Dicle Üniversitesi'nde öğrenci olmayan Hizbulkontra elemanlarının Kürt öğrencilere demir çubuk ve sopalarla saldırması ile başlayan olaylar, dün de devam etti. Polisler. üç gün boyunca Hizbulkontra elemanları ve onlarla birlikte hareken eden öğrencilere eşlik ederek Kürt öğrencilere saldırdı. Toplam 7 kişinin yaralandığı olayların ardından üniversitede derslere üç gün ara verildi.

Dicle Üniversitesi'nde pazartesi günü aralarında öğrenci olmayanların da bulunduğu bir grubun, devrimci, demokrat ve yurtsever öğrencilere demir çubuk ve sopalarla saldırması ile başlayan olaylar, önceki gün protesto edilmişti. Eğitim Fakültesi önünde biraraya gelerek yürüyüş yapmak isteyen öğrencilere, polisin müdahalesiyle başlayan gerilim, devam etti. Öğrencilerin, polisin yürüyüşe izin vermemesi üzerine tarlalardan panel düzenleyen söz konusu saldırgan grubun bulunduğu Dicle Üniversitesi Kongre Merkezi'ne doğru yürüyüşe geçmesiyle polis havadan ve karadan müdahale etti. Öğrencilerin bulunduğu alana doğru onlarca gaz bombası ve tazyikli suyla öğrencilerin yürüyüşünü engellemeye çalışan polis, havadan da polis helikopterinden öğrencilerin bulunduğu alana gaz bombaları attı. 2 öğrenci polisin attığı gaz bombasının isabet etmesi sonucu yaralandı. Uzun süre polisin müdahalesine taşlarla karşılık veren ve yürüyüşüne devam eden öğrenciler, Kongre Merkezi'nin çevresinin polis tarafından sarılması üzerine tekrardan İktisadi İdari Bilimler Fakültesi önüne doğru yürüyüşe geçti. Bu sırada üniversitenin farklı noktalarında toplanan öğrenciler, polis tazyikli su ve gaz bombaları ile tekrar müdahale etti. İktisadi İdari Bilimler Fakültesi önünde toplanan öğrenciler, sloganlarla uzun süren bekleyişini sürdürdü. Kürt öğrenciler adına yapılan açıklamada, polis ve rektörlük eliyle yurtsever öğrencilere yönelik bir linç kampanyası yürütülmek istendiği belirtilerek, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin "Vur de vuralım, öl de ölelim" açıklamalarının ardından birçok üniversite de yurtsever öğrencilere yönelik saldırılarının yaşandığına dikkat çekildi. Açıklamada, "Pazartesi günü yine hizbulşeytanlar polis eşliğinde Eğitim Fakültesi'ne gelerek arkadaşlarımıza saldırmak istedi. Gruba müdahale etmeyen polis bizim yürüyüşümüze izin vermedi. Ancak bizler onurlu direnişimizle tüm bunları boşa çıkarmaya devam edeceğiz. Özgürlüğün yolu direnişten geçer. Bu hafta tamamıyla gerekirse işgalle ne yapılması gerekiyorsa onu hayata geçirerek, burada yaşananları ve polisin taraflığını protesto edeceğiz" diyerek, herkesi protesto eylemine katılmaya çağırdı.
Bu arada üniversiteye giden DTK Eşbşkanı Aysel Tuğluk, üniversitede yaşanan olayları yatıştırmak için geldiklerini, ancak rektör başta olmak üzere herhangi bir muhatap bulamadıklarını ve rektörün telefonlarına cevap vermediğini belirterek, üniversitede yaşananlardan birinci dereceden rektör ve polisin sorumlu olduğunu dile getirdi. Tuğluk'un açıklamasının ardından, uzun süre bekleyişini sürdüren öğrenciler, Mimarlık Fakültesi'ne yürümek istedi ancak onlarca zırhlı araç ve TOMA'larla fakültenin çıkışını tutan polis öğrencilerin yürüyüşüne izin vermedi.
Uzun bekleyişin ardından öğrenciler, otobüslerle üniversiteden ayrılmaya karar verdi. Otobüslere binen öğrenciler üniversiteden ayrılmak üzereyken çevik kuvvet polisleri, öğrencilere hakaretler yağdırdı. Bu sırada otobüslerin camları çevik kuvvet polisleri tarafından silah ve taşlarla kırılırken, otobüs dışında bulunan öğrenciler de taşlarla polislere karşılık verdi.

