
İLMİK İLMİK ÖRÜLEN ROJAVA DEVRİMI - 2
İki yıl önce bugün Rojava’nın Kobanê kentinde yönetimi ellerine alan ve zamanla Efrîn ile Cizîrê kantonlarını da kapsayan devrim, Ortadoğu’da halkların ortak evini geliştiriyor. Rojava halkı bir yandan Kobanê’de yoğunlaşan çete saldırılarına karşı mücadele ederken diğer yandan ise 19 Temmuz Devrimi’nin ikinci yılını kutluyor.
Rojava Devrimi’nin gelişim süreci ve “üçüncü yol” ihtiyacına dünkü yazımızda yer vermiştik. Bugünkü yazımızda ise daha çok devrimi inşa eden kurumlar ve çalışmaları üzerinde duracağız.
Rojava’da Kanton Özerk Yönetimleri’nin ilanından sonra devrim kurumlarının hepsi ilgili bakanlıklara bağlandı. Artık devrim kurumları, devrimin inşa gücü olarak halkların iradesiyle şekillenen Kanton Özerk Yönetimleri bünyesinde çalışmalarını sürdürüyor.
Öne çıkan temel görevler
Kanton Özerk Yönetimleri ilan edilir edilmez, onları bekleyen temel sorunların başında, savaş ortamında Rojava’yı savunmak geliyordu. Tabii yine uluslararası ilişkilerde temsiliyet, iç siyasetin düzenlenmesi, yaşanan toplumsal, sosyal, ekonomik sorunları gidermek de önemli görevlerdi. Bu görevler, her üç kanton yönetiminin önündeki temel görevlerdi. Ancak uygulamada kantonların özgünlüklerine göre pratikleşme yaşandı. Cizîrê Kanton Yönetimi de daha çok diplomasi ve siyasal alanda çalışmalar yürütecek biçimde şekillendi. Sistemin gelişmesi için her özerk kanton için devrimi inşa etme ve kurumlarını oluşturma görevi varsa da Cizîrê alanı bunun siyasal, diplomatik merkezi olarak öne çıktı. O yüzden geride kalan altı aylık süre içinde Rojava’nın diplomatik ve siyasal alandaki çalışmalarına en fazla Cizîrê Kantonu damga vurdu.
Kobanê Özerk Kantonu ise ilan edilmesinin üzerinden daha iki ay geçmeden çetelerin topyekün saldırıları ile karşı karşıya kaldı. Bu yüzden Kobanê Kantonu’ndaki çalışmalar büyük oranda savunma, çetelere karşı direnme üzerine yürütüldü. Efrîn kantonunda ise siyasal, diplomatik oyun ve saldırılar olmasına rağmen daha çok inşa çalışmaları ve toplumsal sorunların çözümü, topluma hizmet bağlamında çalışmalar yürütüldü.
Saziya Zimanê Kurdî damgası
Kanton Özerk Yönetimleri ilan edilince devrim sürecinde devrimi inşa etmek için oluşturulan kurumlar büyük oranda varlığını korudu. Ancak her kurum ilgili bakanlığa bağlanarak bundan sonraki çalışmalarını ilgili bakanlıklar bünyesinde yürütmeye başladı.
Devrim öncesi ve devrim sürecinde önce gizli ardından açıkça çalışma yürütülen ve kurumlaşmayı hızlandıran alanlardan biri Kürt Dili çalışmalarıydı. Bu çalışmalar devrim sürecinde “Saziya Zimanê Kurdî (SZK) Rojava” adıyla kendisini örgütleyip çalışmalarını yürüttü. Özerk Kanton Yönetimleri ilan edildikten sonra ise Eğitim Bakanlıkları bünyesinde çalışmalarını yürütmeye başladı. Ancak Özerk Kanton Yönetimleri ilan edilene kadar var olan komiteler zaten birçok önemli çalışmaya imza atmıştı.
