Tıpkı Kürdistan'da olduğu gibi Orta Anadolu'da yaşayan Kürtler için de bulgur üretimi, yaşamın önemli bir parçası. Hatta bulgur, hem üretim süreci hem de mutfaktaki yeriyle, adeta bir yakın tanıdık gibi: şu bizim bulgur!

Buğday ile uğraşmak, yaklaşık 200 yıl önce Kürdistan'dan bu bölgeye göç eden Kürtler için, ekiminden hasatına, saplarından ayrıştırılmasından kaynatılmasına, kurutulmasına, öğütülmesinden saklanmasına her aşamasında çok fazla emek isteyen, ince detay içeren önemli bir gelenek. 

Bu işlemlerin ne kadar zahmet gerektirdiğini ve neredeyse sadece kadın emeğiyle yapıldığını bu yıl gittiğim köyde bir kez daha gördüm. Konya'nın Kulu ilçesine bağlı Xelika (Karacadağ) Köyü'nde bulgur, azalmış olsa da halen kadınlar tarafından yılda bir kez yapımı için uğraşılan önemli bir besin. Fakat şimdiye dek ekmekten süt ürünlerine, undan bulgura, sebze meyveye kadar ihtiyaçlarını kendi emekleriyle karşılayan bölgenin Kürtleri, son 30 yılda ilçeyle tanışmış. Bu durum, bulgur yapımına da yansımış. Evvelde tarlada biçilen buğday, şimdilerde daha çok ilçeden satın alınıyor. Öğütme işlemi için gerekli değirmenler de artık köylerden çok ilçede...

 

Bulgurun 'yaşam öyküsü'

Çocukluktan beri hiç değilse yazdan yaza giderim köye. Bu yılki gidişimde, bir taşın üzerine oturup kadınların bulgur yapımını seyrettim. Büyük kazanlarda kaynayan bulgur, süzülerek bir damın üzerine serildi. Ayak altında olmaması ve yoğun rüzgara maruz kalmaması gerekiyordu çünkü.

Sonraki aşama, bulgurun kurumasını beklemekti. Güneşin ve hafif rüzgarın altında kurumuş altın rengi saplar, bulgurla vedalaşıp havada uçuşuyordu. Biraz yaklaşan herkes, bulgurun muhteşem kokusunu duyabilirdi.

Kurumadan sonraki aşama, ince bulgurun ayrıştırılmasıydı. Bunun için bulgurun değirmene götürülmesi gerekiyordu. Kimi komşu köylere, kimi en yakın ilçeye...

Değirmende bulgur, incesi, kalını, kepeği ayrıştırılır. Sonra yeniden eve dönüş yolunu tutar ve bu kez de elekle buluşurlar. Bir süzgeçle bulgur, rüzgarlı bir günde savrulur. Böylece içindeki saman, iyice temizlenmiş olur. 

ışte hazır! Artık bulgur, çuvallarla serin bir yere taşınır ve bütün bir yıl kullanılmak üzere beklemeye başlar.

Belki de hepimiz için en 'standart' yemeklerden biri, bulgur. En kolay ulaşılır, en ucuz... Hatta evde yapıldığında belki yüz verilmeyen, hiçbir heyecan yaratmayan... Ama bulgurun soframıza gelene kadar geçirdiği aşamaları izledikten sonra tadının daha da güzel geldiğini itiraf etmeliyim. 

Bulgur pilavı

Bulgur deyince akla elbette ilk gelen bulgur pilavı. Olur ya, yapmayı bilmeyenler vardır; hatta belki şimdiye kadar yüz çevirmiş olanlar... Belki hikayesini öğrenince karar değiştirirler diye bir de tarif ekleyelim yazımıza. Gerçi 'Kürt usûlü' standart bulgur pilavının öyle çok detayı da yok; kolay bir iş olacak tarif etmek. (Tarifte annemden faydalandım elbette.)

 

Malzemeler (Orta halli 4 kişiye yeter):

- 1 bardak bulgur

- 2 su bardağı et suyu

- Tereyağı

- Tuz

 

Tarif:

Bulguru ilave ettiğiniz et suyunu (veya normal su) kaynatın. Su kaynadıktan sonra bir tatlı kaşığı tuz ekleyin ve 8-10 dakika kadar kısık ateşte pişirin. Altını kapatın ve 15 dakika demlenmeye bırakın. Demlenirken tencerenin kapağı kapalı olsun. Hepsi bu kadar.

Et suyuyla yaparsanız harika bir sonuç alırsınız. Noşî can be!