Devletin valisi, valinin oğlu
Forum Haberleri —

Tuncay Sonel
- Devlet, suça bulaşmış valisini nasıl korumaya alıyorsa vali de oğlunun her türlü pisliğini temizleme hakkını kendinde görüyor. Bunu, devletten aldığı yetkiyle yapıyor.
HEVAL TAHA
Seyid Rıza, gecenin karanlığını yırtarcasına düşmanın karşısında dimdik, “Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun” diye haykırdığında tarih, 15 Kasım 1937 idi. Etrafı düşman askeri tarafından sarılmış az sonra dar ağacına çıkacak Kürt lider, sesinde en ufak bir tereddüt izi olmaksızın meydan okuduğunda 74 yaşındaydı. Bu meydan okuma, Kürtlüğe miras kaldı.
Dersim Tertelesi ardından sayıları hala tam olarak bilinemeyen çok sayıda kız çocuğu katliamcılar tarafından kaçırıldı/çalındı. Katliamın uygulayıcısı Türk subay ve bürokratları, özellikle kız çocuklarını seçerek kaçırdı/çaldı. Bu insanlık suçunu örtbas edebilmek için de bu çocuklar hiç doğmamışlar gibi herhangi bir kayıt tutulmadan kaybedildi. Yıllar sonra ortaya çıkan “Dersim’in kayıp kızları”nın anlatımlarında birçok ortak nokta vardı. Kendilerini kaçıran “aileler” tarafından sistematik olarak kimliklerinden arındırıldıklarını anlatıyorlardı. Kaçırıldıkları evlerde hizmetçi gibi çalıştırıldıkları ve okumalarına izin verilmediği de ortak anlatılarındandı.
Sömürgecilerin kadın bedeni üzerinden sömürge toplumlarının iradesini kırma eylemi, tüm sömürgecilere özgüdür, ancak Türk devleti bir devlet politikası olarak bu uygulamayı kuşaklara yayarak bugün de sürdürüyor. Gerilla savaşının yükseldiği 90’lı yıllarda katledilen kadın gerillaların çıplak bedenlerini televizyon ekranlarına yansıtmaktan hiç hicap etmediler. Hapishanelerde tecavüz, çıplak arama uygulamaları bugün de devam ediyor, üstelik bir devlet politikası olarak… Aynı biçimde kız çocuklarını kaçırıp yok edilmesi de.
Dêrsim’de dönemin Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel tarafından katledildiği anlaşılan üniversite öğrencisi Gülistan Doku, Dêrsim’in son kayıp kızı oldu. Kendisinden haber alınamayınca ailesi tarafından aranmaya başladığı günden itibaren gerçek bir sömürge valisi gibi davranan Tuncay Sonel, aileyi kızlarının intihar ettiğine ikna etmeye çalışarak oyaladı. Bu sürede olayın faili oğlunu temize çıkarmak için tüm delilleri yok etti. Bunu devletten aldığı yetki ve olurla yaptı. Hiç tereddüt etmeden fütursuzca tüm delilleri kararttı. Doku Ailesi’nin tüm çabalarına karşın devlet, valisinin arkasında durdu. Tuncay Sonel hafif bir “tenzili rütbe” ile mülkiye başmüfettişliğine atandı. Devlet kendi politikaları da olsa bu denli arsızca suça bulaşan valisini merkeze çekerek korumaya aldı. Yeni göreviyle Tuncay Sonel, suç işleyen kamu personeli hakında soruşturma yetkisiyle donatıldı, yani devlet adına işlenecek suçları “soruşturmakla” görevlendirildi. Vali Tuncay Sonel’in katil olduğu iddia edilen oğlunu korurken takındığı pervazsızca ahlaksızlık, kendisini koruyan kollayan devletinin kendisine gösterdiği hoşgörüye ne kadar çok benziyor değil mi? Devlet suça bulaşmış valisini nasıl korumaya alıyorsa vali de oğlunun her türlü pisliğini temizleme hakkını kendinde görüyor. Bunu, devletten aldığı yetkiyle yapıyor.
Vali Tuncay Sonel ve oğlunun bugün soruşturuluyor olması, kimseyi yanıltmasın. Sakın buradan “devlet nedamet getirdi” sonucuna varılmasın. Devlet kendi işleyişi içerisinde tüm kadrolarını araçsallaştırır. Bürokrasi, aslında tam olarak budur. Bu nedenle soruşturma konusunda devletten ya da devletin savcısından medet ummak nafiledir. Mustafa Kemal’in özel koruma birliği olarak Ankara’ya getirilen Pontus ve Zîlan katliamlarının faili Topal Osman’ın işi bittiğinde başına gelen gibi. Son olarak Meclis'te M. Kemal’e muhalefeti ile öne çıkan Trabzon mebusu Ali Şükrü’yü boğan Topal Osman, M. Kemal’in yakın koruması İsmail Hakkı Tekçe tarafından kafası kesilerek öldürüldü. Bu çok çarpıcı bir vaka olduğu için andım, yoksa Türk devlet geleneğinde benzeri çok fazla tasfiye var.
Devletin içinde hangi denge değişti kestirmek zor. Devlet, kendi anlatımıyla öğrenciliğinde arkadaşlarına ders notlarını satacak kadar süfli bir insan olan Adalet Bakanı Akın Gürlek’i parlatmak için mi kayyum valisini harcıyor?
Benim dikkat çekmek istediğim yeniden başlatılan Gülistan Doku soruşturmasına yön veren “şubat” takma isimli itirafçının anlattıkları. Bu anlatımlarda uyuşturucu kullanması yönünde baskı gören Gülistan’ın kendisine yönelik tecavüz girişimine de direndiği ısrarla vurgulanıyor. Yine bu ifadelere göre sonuna kadar direncini koruyan Gülistan Doku, ciddi bir biçimde şiddete işkenceye maruz kaldıktan sonra da katlediliyor. Gülistan, erkek egemen devlet iktidarını ayakta tutan ‘kastik’ erkekliğin kurbanı oldu. Bu patriyarkal devlet saldırganlığına en büyük cevap, kadın özgürlükçü toplum inşasında ısrarcı olmakla verilecek gibi görünüyor.







