2012 yılında kadın özgürlük mücadelesi alanında hükümetin 'kürtaj' ve 'sezeryan' düzenlemeleri ile kadın bedeni üzerindeki hegemonya mücadelesi kadar, kadınların bu plana karşı direnişi öne çıktı. Kadın cinayetleri ise önceki yıllarda olduğu gibi 2012'nin de karakteristiği oldu.

2012 yılına damgasını vuran Başbakan Erdoğan konuşmalarından biri de 'Her kürtaj bir Uludere'dir' sözü oldu. Erdoğan bu sözü, 26 Mayıs'ta partisinin Genel Merkez Kadın Kolları toplantısında söyledi. Ertesi gün de Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı Eylem Programı'nda aynı söylemi devam ettirdi, "Sezeryen doğuma karşı olan bir başbakanım. İki, kürtajı bir cinayet olarak görüyorum" dedi.
Sokağa dökülen kadınların, Başbakan'a yanıtı ise "Kürtaj haktır, Roboskî katliam" oldu. Birçok kentte eylemler yapan kadınlar, hükümetin, kendi bedenleri hakkında söz söylemesine izin vermeyeceklerini belirtti.

Sezeryan geçti kürtaj bekliyor

İtirazlar üzerine kürtaj yasağına ilişkin düzenlemeyi yapamayan AKP Hükümeti, 4 Temmuz'da Sezeryan Yasası'nı Meclis'ten geçirdi. Yasaya göre, kadınların, doğumu sezeryan ile yapma hakkına kısıtlama getirildi.  'Sezeryan doğumun, gebe veya rahimdeki bebek için tıbbi zorunluluk bulunması halinde yapılabileceği' hükme bağlandı.
Kürtaj yasası ise, Bakanlar Kurulu'na sunuldu. Ancak henüz TBMM'ye gelmedi. Yeni düzenleme, kürtaj süresine yenilik getirmeyerek, 10 hafta sınırını koruyor. Ancak, 10 hafta sınırını geçen gebelikleri kürtaj ile sonlandıracak kadınları ise hapis cezası bekliyor. Kürtajla ilgili yeni düzenlemenin en önemli başlıklarından birini, hekimlere 'Kürtaj yapmama hakkı' tanınması oluşturdu.

Kendin yat kuluçkaya!

Yeni toplum modelinde kadını aile içinde 'anne ve eş' rolüne hapseden Türk Başbakan Erdoğan'ın, bu yıl içindeki bir başka söylemi de,  "Üç, beş çocuk yapın" oldu. Kadının doğurganlığına ve bedenine müdahale anlamına gelen bu açıklamaya kadınların yanıtı gecikmedi: "Bana bak Başbakan, sabrımızı taşırma. Kendin yat kuluçkaya, bir Türkçük, iki Türkçük, üç Türkçük doğurmaya..."
Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri, 2012 yılının da karakteristiği oldu. Günde 3 kadının öldürüldüğü Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da, kadına yönelik şiddetin geldiği boyutu gösteren dikkat çekici bir örnek, AKP'de yaşandı. AKP Milletvekili Fatma Salman, eşinden şiddet gördüğünü açıklayarak  boşandı. Salman'ın TBMM'de morarmış gözle çekilen fotoğrafı tarihe bir belge olarak düşerken, kabul görmeyecek bir nokta ise, AKP'nin bu şiddet karşısında aldığı tutum oldu.

AKP'nin 8 Mart hediyesi

AKP Hükümeti, 2012 yılının 8 Mart'ında Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu'nu çıkardı. Söz konusu yasa, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ve hükümet tarafından kadınlara '8 Mart hediyesi' olarak sunuldu. Ancak, 'Kadına yönelik şiddeti önleyecek' diye propagandası yapılan yasaya kadın örgütlerinden tepki geldi. Kadınların öne çıkan önemli bir itirazı, yasada 'Toplumsal cinsiyet' tanımının yer almamış olmasıydı. Yasada, merkezi hükümete sığınma evi sayısını artırmak için herhangi bir görevin verilmemiş olması da bir başka eleştiri konusuydu.
AKP Hükümeti, kadına yönelik şiddetle mücadele önemli araçlardan biri olan sığınma evi konusunda 2012 yılında da sınıfta kaldı. 2012 yılı itibariyle Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlükleri, belediyeler ve bağımsız kadın kuruluşlarına ait olmak sadece 72 sığınma evi bulunuyor.

Sokakları terk etmediler

AKP'nin rutinleştirdiği 'KCK Operasyonları'nın 2012 yılındaki hedeflerinden biri de kadın sendikacılar oldu. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesinde Şubat ayında KESK üyesi 14 kadın sendikacı gözaltına alındı, 9'u tutuklandı. Hapsedilen muhalif kadınlar için adalet hiç işlemedi. Gözaltında polisin tecavüzüne maruz kalan sosyalist kadın Muhabbet Kurt ile gazeteci Hatice Duman ve tekstil işçisi Gülüzar Erman'ın aldıkları müebbet hapis cezası 2012 yılında kesinleşti. Daha önce iki kez beraat eden Pınar Selek yeniden yargılanmaya başladı.Kadınlar, şiddet ve baskıya rağmen sokakları terk etmedi. Devlet şiddetine maruz kalan kız kardeşleriyle dayanışmayı gösterirken, açılan şiddet davalarının takipçisi oldu, 'Ses ver, şiddeti durdur' diyerek mücadele çağrısı yaptı. 

ANF/İSTANBUL