Bütün Ortadoğu ve Türkiye coğrafyası inanılmaz zor bir dönemden geçiyor.

Kimin kimle ne kadar yana yana; ne kadar karşı karşıya duracağını bilmiyoruz.

Çok sağlam gibi gözüken ittifaklar bir anda darmadağan olup tam zıttı bir yere doğru savruluyor, asla bir araya gelemez dediğimiz çevreler ise bir anda sarmaş dolaş oluyorlar.

Bu ilkesiz duruşun en tiksinti verici halini; geçtiğimiz günlerde Bursa Uludağ Üniversitesi Bilim ve Düşünce Topluluğu tarafından "Yeni Anayasa Nedir?" konulu Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve AKP milletvekili Mehmet Metiner'in konuşmacı olarak çağrıldığı panelde gördük.

Daha düne kadar "Cumhuriyet mitinglerinde, Kızılelma koalisyonlarında" boy gösterip AKP karşıtı her türlü ittifakın parçası olmak için can atan Perinçek ve onun Nasyonal Sosyalist Partisi, şimdilerin hızlı Tayyip Erdoğan ve AKP destekçisi oluverdi bir anda...

Bizim kamuoyumuzun yakından tanıdığı Mehmet Metiner'in ortaya koyduğu ilkesizliğin; Doğu Perinçek'in ilkesizliğinden daha aşağı kalır bir yanı var mı? 

Siyasal islamcılıktan, Kürt legal hareketine, oradan AKP'ye uzanan siyasal serüvenini neredeyse sadece Kemalizm düşmanlığı üzerinden inşaa etmiş bir adam, Kemalizm'in en rafine temsilcisi olduğunu iddia eden ile oturup yeni anayasayı konuşuyor!

"Yani, bunda ne var; herkes herkesle konuşur!" diyebilirsiniz; ama bu biraraya geliş, iki karşıt görüşün müzakere etmek için bir araya gelişi değildi.

Bu bir araya gelişleri, bütün bir topluma; bu ülkenin bütün mağdurlarına, yoksullarına karşı hazırlanan derin bir komplonun ön görüşmeleri olarak değerlendirmek lazım.

Bu toplantıdan hemen bir kaç gün sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümmeye Erdoğan'ın düğününde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın nikah şahidi olması; Perinçek/Metiner birlikteliğinin hız kazanarak, daha üst boyutta devam ettirilmesi olarak görülmelidir. 

Dikkat edilirse nikah törenine; 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Bakir İzzetbegoviç, Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, eski Lübnan Başbakanı Saad Hariri ve Arnavutluk Başbakanı Edi Rama da şahit olarak davet edilmiş olmasına rağmen; bu kadar önemli şahsiyet arasından sadece Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın nikah şahitliği, ulusal ve uluslararası basında geniş yer buldu.

Ne daha bir kaç gün önce kendisinin de saklama gereği duymadığı bir saray darbesi ile başbakanlıktan olan Ahmet Davutoğlu'nun nikah şahitliği, ne de eski danışmanı Ahmet Sever üzerinden hergün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yüklenen Abdullah Gül'ün şahitliği kamuoyunun ilgisini çekmedi.

Bütün ilgi Genelkurmay başkanının üzerinde yoğunlaştı.

Aslında düğüne davet edilenlere baktığınızda genel manzara; Figaro'nun Düğünü veya Delilik Günü isimli Wolfgang Amedeus Mozart tarafından bestelenmiş operayı anımsatıyor.

"Kont Almaviva'nın bir zamanlar büyük bir aşkla bağlandığı Rosina'ya duyduğu sevgi evlendikten sonra gittikçe azalır ve sonra aynı tutkuyla başka kadınların peşinden koşmaya başlar.

Kont iflah olmaz bir şıp sevdidir artık!" 

Kont Almaviva peşinden koştuğu kandınları elde etmek için her türlü ilkesizliğe, entrikaya başvuran birisidir; dün aşkla bağlandığına sonra büyük bir öfke ile saldıran bir meczup!

AKP de biraz dün yaptığından bugün pişman olan Kont Almaviva'yı andırıyor.

Daha dün cemaat olimpiyatlarında sevinç göz yaşları akıtıyordu; bu gün aynı cemaate terörist diyor. Daha yakın zamanda Esad’la aile fotoğrafları çekiyor, bir birlerine sarılıp kucaklaşıyorlardı; sonra Esad bir anda Esed oluverdi.

Bu liste, AKP ve Recep Tayyip Erdoğan'ın serüvenini takip etmiş dikkatli okuyucularca uzatılabilinir; fakat dikkat ederseniz Erdoğan'ın hiç bir politik aşkının mutlu sonla bitmemiş olduğunu kolaylıkla görürsünüz.

"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar arasında olduğu iddia edilen bu yeni birlikteliğin sonu ne olur?" "Bir darbe mi olur; yoksa Erdoğan Orduyu tamamen kendine mi bağlar?" bunu hep birlikte yaşayarak göreceğiz.

Ama bana bu işin sonu hayırlara vesile olmaz gibi geliyor!

Siz ne dersiniz?