Oysa öfkeye dayalı bu dil, imkanları köreltir. Aslolan kararlılıktır. Kriz yaratmak usta siyaset adamlarının işi olamaz. Bütün ilişkiler, güvene dayalı olarak kurulup, onun sayesinde ayakta kalır, güven eksikliğine bağlı olarak da, parçalanıp dağılabilir. Bu zihniyet retoriği doğal olarak kaygı uyandırmakta, güvensizlik oluşturmakta ve bu da temkinli davranmayı beraberinde getirmektedir. Kürt kesimi, uzun bir süredir hükümetin pratik adımlar atarak süreci sürdürmesi konusunda bir beklenti içindedir. Sorunun kalıcı çözümü için, bu sürecin güven artırıcı adımlara ihtiyacı var. Yeni bir sayfa açılacaksa bu taraflar arasında karşılıklı güven inşasıyla gerçekleşecektir. Yoksa oyalama, kandırılma ve hayal kırıklığına uğratılma endişesi sürekli kendini duyumsatacaktır. Çünkü devletin bu konuda karnesi zayıflarla doludur.
***
Devlet ve toplumların tarihi; hayatın gerekli kıldığı anlarda atılan ya da atılmayan adımlarda saklıdır. İktidar "Kürt açılımı" vaatlerine, yürüttüğü görüşmelere, fiili çatışmasızlık durumlarına rağmen oyalama taktikleri geliştirip Kürt muhalefetini karalama ve ezme kampanyaları yürütüyor. Zehir zemberek bir dil kullanıyor. Oysa sorunlara yaklaşım tarzımız ve onları çözümlemek için kullandığımız dil de sorunun bir parçasıdır.Siyasiler için "Dilin kemiği yok” deyiminin hiçbir kıymeti harbiyesi olamaz. Hiçbir siyasinin böyle bir lüksü olamaz. Diline güvenemiyorsa metinden okuyarak yapsın açıklamasını. Anlaşma ve uzlaşma dili yerine çatışmacı dili, barış umutlarını tehdit etmeye devam ediyor. Bu dil, toplumu da olabildiğince sarmış durumda. Ve de günden güne gerilimler, çatışmalar, sürtüşmeler birbirini kovalayıp duruyor. Medya da buna çanak tutuyor, aynı zehirli dili kullanıyor.
Yalan yanlış bilgileri doğruymuş gibi yansıtarak insanları yanıltmak, propaganda ve 'bilgi kirliliği' moda tabiriyle 'dezenformasyon' bu ülkenin merkez medyasında hiç eksik olmadı. Bu yüzden insanlar empatiden, insani değerlerden yoksun ırkçı ve saldırgan bir hale dönüştüler.
Bazı gerçek bilgileri ve gözlemleri yanlış yorumlar ve yalanlarla karıştırmak veya bazı gerçek bilginin sadece bir kısmını vererek yanlış yorumlarla bilgiyi dağıtmak, yaygın dezenformasyon taktiklerinden oldu hep. Eğer hedef kitle bu tip kontrolden etkilenebilecekse uygulanan diğer bir teknik, gerçeklerin gizlenmesi veya sansürlemedir.
***
Siyaset erbabının kışkırtıcı, ayırımcı diline, medyanın nefreti makamındaki tarafgir ve önyargılı dili de eklenince, Türkiye’de zaten öteden beri var olan düşmanca algı ve tutumlar giderek büyüyen bir soruna dönüştü. Bu durum da kaçınılmaz olarak toplumun farklı kesimlerinde kırılma ve kopmalara çanak tutuyor. Bilgi kirliliği ve savaş dili, barış umutlarını tehdit etmeye devam ediyor. Bu ağızla, bu dille bir yere varılamaz.
Dil anahtar olmalıdır
Yaşanan son olaylar bir kez daha gösterdi ki; Cumhurun başı başta olmak üzere iktidar ve bilcümle avanesi her ne kadar çözümden söz ediyor gibi görünse de kışkırtıcı, suçlayıcı, buyurgan bir dil kullanarak nefreti makamında söylemlerini sürdürüyor.