SZK Dêrik, Girkê Legê, Tirbespiyê, Çilaxa, Qamişlo, Amûdê, Dirbêsiyê, Serêkaniyê, Kobanê, Efrîn merkez ve 7 nahiyesinde merkezler açarak çalışmalarını yürüttü. Sadece merkezlerde değil büyük köylerin birçoğunda da kendisini örgütledi, çalışmalarını yürüttü. Yürüttüğü temel çalışma Kürt dilini öğretme, anadilde okuyup yazma, yaşamı anadilinde sürdürme çalışmasıdır. Bunun yanı sıra bu işleri yapabilecek öğretmen yetiştirme çalışmasıydı. SZK’nin yürüttüğü çalışma, devrimin temel inşa gücü olan kuşakları yetiştirmek için Baas rejimi bölgeden çıkarıldıktan sonra kalan binlerce okuldaki eğitimleri örgütleyip sürdürmekti.
Eğitimin öncüleri kadınlar
SZK Dêrik’ten Efrîn’e kadarki alan içinde bulunan binlerce ilkokul, lise ve dört yıllık meslek liselerine denk gelen okullardaki eğitimleri üslendi. Bu okullardaki eğitimler ara verilmeden devam ediyor. Bunun yanı sıra anadilde eğitim için Dêrik’ten başlanarak Rojava’nın dört yanında okullar açıldı. Rojava’da yaşayan diğer halklar da bu hakkı kullanarak anadillerinde eğitim görmek için okullar açtı. Örneğin, Dêrik’ten Qamişlo’ya kadarki alan içinde yaygın bir şekilde yaşayan Asuri, Süryani halkları anadillerinde eğitim görmek için dört okul açtı.
SZK sadece Dêrik’te yüzde 70’i kadın olan 3 bin öğretmen yetiştirdi. Girkê Legê, Tirbespiyê, Çilaxa ve Qamişlo’da yüzlerce anadil öğrenme merkezi açtı. Yine Amûdê’de Rojavalı bir Kürt aydını ve dilbilimci olan Reşid Kurd adıyla bir merkez açtı; eğitim ve öğretim kurumları ile dil öğrenme merkezleri bu merkezden örgütlendirilerek yürütüldü. Yine SZK, Kobanê ve çevresindeki yüzlerce okuldaki eğitim-öğretim faaliyetleri ile dil eğitim merkezlerinin çalışmalarını organize etti.
Meslek okullları açılıyor
SZK’nin en etkili çalışmaları yürüttüğü yer ise Efrîn Kantonu oldu. Efrîn Kantonu’nda 2012 yılında devrim gerçekleştiğinde Şera nahiyesine bağlı Duraklıya Köyü’nde bir okulla başlayan anadilde eğitim, şimdi binin üzerindeki okulda devam ediyor. Efrîn Kantonu’ndaki okullarda yaklaşık 3 bin öğretmenle eğitim devam ettiriliyor. Yine kantonda şimdiye kadar anadil eğitimi vermek için 1200 civarında öğretmen yetiştirilmiş durumda. 400 öğrencinin okuduğu Kürtçe eğitim görülen iki yıllık bir meslek yüksekokulu da açıldı ve bir eğitim-öğretim yılını geride bıraktı.
Efrîn Kantonu’nda son iki yıldır yıl sonu sınavları Kanton sınırları içinde gerçekleştirildi. Bu sınavlara yaklaşık 10 bin öğrenci katılarak bir üst sınıfa geçti. Efrîn Kantonu Özerk Yönetimi Eğitim Bakanlığı ile SZK, önümüzdeki yıl elektrik, sağlık, ticaret ve ekonomi dallarında eğitim verecek dört ayrı meslek yüksekokulu daha açmayı planlıyor. Efrîn’de bu konuda yapılan en önemli çalışmalardan biriyse önümüzdeki yıl kantonda bulunan 300 okulda altıncı sınıfa kadar eğitimin tamamen anadilde olmasının planlanmasıdır. Bu plan gerçekleştiğinde yaklaşık 6 bin öğrenci Kürtçe anadilde eğitime başlayacak. Ancak anadilde eğitim sadece Kürtçe olmayacak. Kantonda yaşayan diğer halklar da talep ettikleri takdirde anadilleriyle eğitim başlatabilecek. Bunun için eğitim materyali hazırlama çalışmaları sürdürülüyor.
