II. Cenevre toplantısı yapılacak. Ancak ne gariptir ki Kürtler bu toplantıya alınmak istenmiyor. Hatta bu toplantıda Kürt sorununun tartışılması da istenmiyor. Kürtler yine gündem dışı. Sanki uluslararası güçler biz Lozan’a ve onun 20.yüzyıldaki pratikleşmesine bağlıyız demektedirler. Bu tutumlarıyla Kürtler üzerindeki soykırıma ortak olduklarını açıkça ortaya koymaktadırlar. 1920’lerde kontrolümüze aldığımız Güney Kürdistan dışında diğer Kürdistan parçalarında kültürel soykırımcı sömürgeci iktidarların egemenliğini tanıyoruz demektedirler. Kuşkusuz Kürtlerin mücadelesi karşısında bazı haklar tanınabilir deseler de, esas olarak Kürtlerin siyasi iradesinin ve haklarının tanınmadığı bir siyasi tutum içindedirler. Cenevre 2’ye Kürtlerin alınmaması bu politikanın dışa vurumudur.

Rojava’daki halk devrimi Kürt halkını özgürleştirmiştir. Bin kadar şehit vermiştir. Hala da Kürdistan’ı işgal edip Kürt halkının iradesini kırmak isteyenlere karşı direnmektedir. Şu anda Kürtlerin siyasi iradesini tanıyan hiçbir güç yoktur. Türk devleti hala El Nusra cephesini desteklemektedir. Türkiye İçişleri Bakanlığı Kürtlere saldıran çetelere destek verilmesi, sınırdan geçişlerinin sağlanması için valiliklere, kaymakamlıklara ve sınırdaki jandarma birliklerine emir vermiştir. Kürtlere karşı savaşan bu güce her türlü kolaylığın gösterilmesi istenmiştir. Bu konuda MİT’in koordinatör olduğu özellikle vurgulanmış ve MİT’in isteklerinin karşılanması emredilmiştir. Özellikle Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı kurumlarda misafir edilmeleri istenmiştir. Bu desteğin de PKK’nin uzantısı olan PYD’ye karşı savaştıkları için verdikleri özellikle vurgulanmaktadır.
Türk devleti Kürtlerin Cenevre’de temsil edilmemesi için var gücüyle çalışmaktadır. Bu konuda Rojava’daki bazı marjinal partilerin de Türkiye’ye destek verdiği görülmektedir. En az Türkiye kadar bu partiler de Kürtlerin Cenevre’de bağımsız temsil edilmesine karşıdırlar. Rojava Devriminin muhatap alınmaması için yoğun çaba göstermektedirler. Bu Kürt gruplarının kendilerinden bir kişiyi sığıntı olarak muhaliflerin içine sokup Cenevre’ye göndermek istedikleri öğrenilmiştir. Böylece Kürtlerin Cenevre’ye bağımsız muhalif güç olarak gitmelerinin engellenmesine meşruiyet kazandırmaktadırlar. Halkın gücüne dayanarak değil, Kürtlerin haklarını tanımayan muhalif güçlere sığınarak bazı kırıntılar koparılmaya çalışılmaktadır. Bu güçlerin Rojava Devrimini ezerek kendilerine yer açmalarını arzulamaktadırlar. Hatta Rojava Devrimine saldıran güçlerin kazanması için dua etmektedirler. Her gün Rojava Devriminin yenilgisini beklemektedirler. Bu marjinal Kürt grupları ne Rojava Devrimi ve yönetimi içine girmektedirler ne de düşmanlıktan vazgeçmektedirler. Dünyanın hiçbir yerinde bir ulusal harekete karşı bu düzeyde uğursuz ve çirkin bir politika uygulanmamıştır. Bu güçlerin tüm hayalleri dış güçler, Türkiye ve çeteler, yani tüm Rojava Devrimi düşmanları bir araya gelip bu devrimi bitirsin ve kendisine biraz kırıntı versin üzerinedir. Zaten Kobanê ve Afrin’i şimdiden gözden çıkarmışlardır. Bunların politikalarına ne denir bunu Kürt halkına ve kamuoyuna bırakıyoruz.
