
Suriye'de halk isyanı olarak Esed yönetimindeki Baas Rejimi'ne karşı başlayan olaylar, kısa sürede uluslararası güçler tarafından yönlendirilen onlarca silahlı grubun ortaya çıkmasına yol açtı. Yönetimden kaynaklanan boşluğu doldurmak isteyen bu gruplar, başlangıçta her ne kadar Özgür Suriye Ordusu çatısında rejime karşı savaşsalar da, zamanla bu gruplar kendi aralarında hakimiyet savaşına girişti. Bu çatışmalar neticesinde de El Kaide uzantılı El Nusra (Cephet-El Nusra) ve son olarak da Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) gibi çetelerin ortaya çıkmasına ve isyanın bir bataklığa dönüşmesine yol açtı. Bu çeteler, rejimi bir kenara bırakıp, hakimiyetlerine aldıkları bölgelerde isyancı gruplar dahil, sivil yurttaşları katletmeye başladı. Özelikle de 19 Temmuz 2012 tarihinde kan dökmeden bölgelerinde özerk yönetimler ilan eden Rojava Kürtleri, bu çetelerin hedefi olmaya başladı. Kendi öz savunmalarını Yekîneyên Parastina Gel (YPG) ve Yekîneyên Parastina Jinê (YPJ) ile yapan Kürtler, ilan ettikleri Cizîrê, Efrîn ve Kobanê kantonları ile Suriye ve komşu halklara ortak yaşam formülünü sundu. Kantonlar, günümüzde yönetim ve yaşam itibarı ile tüm farklılıkların özgür, eşit birlikteliğini sağlarken, tüm dünyanın da dikkatini çekiyor.
Kobanê Kantonu yetkilileri DİHA'ya yaptıkları açıklamalarda, rejim dönemi ve sonrası yaşadıkları zorlukları, savaşsız, özgür yaşam tercihlerini, demokratik özerk yönetimleri, eşit, özgür yaşam birlikteliğini anlatırken, insani hassasiyeti olan tüm çevrelere de duyarlılık ve sahiplenme çağrısı yaptı.
Kürtlerin etrafı çevrilmişti
Kobanê Kantonu'nun Dışişleri Bakanı İbrahim Kurdo, devrim öncesi Kürtlerin Rojava'daki durumunu "Çok kötüydü" diyerek özetlerken, şu cümleleri kurdu: "Rejim, Kürtlere her şeyi yasaklamıştı, anadilimizden tutun, kimliğimize kadar. Kendine bir ev yapmak, arsa almak yasaktı. Çocuğumuza Kürtçe isim koymak yasaktı. Rojava'da Kürtlere dair tek bir şey yoktu. Kürtlerin bir gün isyan edebilme olasılığı göz önünde bulundurulmuş ve şehrimiz o yönde çevrelenmişti. Yani bir isyan ve devrimde Kürtleri hemen bastırmak için çeşitli planlar tasarlanmıştı. Bugün yaşananlar bunları tek tek ispat ediyor."
Kirli savaştan uzak durduk
Devrim sırasında Kürt halkının Rojava'da rejim ve muhalifler ile ilişkiye girmek istediğini hatırlatan Kurdo, "Ne muhalifler ne de rejim yanlıları Kürtleri kabul etmediler. Muhalifler, Kürtleri rejime, rejim ise muhaliflere karşı kullanmak istedi. Kürtler bu kirli savaşa kesinlikle girmek istemediler" diye konuştu.
Qamişlo, Amudê ve Rakka'yı hatırlattıp katliamlara işaret eden Kurdo, Rojava'nın hep kendini savunduğunu; bu sınavdan başarıyla çıktığını ve çıkmaya devam ettiğini söyledi: "Günümüzde de demokratik özerk Cizîr, Efrîn ve Kobanê kantonlarını ilan ederek, eşit, özgür, birlikte yaşamın temelini attı."
'Kanton halklar mozaiğidir'
Kobanê Kantonu Adalet Divanı Eşbaşkanı Nihat Ehmed ise, kantonların ilanının Rojava ve Kürtler açısından çok önemli olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: "Kantonlarımız bir nevi halklar mozaiğidir. Herkes istediği gibi istediği şekilde yaşayabilir. Herkes kendi haklarını istediği gibi savunabilir. Partiya Demokrata Kurd a Suriye partisinde yer alıyorum. Bütün siyasi partiler istediği ideolojiyi savunabilir. Arap, Çerkez, Türkmen, Asur ve Keldanlar da var. Bu ilan ettiğimiz kantonların Suriye'ye barışı getirmesi için de mücadele ediyoruz."