Heyva Sor a Kurd çalışmaları
Devrimden hemen sonra Rojava’daki sağlık sorunlarını çözmek ve halka yardım hizmeti sunmak için Heyva Sor a Kurd (Kürt Kızılayı) kuruldu. Heyva Sor a Kurd, Qamişlo’dan başlayıp Rojava’nın tüm kentleri ile nahiyelerinde örgütlendi.
Heyva Sor, Rojava için uluslararası destek kampanyaları başlattı. Bu kampanyalarla toplanan gıda, ilaç başta olmak üzere birçok ihtiyaç malzemesini Rojava’ya ulaştırarak kent, nahiye, köy oranına göre kantonlara gönderdi. Yine yurtdışında yaşayan Kürtlerin uluslararası bazı kuruluşların yardımıyla aldıkları ambulansları Rojava’ya getirerek kantonların ihtiyaçlarına göre dağıtımlarını yaptı. Heyva Sor a Kurd bir yandan bu çalışmaları yürütürken öte yandan da rejim güçlerinden kalan ve işlevsiz hale getirilen sağlık ocaklarına hemşire, doktor ve çalışan buldu, mekanların halka sağlık hizmetini sürdürmesini sağladı. Sağlık ocaklarını hizmete açmakla birlikte Rojava için gerekli ilaç, tıbbi malzeme gibi ihtiyaçları da karşılamaya çalıştı.
Heyva Sor a Kurd bu tür çalışmalar yürütürken öte yandan da daha ciddi sağlık sorunlarına sağlık ocaklarıyla çözüm bulunamayacağını ve savaş koşullarındaki yaralanma gibi durumları da hesaba katarak hastane kurma çalışmaları başlattı. Yürütülen çalışmalar sonucunda Dêrik, Girkê Legê, Qamişlo, Amûdê, Dirbêsiyê ve Serêkaniyê’de kısmen de olsa çözüm üretebilecek hastaneler kuruldu. Yine Kobanê’de kanton imkanlarının bir kısmı seferber edilerek Emel Hastanesi kuruldu. Efrîn Kantonu’nda ise Avrin adındaki hastane hizmete açıldı.
Hizmete açılan bu hastanelerle sağlık sorunlarına mümkün olduğunca çözüm olundu. Hastaneler, cüzi ücretlerle sağlık hizmetleri sunmaya çalıştı. Ancak en fazla sorun yaşanan konulardan biri de sağlık oldu. Zira savaştan ötürü doktorların birçoğu Rojava ve Suriye’yi terk etmesi ve uygulanan ambargonun teknik imkanlar konusunda yarattığı sıkıntılardan ötürü ağır vakalar için çok fazla çözüm üretilemedi. Bu da kimi yerlerde can kaybına neden oldu.
Yönetimin ilan edilmesinden sonra her üç kanton için Sağlık Bakanlığı bünyesinde tam kapasiteli, kimi yerlerde yirmi, kimi yerlerde elli, kimi yerlerde ise yüz yatak kapasiteli hastane projeleri hazırlanmıştı. Sağlık Bakanlığı yetkilileri, bu projelerin yapımına kısa süre içinde başlanacağını ifade ediyor.
