Erdoğan, MGK'da Cerablus'a asker sokup 100 km'yi aşan uzunluk ve 30 km derinlikte bölgeyi işgal kararı aldı, uygulamaya çalışıyor. Hükümet askeri işgal için Genelkurmay'a yazılı emir verdi. Cerablus sınırında tanklar ve toplar mevzilenmiş savaşa girmeyi bekliyor. Bir habere göre 18 bin, yeni haberlere göre 55 bin asker savaşa girmek için hazırlanmış.
Savaş uçakları Medya Savunma Alanlarında Kürt Özgürlük Hareketi'nin güçlerine bomba yağdırdı.
Diktatör Erdoğan Kobanê'de yenemediği Rojava Devrimi'ni, bu kez de Cerablus işgali/tampon bölgesiyle, politik İslamcı çetelerin saldırısı altına almaya, birleşik kantonların halkı daha iyi savunmasını engellemeye çalışarak, yenmeyi deniyor.
Olası Cerablus işgaliyle, Rojava Devrimi'ne ve Esad'a karşı savaşı doğrudan yönetecek.
Nitekim, Cerablus sınırındaki savaş yığınağıyla zamandaş olarak, Türkiye ve Suudi/Katar monarklarının Ensaru'ş Şeria (Şeriat Destekçileri) çatısı altında birleştirdiği silahlı İslami örgütler 2 Temmuz'da Halep'e saldırdı. Daha önce bu grupları Fetih Ordusu, İslami Cephe içinde birleştirmişlerdi. Ensaru'ş Şeria, DAİŞ dışındaki hemen tüm silahlı İslami örgütleri kapsıyor.
Erdoğan seçim yenilgisinden itibaren savaş kararı alma yetkisi ve gücünde de değil. Buna rağmen savaşa karar vererek iktidarını ve diktatörlüğünü dayatıyor. 7 Haziran sonrası ilk günlerde sessiz kediye dönüşmüş Erdoğan ile Baykal görüşmesi, "AKP'siz koalisyon olmaz" laflarından cesaret alarak iktidarını dayatmaya çalışıyor. 4 yıl önceden heves ettiği ama tetikçileri eliyle yürütmekle sınırlı kaldığı Rojava ve Suriye'ye yönelik savaşını şimdi doğrudan asker sokarak yönetmek istiyor. Halklarımızı felakete atıyor.
Felakete atmakla kalmıyor. Bölgesel ve uluslararası ilişkileri ve saygınlığı gerilemiş Erdoğan iktidarının askeri olarak ne yaparsa yapsın, işgal gerekçesi lafları ne olursa olsun, Kürtler ve Esad rejimi açısından işgalci görüleceği açık. Dahası Sünni Arap halk kitleleri için de saygınlığını 4 yıl önceye göre büyük oranda yitirdiği açık. İçte ise seçim yenilgisi almış vaziyette.
ABD ve Avrupalı emperyalistler Erdoğan'ın savaşını en azından çok istekli karşılamıyorlar.
Bu koşullarda Erdoğan'ın savaşının siyaseten başarısız olacağı görülüyor. Askeri olarak da halklara felaket yaşatacağı net. Ama askeri başarısızlığa uğrayacağı da büyük ihtimal.
Felaket, yenilgi ve acı, muhtemel Rojava ve Suriye savaşının üç özelliği. Buna rağmen Erdoğan bunları yaşatıp sonra intiharvari yenilgisini tadacak.
Bu durum, tarihte Fransa'nın yeğen Bonapart'ının, diktatörlüğünü sürdürmek için şovenist bir atmosfer yaratma ihtiyacıyla Almanya'ya savaş açmasına benziyor. Veya Arjantin cuntacı generallerinin Falkland savaşıyla milliyetçi duyguları şaha kaldırarak diktatörlüğü koruma hesabına benziyor. Bu iki iktidar, hesapladıklarının tersine savaşta yenilip yıkılmışlardı.
Erdoğan-Davutoğlu ikilisi savaşta büyük devlet şovenizmini ayağa kaldırıp siyasi- askeri başarı sağlayabilir mi?
Rojava ve Suriye'ye savaşla, 4 yıl öncesinden farklı olarak büyük devlet şovenizmi iksirini içmeye şu an Türk halkı elverişli değil. Türk halkı, Suriye gerici iç savaşının halkları bitiren gerçeğini, Kürt halkımız ve Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı 30 yıllık kirli savaşın kendisine birşey kazandırmadığını pratikte gördüğü için, savaşa aldatılacak durumda değil. Arap halkları da 4 yıl önce Erdoğan'a sempati besliyorlarken bugün tersine tepki duyuyorlar.
Ayrıca vurgulayalım ki, demokratik barış mücadelesindeki Kürt Özgürlük Hareketi, Rojava'ya yönelik savaşı, "Amed'e yapılmış saldırı” olarak gördüğünü deklare etti. Kendisini ve Rojava Devrimi'ni savunma hakkını haklı olarak kullanacaktır.
Fakat, iktidardan düşmeyi hazmedemeyen diktatör taslağının, yeniosmanlıcılık hevesini teorileştiren Davutoğlu'nun savaş macerasına, halklara acı ve felaket yaşatmasına izin vermeyelim.
HDP grubu parlamentoda, görev süresi bitmiş eski meclisin bugün yasal olarak da geçersiz tezkeresini iptal ettirme mücadelesini başarıyla yapabilir.
Komünist, devrimci, demokratik, ilerici, parti ve örgütler, demokratik kitle örgütleri ve savaş karşıtları olarak, Erdoğan'ın kirli dış savaş macerasına karşı mücadeleyi yükseltip, henüz başlatamadan yenilgiyi tattırabiliriz. DİSK ve KESK'in de içinde yer aldığı antifaşist güçler 2 Temmuz'da bu mücadeleyi başlattılar. Savaşa karşı mücadele platformunu büyüterek eylemleri Türkiye ve Kürdistan çapında yaygınlaştırabiliriz.
Tüm antifaşist ve savaş karşıtı güçler, halklarımız, sesimizi ve eylemimizi yükseltelim ki Rojava ve Suriye halkları daha büyük acı ve felaket yaşamasın!
22 yıl önce generaller Erdoğan-Davutoğlu'nun dahil olduğu politik İslamcıları kullanarak, onlar eliyle Madımak'ta aydınlarımızı yakarak acı ve felaket yaşatmışlardı.
Bugün Erdoğan-Davutoğlu, generalleri yöneterek Rojava-Suriye savaşıyla daha büyük acı ve felaket yaşatmak istiyor. Engelleyelim, diktatörü savaş macerasını başlatamadan yenelim!