüs değil ama bu sistem öldürür, dayanışma yaşatır.”
Açlık ve işsizlik artıyor
Gazi Dayanışma Ağı üyesi Mustafa Naci Toper de giderek büyüyen salgının toplumda açlık ve işsizliği artırması nedeniyle bir dayanışma ağı kurma ihtiyacı duyduklarını dile getirdi. Bir yanda tedbirsiz bir şekilde işe gönderilen, diğer yanda ise evinde oturan ve hiçbir geliri kalmayan emekçilerin olduğuna dikkat çeken Toper, bu durumun giderek daha yakıcı hale dönüşmeye başladığını kaydetti. Toper, şöyle konuştu: “Evde nasıl kalacağımızı ya da faturaları nasıl ödeyeceğimizi kimse söylemiyor. Evde açlık, işte salgın var.”
Askıda ekmek ve gıda
Gazi Dayanışma Ağı olarak bir yandan dayanışmaya ihtiyaç duyanları bulmaya çalışırken diğer yandan da dayanışmak isteyen kesimlere ulaştıklarını ifade eden Toper, “Fırınlarda ve marketlerde askıda ekmek ve gıda uygulaması çalışmalarına başladık. Yani fazlası olan paylaşacak, ihtiyacı olan alacak” diye konuştu.
Hukuki destek de
Bahçelievler Dayanışma Ağı gönüllüsü Mehmet Şerif Aslan ise salgının ciddi boyutlara ulaşmaya başladığı bu süreçte risk taşıyanlara ve ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmak için “Dayanışma yaşatır” diyerek, bu dayanışma ağını kurduklarını anlattı. Aslan, özellikle evlerinden çıkamayan vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamaya ve işyerlerinde haksızlığa uğrayanlara avukatlar aracılığıyla hukuki destek sağlamaya çalıştıklarını ifade etti. Dayanışma ağlarının her yerde geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Aslan, hükümetin atmadığı adımları ise şöyle sıraladı: “İşten çıkarmalar yasaklanmalı, İşsizlik Sigortası Fonu’ndaki paralar sadece işsizlik ödemeleri için kullanılmalı, zorunlu çalışan iş kolları dışındaki bütün emekçilere ücretli izin verilmeli, salgın boyunca doğalgaz, elektrik, su ve internet ücretsiz sağlamalı.”
Kolektif müdahale kanalı
İstanbul’un dayanıma ağı kurulan bir diğer ilçesi Şişli. Kentin yerellerinde salgını sürecinde kolektif müdahale kanalı geliştirmek isteyen kişilerce oluşturulan ağların kendilerine örnek teşkil ettiğini söyleyen Ağ gönüllüsü Ece Ergün, “Bu yerellerde yürütülmeye başlanan faaliyetin her yerelin ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Evde kalan bir ekip değil. Genişleyerek ilerleyen süreçte toplumun dayanışma kanallarını kurup, geliştirecek bir ağ olmayı düşünüyor” dedi.
Bazı şirketler de katıldı
Kuzey Kürdistan’da DTK bileşenlerinin gençlik yapılanmaları ve yerel teşkilatları da dayanışma çabalarını sürüdürüyor. Devletin bilgilendirme yapmayı bile yasakladığı, engellediği bir ortamda yine özellikle gençlik birimleri bu görevi üstleniyor. Amed gibi kentlerde ise bazı şirketler de dayanışmaya dahil oluyor. Çok sayıda işletme, salgından kaynaklı en fazla risk altında olan sağlık çalışanlarına yönelik dayanışma adımları atıyor.
