Anadilin engellenmesinin en büyük terörizm olduğunu belirten Kürtçe eğitmen Xece Acat, anadilini konuşmaktan utandırılan çocukların dillerini öğrendikten sonra özgüvenlerinin arttığının altını çizdi.

İzmir'de üçüncü nesil olarak yaşayan Kürt çocuklar, sadece evlerinde Kürtçe konuşulduğu için hem dillerini hem de kültürlerini yeterince öğrenemiyor. Kürt dilini akademik olarak geliştirmeyi ve Kürtçeyi öğretmeyi amaçlayan Enstitüya Zimane Kurdi (KURDİ-DER), OHAL sürecinde kapatıldı. Şimdi ise İzmir'de Avesta Dil Kursu'nda Kürtçe'nin 4 lehçesi ve İngilizce olmak üzere 5 dilde yeniden dersler veriliyor. 8-12 yaş grubundan çocuklara Kurmancki eğitim veren Xece Acat, en büyük terörizmin insanları anadillerinden koparmak olduğunu söyledi.

   

Utanmamayı öğretiyoruz

Dilin canlı bir yapıya sahip olduğunu ve kullanılmadıkça da öldüğünü söyleyen Xece Acat, dilin ölmesiyle toplumun da öleceğini söyledi. Her kültürün kendini devam ettirme hakkının olduğunu ve insanları anadillerinden koparmanın soykırıma eşdeğer olduğunu vurgulayan Acat, "Ben çocuklara Kürtçe konuşmayı, okumayı değil sadece konuşmaktan utanmamalarını öğretiyorum. Anne babalara evlerinde anadillerini konuşmalarını söylüyorum. Çünkü dilimiz bizim evimizdir. Öyküler, şiirler şarkılar okuyoruz, yazıyoruz, dilbilgisi dersleri görüyoruz. Çalışmaları hiç yorulmadan ve zevkle yapıyoruz" dedi.

Çocukların Kürtçe konuşurken utandıklarını söyleyen Acat, bunun sebebinin Kürtçe'nin yasaklanması ve Türkiye toplumuna yerleştirilen Kürtçe karşıtı algılar olduğunu söyledi. Çocuklara eve gittiklerinde annelerine Kürtçe olarak "anne" diyerek seslenmelerini istediğini dile getiren Acat, bu durumun psikolojik boyutları olduğunu sözlerine ekledi.

 Artık Kürt olmaktan utanmıyorlar

En çok kız çocuklarının utandığını söyleyen Acat, bunun sebebinin henüz baş edilememiş olan toplumsal cinsiyet rollerinde kız çocukların bastırılması olarak tanımladı. Xece Acat, "Burada kızlar ve erkekler bir arada, hem Kürtçe konuşmaktan utanmamayı öğreniyorlar hem de kız çocukları sosyal alanda erkeklerle birlikte eşit bir şekilde var olabiliyorlar. Anne babalar çocuklarının konuştuklarını görünce mutlu oluyorlar. Ayrıca kendini sevmeye, özgüvenlerinin gelişmesine neden oluyor. Çünkü varlıklarından utanmıyorlar artık. Bu okuldaki derslerine bile yansıyor. Okula gittiklerinde Kürt oluşlarından utanmıyorlar ve Türk arkadaşlarından da kimliklerini saklamıyorlar" diye belirtti.

Çocuklarla Zarok TV’yi izleyin

Derslerde en çok zorlandıkları noktanın çocukların Kürtçe'yi Türkçe kalıplarla düşünmesi olduğunu söyleyen Acat, zamanla konuştukça bunun da aşıldığını kaydetti. Anadilde eğitimin insan hakkı olduğunun altını çizen Xece Acat, "Her yerde Türkçe konuşuluyor, eğitim de Türkçe. Çocuklar doğal olarak Kürtçe bilmiyor. Annelere çocuklarıyla Kürtçe konuşmalarını, Kürtçe haber okumalarını, Kürtçe kitaplar, şarkılar dinlemelerini öneriyoruz. Çocuklarıyla Zarok TV izlesinler ve bebeklerine Kürtçe ninniler söylesinler. Bunun anne karnında bile etkili olduğunu düşünüyorum" dedi.