Enerji sorununa çözüm aranıyor
Suriye’de sürüp gitmekte olan ve sonu nereye varacağı belli olmayan iç savaştan ötürü en ciddi tahribat yaşayan alanlardan biri de enerji. Bölgede savaşın başlamasıyla birlikte petrol üretiminin tamamen durması ve elektrik hatlarının tahrip olmasından dolayı kentlerin, kasabaların, köylerin elektriksiz kalması durumu yaşandı. Suriye ve Rojava’da ısınmadan ekmeğe, çift sürmeye kadar her şey enerjiye endeksli olduğu için devrimin birinci yılında bu konuda ciddi sorunlar yaşandı.
Halk yakacak mazot bulamadığı için sert kışı sobasız geçirdi. Suriye’nin Halep, Hama, Humus kentleri ile birlikte Rojava’nın birçok kenti, köyü ve kasabasında durum aynı. Dêrik, Girkê Legê ve Qamişlo için getirilmeye çalışılan akaryakıtlara ambargo uygulamasından ötürü çeteler tarafından el konulmuştu. Efrîn ve Kobanê’ye ise hiçbir şeyin gitmesine izin verilmedi uzun süre. Geçen sene saldırılara rağmen ilk elden çözülmesi gereken sorunlar olarak ele alınan bu sorunlar, kısmen de olsa çözülmüştü. Dêrik ve bağlı bulunduğu köyler ile Girkê Legê, Tirbespiyê, Çilaxa, Qamişlo, Amûdê, Dirbêsiyê ve Serêkaniyê kent, kasaba ve köylerine getirilen büyük jeneratörlerle elektrik verilmeye başlandı. Bu çalışmalarla elektrik sorunu büyük oranda çözüldü. Elektrik sorunu çözülünce, en önemli ihtiyaç maddesi olan su sorunu da çözülmüş oldu.
Kobanê ağır saldırı şartları altında olsa da, “Kentimizi, devrimimizi aydınlatalım” sloganıyla başlattığı kampanyayla elektrik sorununu çözmeye başladı. Saldırılara rağmen Kuzey Kürdistan’dan yatırım yapmak amacıyla kantona giden bazı şirketler aracılığıyla Kobanê Kantonu merkezinin elektrik sorunu çözüldü. Bununla birlikte kasaba ve köylere yerleştirilen jeneratörlerle birçok köy ve kasabanın elektrik sorunu da çözüldü.
Aynı çözüm Efrîn Kantonu için de geliştirildi. Jeneratör yöntemiyle kanton merkezi, 7 nahiyesi ile 365 köyünün hemen hemen tamamının elektrik sorunu çözülmüş durumda. Efrîn’de yaklaşık 200 jeneratörle kanton merkezi, nahiye ve köylerin elektrik sorunu çözüldü. Şimdi Efrîn Kantonu’nda neredeyse elektriksiz yerleşim kalmadı.
Belediyeler ve yol yapımı
Devrimden sonra en fazla sorun yaşanan alanlar, yol yapımı ile su, ekmek ve diğer temel gıda maddelerinin temini oldu. Bu sorunlar sadece Suriye’de başlayan savaşla ilgili değil. Baas rejimi, uzun yıllardır Rojava’ya özel bir politikayla hizmet getirmemiş. Kentleşmeyle ilgili sorunlar çok ciddi boyutta. Bunun yanı sıra Rojava’daki kent, kasaba ve köy yolları ile şehirler arası yollar, aslında Kuzey’in 1960’lı yılları kadar geri bir durumda. Bunun üzerine bir de savaşın getirdiği tahribatlar yaşandı. Bu yüzden kentler çamurdan geçilmez olmuştu. Yollar, bırakalım uluslararası yol standartlarına göre olmayı, neredeyse iki arabanın dahi geçemeyeceği kadar dardı ve yirmi yıl önce yapılmış asfaltlar halen kullanılıyordu. Devrimden önce belediye hizmetleri hemen hemen yok denecek kadar azdı. Çünkü belediye başkanı ve çalışanların hepsi rejimin işbirlikçilerinden seçiliyordu. O yüzden hizmette bulunup bulunmadıklarını kontrol eden yoktu. Yurttaşlar korkuyor, çöplerin temizlenmemesinden dahi şikayetçi olamıyordu.