Son günlerde IŞİD çetelerinin üç yandan Kobanê Kantonu'na saldırılarına dikkat çeken Ehmed, "Bu saldırılar planlı ve Kürt halkının iradesini kırmaya yönelik saldırılardır. Bizdeki demokrasi, kardeşlik ve barışa yapılan saldırılardır" dedi.
Kadınların rolü
Ehmed, kantonlarda kadının rolüne ilişkin ise şunları belirtti: "Kadın ve gençlerimizin olmadığı tek bir kurum ve kuruluşumuz yoktur, olamaz da. YPJ savaşçılarının kendilerine ait birlikleri var ve bu da kadınların devrimdeki rollerini gösteriyor. Kendilerini temsil ediyorlar. Orada yüzlerce Kürt kadını eğitimlerini görüyor. Burada hem siyasette hem de ideolojik olarak kendilerini geliştiriyorlar."
Saldıranlara da sahip çıkıldı
Kantonun İnsani Yardım Sorumlusu Süleyman Xelil de, Rojava halkının savaştan ve ölümden değil, diyalogdan yana olduğunu, ancak Suriye'deki çetelerin hep kaos ve ölümden yana olduklarını dile getirdi. Savaş başladıktan sonra çevre yerleşim yerlerinden Kobanê'ye göçün başladığını ve nüfusu 200 bin olan kentin, nüfusunun 800 bini bulduğunu kaydeden Xelil, kantondaki insani yardımlaşmayı şöyle anlattı: "Daha rahat ve huzuru buldukları için Kobanê Kantonu'na geldiler. Humus, Hama, Halep, Rakka'dan insanlar geliyordu. Biz de onlara sahip çıktık. Onları bağrımıza bastık. Buradaki halka sonuna kadar sahip çıktık. Kobanê hem rejim, hem muhalifler hem de Türkiye tarafından çevrelendi ve giriş çıkışları kapatıldı. Böylece Kobanê ablukaya alındı. Bu doğrultuda saldırılar da artmaya başladı. Heyva Sor ile birlikte Kobanê halkının ihtiyaçlarını gidermek için bir komisyon kurduk. Dışarıdan gelen yardımların yasaklandığı hiçbir ülke yoktur. Kimsenin bunu yapmaya hakkı yoktur. Ama bize yasakladılar. Etrafımız sarılmış halde. Bir tek kuzey sınırımız var. Daha önce DAİŞ'ın (IŞİD) yanında olan Özgür Suriye Ordusu savaşçıları bile DAİŞ silahı onlara yöneltince bize sığındı. Çok sayıda YPG savaşçısı onların yüzünden şehit oldu. Ama buna rağmen onlara da sahip çıktık."
'Kobanê Kürdistan'ın kalbidir'
Kanada'dan, Danimarka'dan, Suudi Arabistan'dan ve Türkiye'den, çok farklı milletlerden gelen çete üyelerinin, sözde İslam adına savaştığını ama İslamiyet ile uzaktan yakından alakaları olmadığını vurgulayan Xelil, "İslam hiçbir zaman çocukların kafasını kesin dememiştir" dedi. Cerablus ve Sırın'a tanklar yerleştiren çetelerin ciddi anlamda tehlike arz etmeye başladığını ve Kobanê Kantonu'nun Efrîn ve Cizîrê kantonları ile bağlantılarını kesmeye çalıştıklarını belirten Xelil, "Suriye Rejimi Kobanê'ye 'Arapların yurdu' diyordu. Çeteler de 'Kobanê'yi İslamiyet'in yurdu yapacağız' diyor. Kobanêliler de 'Kürtlerin yurdudur, Kürdistan'ın bir şehridir ve kalmaya devam edecektir' diyor. Kobanê Kürdistan'ın kalbidir. Bütün Kürtler birlik olup bu saldırılara karşı sessiz kalmamalıdır" dedi.
MURAT ÇİFTÇİ / MEHMET SIDDIK DAMAR / DİHA/URFA