“Bu kadar da olmaz“ denilen cinsten olaylarla karşılaşıyoruz. Türkiye’de kürtaj, sezeryan tartışmalarından sonra hamilelik test sonuçlarının koca, baba, abi vb kişilere SMS ile gönderilmesi kararı basına yansıdı. Amaç anne-bebek ve çocuk sağlığını izlemekmiş. Bu uygulama adı açıklanmayan bir laboratuarda pratiğe geçmiş. Her ne kadar Sağlık Bakanlığı’nca kabul edilmese de Tabibler Odası gönderilen bu genelgeye ulaşmış. İlk genelge Mayıs 2011 tarihinde gönderilmiş, daha sonra Mayıs 2012’de bir genelge daha yayınlanarak, ilk genelgeye uymayan laboratuvarlara hastaların bulgularının elektronik sisteme yüklenmesi için 30.06.2012’ye kadar süre tanınmış (Bianet’in haberi).
Erkeklerin anne-çocuk sağlığıyla ilgilenmesinin son örneği hamilelik testinin SMS ile ilgili kişilere gönderilmesi. Anne ve bebek sağlığına bu kadar ilgi de ne? AKP hükümeti neden bu denli aile planlaması ile ilgileniyor? Gerçekten esas sorun anne ve bebek sağlığı mı?
Türkiye’de anne ve bebek sağlığının iyi olmadığını, ihmal edilen bir alan olduğunu her gün uzmanlar basbas bağırıyor. Ancak iyi olmamasının ekonomik, sosyal, siyasal sebepleri var. Bunları çözmek sorunun köklü çözümü olmaz mı?
Tabii ki olur. Mesela kadının toplumsal konumunu düzeltmek, işin can alıcı kısmı. Her ay onlarca kadının katledildiği, hergün binlerce şiddet olayının olduğu bir ülkede anne ve çocuğun sağlığı korunamaz (şiddetten dolayı düşük yapan kadınların çetelesi daha hiç tutulamamış). Yine gelir dağılımının bu kadar dengesiz olduğu, yoksulun hergün biraz daha yoksullaştığı, işsizler ordusunun her gün biraz daha büyüdüğü bir ortamda anne ve çocuk sağlığı olamaz. Yıllık geliri toplumun temel ihtiyaçları için kullanmayıp çoğunu savaşa yatıran bir ülkede sağlık hizmetlerinden bahsedilemez. Çünkü tüm bunlar birbiriyle bağlantılı; annenin ruhsal, fiziksel sağlığını direk etkileyen, dolayısıyla bebeğin ve çocuğun sağlığını da belirleyen temel olgulardır.
Esas sorunun sağlık olmadığı kesin. Kadının cinselliği, doğurganlığı, bedeni, ruhu üzerindeki baskıyı arttırmaktır esas sebep. Önce kürtaj, sonra sezeryan, şimdi ise hamilelik testi sonuçlarının kamulaştırılması derken kadının doğurganlığı üzerindeki bütün haklarına tek tek müdahale ediliyor. Kadın üzerinde ki eril zihniyetin her alanda ki baskı ve sömürüsü yetmiyormuş da şimdi daha da bilinçli ve planlı; hem de son derece yaşamsal olan sağlık alanı kullanılarak kadın üzerindeki toplumsal denetimin arttırılması hedefleniyor. Kadının bedenine, cinselliğine dönük her müdahale kadın katliamlarına davetiye niteliğindedir. Kimse ‘hamile kadına donkunulmaz’ gibi bir yanılgıyı da yaşamamalı. Çünkü; hamileyken traktörler altına atılan, bıçaklanan, karnı deşilen kadınların kan izleri daha silinmemiş sokaklardan.
Bu uygulama kimin işine gelir? Toplumsal değişimi stratejik bir hedef olarak belirlemiş iktidarın tabii. Sağlık arkasına gizlenerek uygulanan aslında kutsal kitaplarda ‘kadın tarlandır, istediğin gibi sürebilirsin’ yaklaşımıdır. Erkek tarlası gördüğü kadını ne zaman nadasa bırakacağına, ne zaman ekeceğine devlete dayanarak daha rahat karar verecektir. Test sonuçlarını da öncelikle erkek alacağına göre uygulama tamamen yerini bulmuş olacak. Geriye daha çok erkek, daha erkek bir toplum kalacak. Kadına ise erkeği karşısında elpençe durmak düşer artık. Hamile olup olmadığını da erkekten öğreneceğine göre başka çaresi kalmayacaktır. Yine kadın-erkek ilişkilerini, devletin ve toplumun onayından geçmiş evlilik kurumu içerisinde meşru gören bu zihniyet, genç bir kadının evlilik dışı ilişkisini nasıl ele alır? Namus olgusunun tabu olarak görüldüğü bir toplumda bir gün telefona bir mesaj geliyor ‘kızınız hamile’ diye. O genç kadının yaşam güvencesi nedir? Kocanın, babanın, abinin bu kadar yasalarlar güvenceye alınması kadın, bedeni üzerinde ki tasarruf hakkını arttırmaktan öteye ne sonuç çıkarır? Buna karşı çıkan kadının ise ölümlerden ölüm beğenmek gibi bir tercihi olacak (aa halen bir tercih hakkı varmış).
Sözün kısası kadın katliamlarına yasal bir kapı daha açılmış oldu. Hem de koskoca devlet babanın desteğiyle.
Bu arada biz Avrupa’da, sorun Türkiye’de demeyin. Malüm Avrupa’daki göçmenlerin aileleri, çocukları, yakınları Türkiye’de yaşıyor. Dolayısıyla dikkatli ve hazırlıklı olmak lazım. Her an bir SMS telefonunuza gelebilir ‘eşiniz(kızınız, kardeşiniz) hamile’dir diye. Bu kadar ilgi sizi de düşündürmüyor mu?
Dikkat! Her an bir SMS alabilirsiniz