Tabii ki sadece bu yönlü bir saldırı yoktur, ayrıca Güney Kürdistan’daki bazı TV kanallarının Rojava Devrimine düşmanlık yapması da bu zihniyet ve politikanın basın ayağıdır. İşleri güçleri bir dönem Türkiye’deki Türk basınının PKK’yi karalaması gibi onlar da Rojava Devrimini karalamaktadırlar. Güney Kürdistan halkı bu kanallara “Qanala Neft e” demektedir. Bu kanala halka ait milyonlarca dolar harcanmıştır. Qanala Neft’in En büyük amacı, Rojava Devrimi düşmanlığı yapmaktır. İşte bu gibi bazı kanallar Kürtlerin Cenevre’ye nasıl gittiğiyle ilgili değildir. Kürtlere uygulanan sığıntı politikasından söz etmiyorlar. Muhalefetin içine bir tür sığıntı sokulması çabası içindedirler. Halbuki bu partiler PYD ve Halk Meclisiyle anlaşmış, muhalefet içine bağımsız duruşlarıyla katılma kararı almışlardır. Rojava Devrimini Cenevre’den dışlamak için bu anlaşmaya bile uymamışlardır.
Rojava’da bir devrim gerçekleşmiştir. Halk kendi kendini yönetmektedir. Rojava halkı ayağa kalkmıştır. Demokratik devrim, sosyal devrim, kültürel devrim gerçekleştirmektedir. Demokratik ulusal uyanış muazzam düzeydedir. Bu uyanış, ulus-devletçi ve milliyetçi anlayışta değildir. Demokratik ulus ve ortak vatan anlayışı içinde halklarla birlikte demokratik ve özgür bir vatan için çalışmaktadır. Bu konuda büyük bir mesafe alınmıştır. Her türden siyasi düşünce, akım ve parti devrime fiili bir düşmanlık yapmadığı takdirde özgürce örgütlenmektedir. Düşünce ve eleştiri özgürlüğünün olduğu bir demokratikleşme modelidir. Farklı toplulukların sadece hakları kabul edilmemekte, radikal demokrasinin gereği olarak kendi kendilerini yönetme hakları da tanınmaktadır. Demokratik haklar Rojava’da bir lütuf olarak yoktur; halkların, toplulukların ve bireylerin hakları olduğu için vardır. Kimseye hak verilmemektedir, onlar haklarını kendileri kullanmaktadır.
Ancak bazı partiler arkalarındaki tüm desteğe rağmen güç olamayınca Rojava Devriminin bu demokratik karakterini karlama kampanyası yürütmektedirler. Belki ilk zamanlarda devrimin sıcaklığı ve denetimsizliği içinde bazı yanlışlıklar yapılmış olsa da, kısa sürede bunlar aşılmış, tam demokratik ve özgürlük ortamı sağlanmıştır. Başka yerlerde olduğu gibi devrim ortamında bazı haklar kısıtlanır gibi bir yaklaşım içinde olunmamış; aksine devrim ne kadar demokratik, ne kadar özgürlükçü olursa o kadar güçlenir anlayışıyla hareket edilmiştir. Zaten Rojava Devrimi şimdi gücünü bu karakterinden almaktadır.
Rojava Devrimi Suriye’nin en temel demokratik gücüdür. Rojava Devrimi Cenevre dışında tutularak aslında Suriye demokrasiye kapatılmıştır. Anlaşılıyor ki mevcut otoriter rejim ile otoriter muhalif gruplar uzlaştırılarak çok sınırlı bazı reformlarla yeni bir otoriter iktidar bloğu oluşturulacaktır. Rojava Devrimini içermeyen bir Suriye otoriter olmaya mahkumdur. Bu Suriye’den bir Maliki bile çıkarılamaz.
Suriye’nin demokratikleşmesini istemeyenler Rojava Devriminin temsilcilerini Cenevre’ye almak istememişlerdir. Çünkü Rojava Devriminin içinde olduğu bir Suriye demokratik olmaya mecburdur. Demokratik Suriye ise iradeli bir Suriye’dir. Demokratik iradesi olan bir Suriye istenmediği için Rojava Devrimi yeni oluşturulacak Suriye’nin dışında tutulmaya çalışılmaktadır. Ancak hiç kimse bu devrimi dışlayamaz. Bu devrim topluma dayalı bir devrimdir. Her türlü gericiliğe, despotizme ve devrim karşıtlığına karşı duracaktır. Bu devrim halkın kılcal damarlarına kadar girmiştir; toplumsallaşmıştır. Devrim içinde devrim yaşayan bir karaktere sahiptir. Böyle bir devrimi yenilgiye uğratmak zordur. Bu devrimin etrafında devrim yenilsin de bana da bir parça düşsün beklentisi içinde olan çakallar da hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Kürdistan devrimine karşı çakal politikası izleyenler tarih ve Kürt halkı tarafından mahkum edilecektir. Çakallıklarıyla baş başa kalacaklardır