Devrimden sonra imkanlar dahilinde yollar onarılmaya çalışıldı. Rejim güçlerinden ele geçirilen eski model ve birçoğu çalışamaz durumda olan iş makinaları onarılarak yol yapılmaya çalışıldı. Ancak zift olmadığı için onarımlar, zift yerine kum ve çimento ile hazırlanan harçla çukurların kapatılması şeklinde yapıldı. Bu çalışmalarla Rojava genelinde kentlerden köy ve nahiyelere kadar binlerce kilometrelik yol onarılmaya çalışıldı. Bu çalışmalar trafiğin yoğun olduğu yerlerde gece gündüz demeden kontrollü trafik sağlama şeklinde yapıldı.
Un ve ekmek sorunu aşıldı
Rojava’da en büyük sorunlardan biri de ekmek sorunu. Devrim yönetimi ve ardından kanton yönetimlerinin çözüm bulmak için çalıştıkları en temel sorunlardan biri bu oldu. Baas rejimi, uyguladığı politikalarla, insanları aç bırakarak kendisine bağımlı kılmıştı. Baas rejimi döneminde devlete bağlı fırınlar ve un fabrikasının dışında fırın veya un fabrikası kurmak yasaktı. Halk, belediye fırınlarından üretilen ekmekle yaşamını sürdürüyordu. Bu fırınlarda yapılan ekmek yine devletin un fabrikalarından geliyordu.
Rejim güçleri Rojava’da etkisiz hale getirildikten sonra halk, fırınlara devrim adına el koydu. Ancak fabrikalar daha çok Arap bölgelerinde yapıldığı için çeteler ele geçirdi. Çeteler fabrikalarda toplanan buğdaylara el koyarak insanlara satarken öte yandan da özellikle Rojava’ya ambargo uyguladılar. Devrimin üzerinden daha altı ay geçmeden çeteler Rojava’ya saldırmaya başlayınca ilk olarak ellerindeki bu kozu kullanarak kent, köy ve kasabalarda yaşayan insanlara gelen unları keserek ambargo uygulamaya başladılar. O yüzden devrimden hemen sonra bastıran kış aylarını Rojava halkları ekmeksiz geçirdi.
Soruna, Kobanê ve Efrîn başta olmak üzere Rojava’nın tüm alanlarında çözüm arandı. Kobanê’de, kantonun tamamına yetecek 40 ton un kapasiteli ilkel bir un fabrikası yapıldı. 2012’nin sonlarında yapımı bitirilen bu fabrika 2013’ün başında devreye girince Kobanê’nin un sorunu çözüldü.
Efrîn Kantonu’nda ise bu sorun 2013 bahar aylarına kadar devam etti. Halk, atadan dededen kalma ve 40 yıldır yasak olduğu için çalıştırılmayan değirmenlerini onararak çözüm aradı. Marat, Baflor, Şiyê, Durakliya, Basuta köyleri başta olmak üzere köy ve nahiyelerde ne kadar değirmen varsa hepsi yeniden onarılarak kullanıldı. Bahar aylarında devrim yönetimi, üzerinde çalıştığı un fabrikasının parçalarını sonunda Rojava’ya ulaştırabildi. Un fabrikası Durakliya Köyü’ne inşa edildi. Un üretimine başladı. Bu fabrikada günde 25 ton un üretiliyor. Bu miktar Efrîn ve çevresine yetmiyordu. Zira gelen göçlerle birlikte Efrîn’in günlük un ihtiyacı 40 tondan 120 tona çıkmıştı. Ancak dışarıdan farklı yollarla getirilen unlarla da kantonun ekmek ihtiyacı karşılandı. Bu yıl tamamlanan iki un fabrikası daha Basuta ve Şera’da kurularak Efrîn’in un ihtiyacı kapasitesine ulaşıldı. DEVAM EDECEK
SEYİT EVRAN