Geçen hafta dil mücadelesinin kurumsallaşmasını sağlayan noktaları ele almıştık. Kısaca tekrarlamak gerekirse, verilen mücadelenin devamlılık göstermesi, mücadele ilerledikçe genişleme kaydetmesi, süreç içinde sürekli üretim yapması, yapılan çalışmalara geniş çevrelerde meşruiyet kazandırılması ve son olarak da mücadeleye dahil olan yeni nesiller yetiştirme konusunda mesafe kat etmesi gerekir.

Bu konuda en fazla yol alabilmiş başarılı dünya örneklerinden biri Bask Ülkesi (Euskal Herria) deneyimi. Bask Ülkesi, idari olarak İspanya’ya bağlı olan Bask Otonom Bölgesel Yönetimi (BAC) ve Navarra Bölgesel Yönetimi ile Fransa sınırlarında kalıp özerkliğe sahip olmayan Ipparaldea bölgelerinden oluşuyor. Avrupa’nın en eski dillerinden biri olan ve çevresindeki diğer tüm Hint-Avrupa dillerinden farklı olan Baskça (Euskarea), İspanya’da bölgesel resmi dil, Fransa’da ise yerel dil statüsünde. Baskça Ipparaldea’da kaybolma riski taşısa da, BAC ve Navarra bölgelerinde hatırı sayılır bir tanınma ve kullanıma sahip. Her üç bölgede toplam nüfusu 3 milyon olan Bask ülkesinde Baskça’nın bilinme oranı, Franco diktatörlüğü sona erdikten sonra, son 35 yılda yüzde 15‘ten yüzde 35’e kadar çıkmış durumda. BAC’ta bu oran çok daha yüksek elbette. 

Baskça dilinin genişlemesi mücadelesi veren kurumlardan biri olan Garabide, dilin kurumsallaşmasını aynı gövdeden çıkan 7 dal anaforu üzerinden açıklıyor. Buna göre, Baskça’nın kurumsallaşması ailede dil planlaması, korpus planlaması, eğitim, medya, kültürel üretim, idari sistem ve ticarette kullanım ile yetişkin eğitimi dalları üzerinden gerçekleşti. 

Dilin yeni nesillere aktarılmasında ailenin rolü göz önünde bulundurulduğunda Baskça için bu alana dair ciddi bir yoğunlaşma var. Belli ölçüde mesafe de alınmış durumda, ancak henüz istedikleri noktanın çok gerisinde olduklarını belirtiyorlar. 

Korpus planlama alanında, bir yandan var olan dilin standartlaştırılması çalışmaları çok üst bir düzeye ulaştırılmış. Farklı ağızlardan kelimeler toplanmış ve yazım konusunda geniş bir meşruiyet yaratılmış durumda. Öte yandan da dilin ihtiyaç duyduğu yeni kelimelerin üretilmesi kapsayıcı bir şekilde yürütülmeye devam ediyor.

Eğitim alanı 4 aylık çocuklardan yüksek öğretim ve doktora kademelerine kadar geniş bir kesimi kapsayacak şekilde yürütülüyor. Eğitimin yüzde 90‘nının Baskça yapıldığı D Modeli,  Baskça ve İspanyolca’nın yüzde 50‘şer şekilde yapıldığı B Modeli ve İspanyolca’yı esas alan A Modeli ülkedeki temel modeller. 1965-78 yılları arasında illegal olan Ikastola okulları, bugün en fazla tercih edilen (yüzde 80 oranında) D Modeli’nin temelini hazırlamış. BAC’ta 0-18 yaş arasındaki çocukların yüzde 80‘ninden fazla Baskça biliyor. Ancak şerh düşmekte fayda var; dili kullanma oranı, bilme oranı kadar yüksek değil.

Baskça yayın yapan Berria gazetesi ve 3’ü Baskça yayın yapan 4 farklı kanala sahip EiTB devlet televizyon ve radyo kurumu ile birlikte ciddi okuyucu kitlesi olan yerel gazeteler, hem dilin genişlemesine hem de standart dilin yayılmasına katkıda bulunuyor. 

Bask Ülkesi’nde kültürel ve sanatsal faaliyetler ciddi rağbet görüyor. Özellikle edebi yayınların okunma oranı Avrupa’nın birçok ülkesine göre daha yüksek. İrili ufaklı kentlerde dahi tiyatro kafeler bulunmakta; buralarda tiyatro performansları ve sinema gösterimleri yapılıyor, bir yandan da insanların Baskça sosyalleşmeleri için imkan sağlanıyor. Bu yıl 50‘incisi düzenlenen ulusal kitap fuarı ise ülkedeki en önemli etkinliklerden. Bask dil kurumlarına göre, kültürel alandaki bu ilgi ve buna karşı yapılan üretim Baskça’nın popülerleşmesinde önemli rol oynuyor. 

İdari sistem açısından son derece yapılandırılmış bir planlama takip ediliyor. Yerel hükümetlerin, yıllık yaklaşık 6 milyon Euro bütçesi olan dil bakanlıkları var, tüm belediyelerin profesyonel kadroya sahip dil bölümleri işliyor. Bakanlık ve yerel yönetimler hem doğrudan dil çalışması yürütüyor hem de bu alanda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına ciddi fon desteği sunuyor. Ayrıca daha çok kooperatifler şeklinde örgütlenmiş olan şirketlerde Baskça kullanımını organize eden profesyonel “dil danışmanı” kurumlar bulunuyor. 

Son olarak, asimilasyon sonucu dilini kaybetmiş olan veya kamu kurumlarında çalışmak isteyen yetişkinlere yönelik belediyeler eliyle yürütülen dil programları uygulanıyor.

Baskça çalışmalar yürüten kurumlar, başarılı kurumsallaşmalarını temelde iki nedene bağlıyor: Birincisi halkın kendine, diline ve kültürüne olan inancı ve kimlikleriyle gurur duymaları; ikincisi de ciddi siyasi farklılıklara rağmen siyasi parti ve grupların baştan beri dil ve kültür konusunda ciddi ulusal mutabakatı. 

Sonuç olarak, Bask ülkesinde diktatörlük döneminde başlayan ve günümüzde hala devam eden dil çalışmaları, perspektifi ve yöntemi belli bir plan dahilinde sistematik bir şekilde işliyor. Dil çalışmaları devamlılık gösteriyor, mücadele ilerledikçe yeni mevziler ekleniyor sahaya, sayısız çalışma üretilip dolaşıma sokuluyor, çalışmalar toplum tarafından hem saygı görüyor hem de benimseniyor ve eğitim ilerledikçe yeni nesiller sürece aktörler olarak dahil ediliyor. Tüm bunlarla, ortaya çok iyi işleyen bir dil mücadelesi örneği çıkıyor.

Devam edeceğiz.