Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için açlık grevinde olan tutsakların durumuna dikkat çeken DİK, “Dinimizde tecrit, yok sayma, ötekileştirme yoktur” dedi.

Demokratik İslam Kongresi (DİK), Şirinevler’de bulunan Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (DİAYDER) binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya çok sayıda DİK üyesi katıldı. Açıklamalar Kürtçe ve Türkçe olarak yapıldı.

 DİK üyesi Ekrem Baran, binlerce kişinin açlık grevinde olduğunu hatırlatarak, “Tecrit insanlık suçudur. Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevine girilmiştir. Eğer açlık grevinde olanların sesine ses verilmezse daha fazla ölüm yaşanabilir. İnsanların yaşamları korunmalıdır” dedi.

DİK üyesi Mehmet Şimşek de Kuran’ı Kerim’den örnekler vererek, “Hak hukuk için bedenini açlığa yatıranlar için yüzünü Kuran-ı Kerim’in kanuna dönsünler. Bu zulmü insanların üzerinden kaldırsınlar” diye konuştu.

DİK Üyesi Mehmet İnan da sözlerine, “Zalime meyil bile vermeyin, aksi halde zalim için hazırlanan ateş sizi de yakar” ayetiyle başladı. İnan, şunları söyledi: “Tecridi, ötekileştirmeyi, yok saymayı güzel gören zulümdedir. Ona karşı mücadele eden, açlık grevinde olan, fikirlerini beyan eden ve karşı duranlar da zulme meyil vermeyenlerdir. Leyla Güven ve dava arkadaşları bugün zindanlarda zulme, tecride, yok sayanlara karşı durmaktadırlar. Büyük bir mücadelenin içindedirler. Dinimizde tecrit, yok sayma, ötekileştirme yoktur.”

DİK üyesi Mehmet Emin Aslan ise tecridin bir insanlık ayıbı olarak devam ettiğini vurgulayarak, “İnsanlar yaşamayı tercih ederken, açlık grevinde olanlar neden bedenlerini ölüme yatırmışlardır” diye sorarak, şöyle sürdürdü: “Hukukun bittiği yerde, insanların muhatap alınmadığı yerde birileri bu refleksi gösteriyor. Bu refleksi gösterenlere değil ama bu insanları bu duruma getiren yetkililere bu soruyu sormamız gerekiyor. Neden bu insanları bu durma getirdiniz? Neden tecrit ve izolasyonu hukuk ölçülerine göre değil de kendi normlarınıza uydurarak bugün bu kadar insanın canına mal olacak şekilde durumu ortaya koydunuz? Bir günlük hukuk, bin senelik ibadetten daha iyidir. Hukuk ve adalet istiyoruz.”