ZABEL MİRKAN
“Yeni bir dile ihtiyacımız olduğunu düşünüp duruyorum; kalbin diline, dile ihtiyaç olmayan zamanlardaki Polonya ormanlarının diline. Kişiler arasında, yeni bir şiirselliğe, balın nerede olduğunu anlatan bal arılarının şiirselliğine ait türden bir dil. Ve düşünüyorum da, böylesi bir dil yaratmak için başka türden bir algının merceğiyle bakmayı öğrenmelisin; bu algıda, diğer her şeyle hemhal olduğunu hissedersin. Ve ansızın, her şeyi anlarsın.”
* Gizem Bayıksel - Ansızın, 2018
Kendimiz için belirlediğimiz sınırlar “kendi” olma yolundaki en büyük engellerimizden biri. Belli başlı insanlar tarafından işgal edilen alanları zorlamak ise çoğu zaman çoğumuzun tercih etmediği bir şey-di. Ama artık öyle değil. Bir güruhun tekeline bırakılmayacak kadar kıymetli alanlarımız var bizim. Kazandığımız, dişimizle tırnağımızla kaza kaza egemen olmaya çalışan benzerlerimizden kurtardığımız alanlarımız. Ya da tam karşıtlarımızdan. Örneğin erkeklerden, örneğin ikili cinsiyet sisteminden.
SINIR/SIZ sergisi tüm bu baskı ortamında başka bir dilin ve dünyanın imkânını arıyor. Üzerine düşünüyor, kafa yoruyor. Sergide yer alan sanatçıların çoğunun ismini daha önce duymadınız, çünkü bildiğimiz anlamda “sanatçı” olarak addetmiyor kendilerini bu insanlar. Farklı bir uğraş için kendilerini ifade etmeye çalışıyorlar. Sıkıştırıldıkları alanlardan belki de böylelikle kurtulabiliyorlar çünkü.
Yeni bir dile ya da kendimize alan açmak
Çoğu zaman çoğu sol hareketlerden daha aklıselim bir yerde durduğunu bir kez daha gösteren LGBTİ+ hareketinin Onur Haftası için bu yıl seçtiği tema: Sınır. Onur Haftası’na çağrı görsellerinin ve videolarının bazıları da Arapça. Göçmen meselesine en doğru yerden yaklaşan hareketlerden biri belki de LGBTİ+ hareketi. SINIR/SIZ sergisi de bu haftadan alıyor adını; ancak sergilenen işler Onur Haftası ile “sınırlı” değil.
Bağımsız aktivist/sanatçılardan oluşan sergi ekibi, aktivizmin sınırlarının daraldığı bu günlerde, sanatın güçlendirici ve tahayyül açıcı bir eylem olduğunu hatırlatmak istiyor. Sansür, yasak ve sınırlara karşı farklı bir dünya arzusunun vurgulandığı ve dilin sınırlarının genişletilmeye çalışıldığı sergide çeşitli disiplinlerden üretimler yer alıyor. LGBTİ+ sanatçıların temel derdi ise queer feminist dile alan açmak, yani kendilerine alan açmak.
8 Temmuz’a kadar devam edecek sergide Özgür Can Taşcı, Gözde Gürel, Şafak Şule Kemancı, Makhism, Jaleh Nezamdoust, Elif KK, Sinem Sinan Göknur ve Gizem Bayıksel gibi isimlerin işlerini görmek mümkün.
Mekân: Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi
* Sanatçı Gizem Bayıksel’in Ansızın isimli videosuna ilişkin sergide yer alan notudur.