Kervansaray’ın 25 odası
Sağlık çalışanlarıyla dayanışma mesajı paylaşan işletmelerden biri Kervensaray Oteli. Sur ilçesinde bulunan tarihi Kervansaray Oteli, salgına karşı mücadele veren sağlık emekçilerine kapılarını açtı. Şu ana kadar otelin 25 odasını kullanan sağlık çalışanları, kimliklerini göstererek otelde ücretsiz bir şekilde konaklıyor. İşletmeci Mehmet İpek, ihtiyaç duyan herkese kapılarının açık olduğunu belirterek, bundan mutluluk duyduklarını söyledi. Sağlık çalışanlarına karşı daha fazla duyarlı olunması gerektiğini ifade eden İpek, MA’ya şöyle konuştu: “Toplum olarak sağlıkçılara değer vermek, hepimizin insanı ve vicdanı bir görevidir. Kimsede bir minnet beklemiyoruz. Felaket ortada. Bu zor süreçleri insanlık olarak hep birlikte mücadele ederek atlatabiliriz.”
Demir Otel’in kapıları açık
Sağlık çalışanlarıyla dayanışan işletmelerden bir diğeri de Demir Hotel. 1963’ten beri faaliyet yürüten kentin en eski otellerinden biri olan Demir Hotel, zor şartlar altında çalışan sağlık emekçilerine gönüllü hizmet vermeye hazır olduğunu duyurdu. Sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Şu anda içinde bulunduğumuz olağanüstü şartlar karşısında halkımızın hayatı söz konusu olduğu için koronavirüs salgınına karşı mücadele eden değerli sağlıkçılarımıza gönüllü hizmet vermeye hazırız. Kapımız açıktır" denildi.
JİBER’den giyim ihtiyacı
Amed’in Bismil ilçesinde 1997’de kurulan ve büyük bir işletmeye dönüşen JİBER tekstil de sağlık çalışanlarının giyim ihtiyacını karşılamaya hazır olduğunu duyurdu: “Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüsle mücadele kapsamında biz JİBER ailesi olarak, her türlü desteği sağlık çalışanlarımıza vermeye hazırız. Bu doğrultuda, salgından kaynaklı zor günlerde sağlık çalışanları çok ciddi fedakârlıklar içerisinde hizmet veriyorlar. Toplumumuzda, sağlık emekçilerinin, zor şartlar altında evlerine gidemedikleri için giysiye ihtiyaç duyabileceklerinin bilincindeyiz. Sağlıkçıların yaptıkları fedakârlığa destek amaçlı, Biz JİBER yönetime kurulu olarak, sağlık emekçilerine ‘Giysi desteği ‘ katkısında bulunacağız ve her zaman, hayatlarını bizim için riske atan sağlık çalışanlarının yanındayız. Bu anlamda her zaman iş birliği ve dayanışma içinde olmalıyız.”
KHK’lıların Emek Kırtasiyesi
Amed’de KHK'yla ihraç edilen öğretmenler tarafından işletilen Emek Kırtasiye ise sağlık çalışanlarının çocuklarına ücretsiz kitap ve kırtasiye malzemeleri veriyor. Emek Kırtasiye'nin twitter hesabından yapılan açıklamada, “Diyarbakır'da bizim için emek veren sağlık emekçilerimize bir nebze olsun destek sunmak adına, çocuklarının varsa kırtasiye, kitap vb. ihtiyaçlarını evlerine kadar ulaştırıyoruz. Yeter ki bize ihtiyaç listelerini ulaştırsınlar” denildi.
Psikolojik destek de
Amed’de ikamet eden Klinik Psikolog Duygu Bereketoğlu da sosyal medya hesabından sağlık çalışanlarına yönelik online ücretsiz danışmanlık hizmeti vereceğini duyurdu. Görüştüğü sağlık çalışanlarına yönelik gözlemlerini aktaran Bereketoğlu, "İlk defa bu kadar hızlı yayılan bir pandemiyle karşı karşıya oldukları için çoğunda anksiyate mevcut. Çoğunluğu virüsü kapmaktan çok ailelerine bulaştırmaktan kaygı duyuyor, bu yüzden çoğu ailesinden izole yaşamaya çalışıyor. Hastanede çalışmalarından kaynaklı aile bireylerinin endişe duyması, sürekli arayıp sağlık durumlarını sorgulamaları, birçoğunda daha fazla strese neden olurken, bazılarında çalışma motivasyonunu artırıyor" dedi.