Anadili konuşanların iradesine ihtiyaç var

   

Dil bilimci Necmiye Alpay, 21 Şubat Uluslararası Anadili Günü'nün Türkiye açısından iki temel sorunu ifade ettiğini belirtti.

  • ‘’Diğer tüm dünya dilleri gibi, Türkiye'de konuşulan dillerin de İngilizce karşısında gerileme kaydetmesi.
  • Cumhuriyet döneminin tekçi politikaları yüzünden Türkçe dışındaki anadilleri üzerinde uygulanan baskıların bütün olumsuzluklarıyla birlikte devam ediyor olması.”

Alpay, kaybolmaya yüz tutan dillerin kaybolmaması için yapılması gerekenleri, "Bir yandan kamu desteğine ve akademik kuruluşların çalışmasına, bir yandan da anadili konuşanların iradesine ihtiyaç var. Aksi halde, dayanışma duygularımız ve dil bilincimiz ne kadar güçlü olursa olsun, kayıpların imdadına yetişilemeyecektir" dedi.

Alpay, devletin dil politikasının tekçi olduğunu belirterek, "Tekçi politika, görmezden gelmek ya da yasaklamak anlamına geliyor" diye belirtti.

Çerkesçe yok oluyor

   

Bir dilin canlı kalabilmesi için hayatın dinamiklerinin o dil ile aktarılabilmesi gerektiğini ifade eden Jineps gazetesi Yayın Kurulu üyesi Serap Canbek, bunun için dillerin üzerindeki baskıların kalkması gerektiğini söyledi.

Çokkültürlü ve çok kimlikli toplum modelini benimseyen ve bunu bir model çerçevesinde geliştiren bazı ülkelerde egemen dilin yanı sıra ikinci dilin de öğretilmesi bir politika olarak benimsendiğini ifade eden Canbek, “Anadil sadece toplumlar arası bir iletişim aracı değil aslında, değer aktarımı için de gereklidir. Diller insana benzer, her insanın duygu ve ruh haline. İşte o yüzden her dil biraz hırçın, biraz durgundur. Çerkeslerin yaşamında önemli şeylerden bir tanesi dil idi. ‘İdi’ diyorum çünkü Türkiye coğrafyasında bu dil artık yavaş yavaş asimilasyon etkisiyle ve dağınık yerleşimin getirdiği sıkıntılarla unutulmaya başladı. Ubıhça bu topraklarda yitip gitti mesela. Geçmişe dönüp baktığımızda, köylerimizin girişlerine ‘Yurttaş Türkçe Konuş’ levhalarının asıldığını görüyoruz” diye konuştu.

 Yenilgiden çıkışın çözümü 

Mezopotamya Ajansı’ndan Ferhat Çelik’in sorularını yanıtlayan Canbek, soyisimlerin Çerkeslerde çok önemli olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Soyisimler geçmişin derinliklerinden gelir. Hangi sülaleye ait olduğunuzu ifade eder ve akrabalarınızı bu yolla bulabilirsiniz. Soyunuza-kökeninize soy isminizi takip ederek ulaşabilirsiniz. Ama ne oldu? Soyadı kanunu getirildi, levhaların üzerine soy isimler yazıldı, kim ne seçtiyse o yazıldı. Aynı sülaleden farklı isim seçenler birbirlerinin izlerini kaybettiler Türkiye’de. Bu, anadillerimizin üzerindeki baskı ve asimilasyonun görünen bir yüzü. Bir de gönüllülüğe erişmiş bir boyutu var. ‘Çocuklarımız anadillerini konuşmasınlar ki okula gittiklerinde şive sıkıntısı yaşamasın’ anlayışı gibi.

Türkiye topraklarında birçok dil yok olup gitti. Egemen yapı açısından bakıldığında, anadillerin kaybolması ve Türkçenin benimsenmesi Türkleştirmenin, asimilasyonun aracı ve onlar bu ‘zaferi’ kazandılar. Bizler, halkların kardeşliğini ve anadilleri savunan insanlar olarak şu anda yenik durumdayız. Yenilgiden çıkışın çözümü ise ortak irade, birliktelik ve ortak mücadele ile sağlanacaktır.”