Almanya’da Kassel Bölge Valisi Lübcke’nin bir Neonazi tarafından öldürülmesi ardından Almanya’da ırkçı şiddete yönelik kaygılar arttı. İstihbaratın son raporuna göre hem aşırı sağcıların sayısında hem de gerçekleştirdikleri eylemlerde artış var.

Almanya’da başta sol ve sosyalist gruplar olmak üzere Kürdistanlı, Türkiyeli, Filistinli ve Tamil halkının devrimci örgütlerine dönük kriminalize politikalarını birinci sıraya koyan devlet güvenlik güçlerinin aşırı sağcı örgütleri ihmal ettikleri gerçeği, Kassel Bölge Valisi Walter Lübcke’nin bir Neonazi tarafından öldürülmesi sonrası yeniden gündemde.

Dikkat çeken görmezden gelme

Muhalefet partileri ve Neonazilerle mücadele eden sivil toplum kuruluşları özellikle 2011 yılında açığa çıkan Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü (NSU) cinayetlerinden sonra sürekli “devletin sağ gözü kapılı” eleştirilerini yöneltiyorlardı.

Şimdi 1993 yılında bir mülteci yurduna bombalı saldırı düzenlemekten yargılanan ve birçok suça karışan vali Lübcke’nin katili Stephan Ernst’in cinayeti tek başına işleyip işlemediği merak konusu.

Ancak Ernest’in arkasındaki, daha doğrusu sis perdesinin ardındaki güçler söz konusu cinayetle daha çok merak ediliyor.  Çünkü 2015 yılında Almanya’ya yönelik mülteci akınından sonra aşırı sağcı grupların sayısında artış olmuş, başta yeni gelen mülteciler olmak üzere yabancılara karşı işlenen ırkçı suçlar neredeyse iki katına çıkmıştı.

Sağcı şiddet olayları 13 bine yakın

Pazar günleri yayınlanan “Bild am Sonntag” gazetesinin son sayısında “aşırı sağcı” olarak fişlenin kişilerin sayısının 24 bin 100’e çıktığı bilgisi yer aldı. Gazete haberini önümüzdeki hafta yayınlanacak ülkenin iç istihbarat kurumu Anayasa Koruma Teşkilatı’nın 2018 yılı raporuna dayandırırken, “aşırı sağcı” sayısı 2017’de 24 bin olarak açıklanmıştı.

Fişlenen ırkçılar, mülteciler, Yahudiler ve Müslümanların yanı sıra göçmen dostu Alman politikacıları da hedef tahtasına koyuyor.

Ayrıca istihbaratın raporuna göre 12 bin 700 aşırı sağcı şiddete eğilimli. Yani aşırı sağcı olarak fişlenen her üç kişiden biri her han bir saldırı gerçekleştirebilir. İstihbarat “şiddete eğilimli aşırı solcu” sayısının da 9 bin olduğunu iddia etti.

Irkçılık, farklı bir tehlike ile kamuoyuna takdim ediliyor

Ayrıca istihbaratın yayınlanacak yeni raporunda 2018’de ‘aşırı sağcı şiddet olayı’ olarak tanımlanan 6 öldürme girişiminin gerçekleştiği belirtiliyor.

Geçtiğimiz yıl aşırı sağcıların faal olduğu şiddet olayları, 2017’e göre 28’den 48’e çıktı.  Bu rakamların istihbarat tarafından açıklanmasının ardından muhafazakar siyasetçi İçişleri Bakanı Horst Seehofer’den yeni açıklama geldi. Funke Medya Grubu’na konuşan Seehofer “Aşırı sağcı terör, İslamcı terör kadar tehlikeli” dedi. Dikkat edilirse, burada da devlet tarafından aşırı ya da ırkçı siddet ya da suçlar, bir başka tehlike ile birlikte kullanılıyor, ya da kamuoyuna takdim ediliyor.

“Aşırı sağ, İslamcı terör kadar tehlikeli” gibi bir kıyaslama, söz konusu ırkçı şiddet ve örgütlere biraz daha töleranslı yaklaşım tehlikesini de birlikte getiriyor.

 

Combat 18 hücresi

Öte yandan geçtiğimiz hafta Alman basınına sızan bilgilere göre sadece Mecklenburg Vorpommern Eyaleti’nde güvenlik birimleri içinde 29 yerel politikacının isminin olduğu bir ölüm listesi ortaya çıkmıştı. Yerel Alman yöneticilere yönelik ölüm tehditlerinin arkasında ise ‘Combat 18’ isimli bir Nazi hücresinin olabileceği ifade ediliyor.

 

ANF/BERLİN