Amed duyarlı davranıyor
Amed’deki dayanışma ağlarının önemine dikkati çeken Bereketoğlu, "Diyarbakır halkı her zaman her şeyde olduğu gibi bu salgın zamanında da duyarlı davranıyor, çoğu insan imkanları doğrultusunda aşını, ekmeğini bölüşmeye çalışıyor. Diyarbakır iş dünyası ve STK’ler, koronavirüs günlerinde toplumsal dayanışma ağını örüyor, hepsi çok kıymetli. Bu günleri dayanışmayla birlikte aşacağız" şeklinde konuştu.
HDK: Hızla çeşitlendiriyoruz
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü İdil Uğurlu, şu anda ekonomik kaynaklara ve medyaya hakim olan iktidar bloku dışında pek çok kesimin dezavantajlı durumda olduğunu hatırlattı. Fakat bu dezavantajı avantaja çevirip örgütlenme yöntemlerimizi hızla çeşitlendirme yoluna gittiklerini kaydeden Eşbaşkan Uğurlu, Jinnews’e şunlar anlattı: “İnsanların çoğu eve kapandığından zamanının çoğunu sosyal medyada geçirmeye başladı. Bizler de sosyal medyayı örgütlenme aracı olarak kullanmaya başladık. Normal koşullarda bir araya gelip tartışamayacağımız insanlara bu yolla ulaşma imkanı buluyoruz. Sosyal medyada örgütlenme ağlarımızı genişletip, daha fazla kesime hitap etmeye çalışıyoruz.
Tüm bileşenler kullanıyor
Bileşen sayımızın fazla olması HDK açısından avantaj. Çünkü hemen hepsi bu ağları kullanıyor. Bu şekilde kapalı mekanda olsak dahi internet aracılığıyla böyle bir ortama ulaşmak daha kolay oluyor. Bileşenlerin sosyal medyada örgütlenmesi dolaylı da olsa HDK fikriyatının örgütlenmesi demek oluyor. Bileşenlerimize ve yerel örgütlerimize daha hızlı ulaşma ihtiyacı duyuyoruz.”
Yeni yöntem ve araçlar
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve HDP ile ortak çalışma zeminlerinde buluşarak farklı haklara ulaşma imkanlarına sahip olduklarını ifade eden İdil, şöyle devam etti: “Evlere çekilme hali topluma gelişmeleri daha yakından izleme imkanı sağladı. Şu anda yaşanan açmazları çok net görüyorlar. Belki de bu süreç geçtikten sonra biz sosyal medya ağlarımızı daha fazla kullanmaya ve etki alanımızı bu yolla daha fazla genişletmeye başlamış olacağız. Yeni araçlar ve yöntemler öğrenmiş olarak çıkacağız bu süreçten. Yerellerde bileşenlerimizle ortak dayanışma ağları kurmaya başladık. Kriz koordinasyonları oluşturduk. Bunlara saha da genişletiyoruz.”
İktidar susturmaya çalışıyor
İktidarın toplumun eve kapanma halinden nasıl yararlanmaya çalıştığına işaret eden Eşbaşkan İdil, şunları dile getirdi: “İktidar eve kapanma halinden toplumu susturmayı amaçlayabilir fakat toplum yapılan adaletsizliği çok iyi görüyor. Şu anda herkesin elindeki en güçlü araç sosyal medya. Bunu kullanarak ağlarımızı büyütmeye çalışıyoruz. Fiziksel olarak evlerde olabiliriz ama herkesin zihinlerinde pek çok soruyu sorarak, cevap aradığı bir dönem aynı zamanda. Aklımızın sınırı yok. Bu süreçte internet imkanları kullanılarak iletişim ağları kurmak önemli. İletişim araçlarını kullanmak önemli. Eğer biz bir araya gelemiyorsak sözümüzü bir araya getirebiliriz. Sözümüzü söyleyebiliriz.”
HABER MERKEZİ
