SZK yönetiminden Nesrîn Dako, SZK’nin Rojava’daki tüm evlere girdiğini;  Arap ve Süryani halkına yönelik de çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Devrimden önce de çalıştıklarını ve SZK olarak çok ciddi baskılarla karşı karşıya kaldıklarını kaydeden Dako, Kürtçe eğitim için büyük mücadele ve bedeller verildiğinin altını çizdi. Dako, “Saldırılara rağmen çalışmalarımızı kesintisiz sürdürdük” dedi.

SZK yönetiminden Nesrîn Dako, eğitim çalışmaları hakkındaki sorularımızı yanıtladı.

SZK olarak çalışmalarınıza başlarken, hazırlık çalışmalarını nasıl yürüttünüz, ne tür zorluklarla karşılaştınız, sizi zorlayan hususlar nelerdi?

Rojava’da yürütülen asimilasyon politikaları nedeniyle bugüne kadar hiç Kürtçe eğitim imkanı tanınmadı, Kürtçe yasaklı bir dildi. Bunun yanısıra okullardaki eğitim dilinin Arapça olması, latin harflerinin kullanılmamasının da getirdiği zorlanmalar oldu. Kürtçe eğitim verirken, ek olarak latin harflerini yeniden öğretmek, yani latin alfabesiyle okuma yazma dersleri vermek zorunda da kaldık.
Bunun yanısıra şu avantajımız vardı; Rojava’da halen günlük yaşam dilinin Kürtçe olması, herkesin Kürtçe bilmesi. Bu durumu, bizim için büyük kolaylıklar sağladı, eğitim için oldukça güçlü bir zemin hazırladı.
Ayrıca ekonomik alan ve imkanların temin edilmesinde de zorluklar yaşadık. Savaş ortamının koşulları ve ambargonun oldukça olumsuz etkileri oldu. Materyal bulmakta, kitapları basmakta engellerle karşılaştık. 


Şu an ilk, orta ve liselerde uygulanan eğitim programınızın çerçevesi nedir? Pratik ve hazırlık boyutuyla nasıl bir çalışma yürütülüyor?

Efrîn ve Kobanê’de daha çok Kürtçe eğitim veriliyor. Orada diğer etnik yapılar az olduğu için ağırlıklı olarak Kürtçe dersler veriliyor. 1. sınıftan 6. sınıfa kadar bir bütünen Kürtçe eğitim veriliyor. Cizîrê bölgesinde ise farklı etnisiteler var, karma bir yapıda olması nedeniyle burada farklı bir eğitim programı uygulanıyor. Burada, Kürtçe, Süryanice, Arapça ve yabancı dil olarak İngilizce dersler veriliyor. Haftada 3 ders Kürtçe veriliyor, diğer dillerde de dersler veriliyor.
Cizîrê bölgesinde ilkokuldan başlatıyoruz Kürtçe eğitimi. Bu çerçevede aşamalı biçimde Kürtçe eğitime geçmeyi hedefliyoruz. Ortaokul ve üstü okullarda ise Kürtçe gramer dersleri veriliyor. Yine bu bölgede ders materyalleri konusunda zorluklar yaşıyoruz.

Önümüzdeki sürece ilişkin belirlediğiniz bir hedef var mı?

Genel olarak şu çalışmayı hedefledik, bu yıl ilkokul birinci sınıflarda Kürtçe eğitime başlandı, bir bütünen Kürtçe eğitim veriliyor. Gelecek yıl birinci ve ikinci sınıflarda Kürtçe eğitim olmakla birlikte, aşamalı olarak her yıl bir diğer sınıfı Kürtçe eğitime dahil etmeye çalışıyoruz. Tüm sınıflarda Kürtçe eğitime geçmek için şu an hazırlıklarımız yeterli düzeyde değil ve bu engelleri aşarak, öğretmen ve materyallerimizi temin ederek, önümüzdeki süreçte Kürtçe eğitime geçeceğiz.

Engellerden söz ettiniz, şu an ne tür engellerle karşılaşıyorsunuz?

En büyük engel elbette ki; savaş koşulları ve Rojava’ya uygulanan ambargo. Kitaplar ve ders materyallerinin basımında da zorluklar ortaya çıkıyor. Matbaa bulmakta zorlanıyoruz, bu nedenle okulların ihtiyaçlarını yeterince karşılayamıyoruz. Bu ihtiyaçları hazırladıktan sonra da saldırılar nedeniyle bölgelere aktarımda sorunlar yaşanıyor, çeteler tarafından el konulduğu oluyor ve ulaştıramayabiliyoruz. Rojava’daki her öğrenci, hatta her öğretmenin kitabı sorundur. Ayrıca savaştaki şiddetin ve çatışmaların getirdiği psikolojik zorlanmalar da var. Her gün şehit haberlerini duyduğumuz, cenaze törenleri düzenlediğimiz, çatışmalarla iç içe olduğumuz bir ortamda eğitimi kesintisiz sürdürmek, adapte olabilmek de elbette kolay olmuyor.

Eğitim müfredatı ve programını nasıl hazırlıyorsunuz, nasıl bir metod izleniyor?