Dün devam etti

Dicle Üniversitesi'ndeki gerilim dün de devam etti. Sabah saatlerinde Hizbulkontra Kürt öğrencilere yeniden öğrencilere saldırmasıyla başlayan kavga, öğleden sonraya kadar yer yer devam etti. 7 kişi yaralandı.
Dicle Üniversitesi'nde (DÜ) iki gündür devam eden olaylar dün de Hizbulkontra oldukları belirtilen grubun, Fen Edebiyat Fakültesi önünde açıklama yapmak isteyen yurtsever, devrimci ve demokrat öğrencilere saldırmasıyla devam etti. Sabah saatlerinde devam eden olayları ve polisin öğrencilere yönelik müdahalesini protesto etmek amacıyla öğrenciler, Fen Edebiyat Fakültesi önünde biraraya geldi. Bu sırada Hizbulkontra oldukları belirtilen ve polislerin gözetiminde bölgeye geldikleri iddia edilen yaklaşık 10 kişilik bir grup, öğrencilere saldırmak istedi. Yurtsever öğrencilerin saldırıya karşılık vermesi üzerine iki grup arasında kavga çıktı. Çıkan kavgada biri bıçakla olmak üzere toplam 7 kişi yaralandı. Kavga anına kadar saldırı amacıyla gelen gruba müdahale etmeyen polisin, kavganın başlamasıyla birlikte yoğun gaz bombalarıyla müdahale ettiği olaylarla birlikte üniversitede de polis öğrencilere yönelik gözaltı furyası başlattı. Kavga sırasında 15 kişi gözaltına alınırken, kavga sırasında bıçakla yaralanan Hizbulkontra elemanı ve Bilge Gençlik Kulübü üyesi Mahmut Durmaz'ın Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne kaldırılarak ameliyata alındığı öğrenildi. 


Keyfi ve şiddetli gözaltı
Kavganın ardından gerginliğin arttığı üniversitenin birçok noktasına çevre kentlerden de takviye amaçlı gelen polisler, tarafından önlemler alındı. Kavganın ardından tekrardan Fen Edebiyat Fakültesi önünde toplanan Kürt öğrencilere bu kez onlarca polis müdahale ederek, gözaltına almaya başladı. Polislerin bu sırada "tespit ettiklerinizi alın" demesi dikkat çekerken, çevrede bulunan öğrenciler gözaltına alınmaya başlandı. Öğrencilerin gözaltına alınmamak için koşmaya başlamasıyla üniversitede polis-öğrenci kovalamacası başladı. Gördüğü her öğrenciyi gözaltına almaya çalışan polisler, fakültenin pencerelerinden içeriye girmeye çalışarak, içerideki öğrencileri gözaltına almak istedi. Olayların tekrardan başlaması üzerine DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk ve BDP İl Eşbaşkanı Zübeyde Zümrüt'ün de bulunduğu çok sayıda BDP'li üniversiteye gelerek, polisin şiddet kullanarak öğrencilerin gözaltına alınmasına engel olmak istedi. Basın mensuplarının çekim yapmasının da engellendiği sırada gözaltına alınan bir genç kadın, Aysel Tuğluk'un tüm girişimlerine rağmen zırhlı araca bindirildi. Polisin bu sırada Tuğluk'a "Ben sizinle muhatap olmuyorum. Gözaltılara devam edeceğim" diye sert tepki göstererek, Tuğluk'u dinlememesi dikkat çekti. Çok sayıda gözaltının yaşandığı sırada bazı araçları da durduran polisler, araçta bulunanları indirerek, üst araması yaptıktan sonra gözaltına aldı.
Uzun süre yaşanan kovalamacanın ardından bir kez daha öğrenciler üniversite de bulunan BDP'liler ile birlikte tekrardan Fen Edebiyat Fakültesi önünde toplanmaya başladı.

Kalkan ve joplarla saldırı

DTK Eşbaşkanı Tuğluk'un konuşmasının ardından fakülte kapısı önünde bekleyişe geçen öğrencilere yüzlerce çevik kuvvet polisi kalkan ve joplarla müdahale etti. Polisin saldırısından dolayı fakülteye giriş yapan öğrencilerin ardından polisler de kapıları kırarak, içeriye girdi. İçeride öğrencilere yönelik şiddet kullanan polisler, burada onlarca kişiyi gözaltına alarak fakülte yanında beklettiği zırhlı araçlara bindirdi. Çok sayıda gözaltının yaşandığı bu anlardan sonra BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, BDP milletvekilleri Nursel Aydoğan ve Ayla Akat Ata'nın yanı sıra siyasi parti ve STK temsilcileri de fakülte önüne geldi. Bu sırada polislerin bulunduğu bölgede 3 şüpheli çanta bölgeye gelen bomba imha uzmanları tarafından fünye ile patlatıldı. Patlatılan çantalardan ders kitapları çıktı. Polis fakülteyi ablukaya alırken, milletvekillerinin dışında kimsenin içeriye girmesine izin vermedi.
Milletvekilleri, fakülte içerisinde bekleyen öğrencilerle gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından kendi aralarında kısa bir görüşme yaptı. Bu görüşmenin ardından bir heyet polis yetkilileri ile görüştü. Polislere öğrencilerin "Polisler ablukayı dağıtsın. Aksi takdirde üniversiteden ayrılmayız" talebini ileten heyetin yaptığı görüşmenin ardından polisler fakülte önünden ayrılırken, fakülte içerisinden de sık sık "Faşizme karşı omuz omuza", "Baskılar bizi yıldıramaz" sloganları yankılandı. Polisin geri çekilmesinin ardından slogan ve alkışlarla dışarıya çıkan öğrenciler, buraya gelen otobüslere binerek üniversiteden ayrıldı. BDP'li heyetin de eşlik ettiği öğrenciler, BDP İl binasına geldikten sonra buradan gruplar halinde dağıldı.

