
20 yıldır tutuklu olan PAJK'lı tutsak Dilek Öz'ün bir yıldır tedavisi için verdiği uğraş tutsaklara karşı tedavi süreçlerinde uygulanan bürokrasinin nasıl işlediğini gözler önüne seriyor. İstanbul Bakırköy Kadın Cezaevi'nde hükümlü olarak tutulan Dilek Öz'ün, rahminde oluşan ve 'polip kist' adı verilen kistin alınması için gereken ameliyatı 2012 yılından bu yana 5 kez sevk edildiği Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde önceden ameliyat günü belirlenmesine rağmen 'mahkum koğuşunda yer yok' gerekçesi ile yapılmıyor.
Defalarca geri çevrildi
Aynı hastalıktan ötürü daha önce de birçok kez ameliyat olan Öz, hastalığının nüksetmesi üzerine 2012 yılının Ekim ayında tedavi edilmek üzere Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Hastanede anestezi testleri yapılan Öz'e 2013 yılından Ocak ayına ameliyatının gerçekleştirilmesi için randevu verildi. 3 Ocak 2013 tarihinde ameliyat olmak üzere Samatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Öz, hastaneye götürüldüğünde ameliyat olmayı beklerken, 'mahkum koğuşunda yer olmadığı için ameliyat gerçekleşmeyecek' yanıtı ile karşı karşıya kaldı. Cezaevine ameliyat edilmeden geri gönderilen Öz, 17 Ocak'ta tekrar hastaneye sevk edildi. Bu kez de "mahkum koğuşları Nisan ayına kadar dolu olduğu için ameliyat gerçekleştirilemiyor" yanıtı alan Öz, ameliyat olamadan tekrar cezaevine geri gönderildi. 29 Nisan'a ameliyat günü verilen Öz, son olarak hastaneye sevk edildiğinde yine 'mahkum koğuşunda yer yok' gerekçesiyle ameliyat edilmedi.
Yetkililer göreve çağrıldı
Öz'ün avukatı TUAD Başkanı Sinan Zincir, müvekkili Öz'e yapılan uygulamanın, Kürt tutsaklara yönelik tedavi süreçlerinde gerçekleştirilen ve 'bürokratik faşizm' olarak nitelendirdiği uygulamaların devamı olduğunu ifade etti. Defalarca hastaneden geri çevrilen müvekkili Öz'e yeniden ne zaman ameliyat günü verileceği ve hastane koğuşunun ne zaman boş olacağının 'meçhul' olduğuna işaret eden Zincir, "Siyasal iktidarı ve bürokratik faşizmi buradan uyarıyoruz. Yetkilileri göreve çağırıyoruz. Tutuklu ve hükümlü Kürt rehinelerin yaşam hakkı ve doğrudan tedavi hakkı, bizim vazgeçilmezimizdir. Bu temelde duyarlılık geliştirilmesini talep ediyoruz. Durum böyle devam ederse gerekli yasal girişimlerde de bulunacağız" diye konuştu.
DİHA/İSTANBUL