Eğitimde kullandığımız materyaller konusunda hem Mexmûr hem de Kuzey Kürdistan’dan yararlandık. Kürtçe eğitim ve Kürtçe öğretime ilişkin ders kitaplarını çoğaltarak okullara ulaştırdık. Yine öğretmenlere yönelik kitaplar da vardı bunların içerisinde, bunlardan da yararlandık. Savaş koşullarından kaynaklı olarak henüz Rojava’nın özgünlüklerine göre materyal hazırlama imkanımız olmadı. Ama imkanlar ne olursa olsun, prensip olarak tüm engellere rağmen Kürtçe dersleri aksatmadan vermeyi, buna öncelik vermeyi esas aldık ve bunun olumlu sonuçlarını alıyoruz.
Rojava kantonları arasında geliş gidişlerin rahatlıkla sağlanamaması, coğrafi olarak bölgelerin kopuk olması ve uygulanan ambargo Rojava genelinde sistemli ve ortak bir çalışma yürütmemizi bazı yönleriyle engelliyor. Bunu da çabalarımızla aşmaya çalışıyor, materyal alışverişinde bulunuyoruz.
Kobanê, Efrîn ve Cizîrê kantonlarında Kürtçe ders kitaplarının hazırlanmasına yönelik komisyonlar oluşturuldu ve bunlar çalışmalarını sürdürüyor. Komisyonlar içerisinde yer alan öğretmenler Rojava’nın özgünlüklerine uygun ders kitapları ve materyal hazırlamaya çalışıyor.

Kürtçe ders veren öğretmenlere yönelik nasıl bir programınız var? Nasıl eğitiyorsunuz ve öğretmenler bu çalışmalara gönüllü mü katılıyor?

Kürtçe eğitim çalışmalarına başlamamızla birlikte, devrim sürecinden bugüne kadar Rojava’daki tüm öğretmenler seferberlik ruhu ve büyük bir istemle gönüllü olarak Kürtçe eğitim çalışmalarına katıldı, hiçbir fedakarlıktan sakınmadı. SZK çalışmalarında yer alan öğretmenler arasında daha önce öğretmen olanlarla bilikte, üniversite öğrencileri ve liseyi tamamlamış bireyler de yer alıyor. Öğretmenlerimizin Kürtçe bilmesi bizim için bir avantajdı, bu oldukça iyi bir zemin sunuyordu. Tüm öğretmenler için yoğunlaştırılmış Kürtçe eğitim kursları verdik. Bu eğitimlerin her bir devresi 3 ay sürdü.  Eğitimler 3 aşamalı olarak yürütüldü ve Kürtçe ders veren öğretmenler her üç amadaki eğitim devrelerine de katılarak, 9 ay Kürtçe eğitim aldılar.
Bununla birlikte Rojava’nın genelinde Efrîn, Kobanê ve Cizîrê’de olmak üzere Kürtçe Dil Akademeleri açılmış durumda. Bununla birlikte Yüksekokul diyebileceğimiz (Peymangeh) de açıldı. Yüksekokul düzeyindeki okullar da var. Efrîn’de açıldı, Kobanê’de açılması için de hazırlıklar sürüyor. Buradan mezun olan öğretmenler aynı zamanda kendilerinden sonraki öğretmenlerin eğitimi için de hazırlıklar yapıyor, yardımcı oluyorlar.

Resmi okullarda verilen Kürtçe eğitim dışında, halka yönelik nasıl bir çalışma yürütüldü?

Devrim süreciyle birlikte binlerce Kürtçe kurs verildi ve onbinlerce kişi bu kurslara katıldı. Bu kurslara halk, kadın ve gençlik meclisi üyeleri, kurum üyeleri, her yaştan, her kesimden bireylerden ev kadınlarına kadar katılım oldu ve bu çalışmamız aralıksız devam ediyor. Kürtçe eğitim görmek, bu kurslara katılmak isteyen her kes katılabiliyor. Şunu da belirtmek gerkiyor; bu kurslara katılan kadınların sayısı yoğundu. Katılanların yüzde 80’ni kadınlardan oluşuyor. Kürtçe eğitim veren öğretmenlerin sayısında da kadınların sayısı oldukça fazla. Daha çok kadın öğretmenlerimiz bulunuyor. SZK bünyesinde çalışan öğretmenlerin de yüzde 80’ni kadın.

Anadilde eğitim Rojava’yı nasıl değiştirdi, bunun etkilerini nasıl gözlemlediniz?

Anadil mücadelesi devrim mücadelemizin en önemli, en öncelikli yönünü oluşturuyor ve Rojava halkı bunun oldukça bilincinde. Anadili yasaklamanın ne anlama geldiğini, geleceğini ve özgürlüğünü nasıl etkileyeceğini oldukça iyi görüyor. Bu bilinç sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da oldukça gelişkin. Anadil için en etkili eylemi çocuklar ortaya koydu. Kürtçe eğitime izin verilmediği bir dönemde okulların önüne giderek, Kürtçe eğitim talebiyle gösteriler yaptı. Yıllarca karşı karşıya kalınan yasaklardan sonra bugün anadille eğitim görmenin farkını ve güzelliğini görüyor.
Anadille eğitime başlanması ardından öğrencilerdeki psikolojik değişimi de birebir gözledik.


DENGİR GÜNEŞ/HABER MERKEZİ