Üniversite tatil edildi

Bütün bunların ardından Dicle Üniversitesi Rektörlüğü, 3 gün yaşanan olaylara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Olayların seyri tüm yönetim kadromuz tarafından yakından takip edilmekte olup, gerekli önlemler alınmaktadır. Bu çerçevede, öncelikle öğrencilerimizin sağduyulu davranıp, tahriklere kapılmaması, eğitim ve öğretimin huzurlu bir şekilde devam etmesini engelleyenlere fırsat vermemeleri son derece önem arz etmektedir. Bu amaçla; dekanlarımız ve okul müdürlerimizle yapılan Senato toplantısında, 10-13 Nisan 2013 tarihleri arasında üniversitemizde eğitim-öğretime ara verilmesi kararı alınmıştır."

 DİHA/AMED




Tan'dan sükunet çağrısı

BDP Amed Milletvekili Altan Tan, üniversitelerde Kürt öğrencilere yönelik saldırıların çoğaldığını belirterek, buna Afyon, Karabük ve Muğla'yı örnek gösterdi. Tan, Dicle Üniversitesi'ndeki olaylara da değinerek, "Tüm üniversitelerdeki kardeşlerimi sükûnete davet ediyorum" dedi.
Altan Tan, Meclis'te üniversitelerde yaşanan olaylar ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Üniversitelerde Kürt öğrencilere karşı belli kesimler tarafından saldırı yapıldığını hatırlatan Tan, "Üniversitelerde Kürt öğrencilere saldırılar çoğaldı. Afyon, Karabük, Muğla'da olaylar yaşandı. Afyon Valisi ile görüştüm. Orası nüfusu az olan bir şehir. Neredeyse ev ev Kürt öğrencilerin yaşadığı yerler belirlenip saldırılar yapılmaktadır. Özellikle öğrencilerin sınav zamanlarında bunlar yapılmaktadır. Bir avuç çeteye bu ülke teslim edilmemeli'' dedi.


Demokrasi herkes için
Demokrasinin herkes için istenmesi gerektiğinin altını çizen Tan, şiddete başvurmadan herkesin fikrini açıklayabilmesi gerektiğini ifade etti. Dicle Üniversitesi'ndeki tüm öğrencilere seslenen Tan, ''Son birkaç gündür de Diyarbakır Dicle Üniversitesi'nde olaylar meydana gelmektedir. İlk günden beri olayları yakından takip ediyorum. Demokrasiyi herkes için istemek zorundayız. Sadece Kürtlere ya da dindarlara demokrasi diyemeyiz. Dicle Üniversitesi'nde şiddete başvurmamak koşuluyla herkes istediği etkinliği özgürce yapabilmeli. Herkesin fikriyatına saygılı olunmalı. Ölçümüz demokrasi olmalı. İnsanlık da Müslümanlık da demokratlık da bunu gerektirir. Soğukkanlı olun. Özellikle Kürt gençlerin birbirlerine düşmesi, çatışması, en başta Kürt halkına, onun mücadelesine ve sürece zarar verecektir" diye vurguladı.

Kürt halkına zarar
Kürt halkının statüsünü elde etme arifesine geldiğine dikkat çeken Tan, "Hangi inançtan olursa olsun herkes kimlik mücadelesine katkı vermelidir. Çatışmalar en başta Kürt halkının mücadelesine zarar verecektir. Dünyada hiçbir halk tek bir dünya görüşüne sahip değildir. Her toplumda farklı görüşte insanlar bulunmaktadır. Bu toplumların çoğulculuğunun en vazgeçilmez gerçeğidir. İnsanların tek kalıba sokulmak istenmesi yanlış olur. Şiddete başvurmadan, birbirini tasfiye etmeden her fikir birbirine saygılı olmalıdır. Tüm üniversitelerdeki kardeşlerimi sükûnete davet ediyorum. Mücadeleleri fikri sahada yapmak serbesttir. Ama şiddet ve çatışma Türkiye'nin demokratikleşmesine, yeni çözüm sürecine ve Kürt halkının meşru haklarının iadesine zarar verir. Bir kardeşleri, ağabeyleri, komşuları ve temsilcileri olarak bunları söylüyorum" diye konuştu.