
68 Devrimi'nde bir kız öğrenci
Carolyn Cooke, 60’lı yılların Amerika’sının bir panoramasını çiziyor. 1963'ten 2005'e uzanan roman, Lil, EV, Madeline, Bayan Rebozos, Carol ve daha nice kadın ve etrafındaki insanlarca 'God' olarak bilinen Goddard Byrd'in iktidar çevresinde şekillenen hikayelerine odaklanıyor. Dünyada 68 Devrimi'nin yaşandığı dönemde, New England kasabası olan Cape Wilde'da da bir gün devrim niteliğinde bir şey gerçekleşir: Prestijli bir erkek okulu olan Goode School'a, bütünleşme ve karma eğitim tartışmaları cereyan etmesine rağmen henüz resmen kabul edilmediği sene, kayıt esnasında yapılan bir yanlışlık sonucu ilk kez bir kız öğrenci kabul edilir. Okul müdürü Godard Byrd'in, okula kız öğrencilerin alınmasıyla ilgili tüm öneriler ve tartışmalar boyunca 'cesedimi çiğnemelisiniz' demesine ve çağının hegemonik erkeklik anlayışını muhafaza etmek için dimdik durmasına rağmen hem kendi iktidarının, hem de toplumdaki cinsiyet ilişkilerinin dengesinde meydana gelen sarsıntının önüne geçemez.
Siyah, yoksul ve kadın
Okula başlayan on beş yaşındaki Carol Faust ise Goode School için şöyle diyordu: "Herkesin üzerini örten, benim üzerimi örten, kocaman beyaz bir deri gibiydi. Her gün, her saniye tüm bilincim siyah, yoksul ve kadındı." Carol, okuldaki tüm eylemlerinde beyaz ve Amerikan erkeklerden oluşan ataerkil dünyanın tüm yerleşik normlarını delip geçmeye çalışırken yalnız değildir. Carol'un hayatını romandaki diğer kadınların hayatlarıyla kesiştiren, başta God olmak üzere, tüm kimlik politikalarını ve elbette kültürü reddettikten sonra hepimize geriye kalan, tüm kadınları ortak bir paydada buluşturandır.
İktidarı sorguluyor
Toplumdaki iktidar ve toplumsal cinsiyet ilişkilerini sorgulayan ve kendi kurduğu dünyada ilişkileri dönüştürerek altüst eden Devrimin Kızları, ismiyle olduğu kadar olay örgüsü, dil ve anlatımı ile de isyankar ve devrimci bir karakter taşıyor. Devrimin Kızları, dipsiz bucaksız bir erkek dünyasına 'fırlatılan' kadınların tüm tarihe ve hakim düzene başkaldırmalarından ve kadınlık hikayelerinden yola koyulmasıyla başlı başına toplumun en 'ötekisi' olan kadını yeraltından alıp yerüstüne çıkararak okuyucuyla buluşturuyor. Bu niteliğiyle yazarının da hayatıyla pek çok paralellik taşıyor.
KÜLTÜR SERVİSİ