Kuzey-Doğu Suriye’deki diller, kendilerini özgürce yaşatabildikleri gibi eğitim başta olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarda resmi dil statüsüne ulaştı. Bölgedeki 4 bin 223 okulda, 500 bini aşkın öğrenci kendi anadillerinde eğitim görüyor.
ŞERVÎN MISTEFA / ANHA/QAMIŞLO
Özerk Yönetim çatısı altında yaşayan her halk, kendi dilini özgürce konuşup geliştirdiği gibi komşusunun dil ve kültürünü de öğreniyor.
Suriye rejimi, kurulduğu günden itibaren Türk devletinin Kuzey Kürdistan’daki yürüttüğü politikalar gibi tüm farklı halk ve inançları baskı altında tuttu. Tek renk, tek dil ve tek kültür zihniyetiyle hareket eden Suriye rejimi, farklı dil ve kültürleri asimile etmek istedi. Tüm baskılara rağmen ortak bir yaşam sürdüren halk, ilişkilerini koparmadı ve birbirlerinin dili ve kültürünü öğrendi. Halkların birbirlerinin dili ve kültürünü öğrenerek yarattığı tarihi miras, 19 Temmuz 2012 devrimi ile birlikte Özerk Yönetim çatısı altında sistemleşti.
Dil ve kültür devrimi
Suriye rejimi Kürtçeyi yasakladığı için daha önce gizli bir şekilde Kürtçe dil çalışmaları yürütülüyordu. 19 Temmuz 2012 ile birlikte dil devrimi de başladı ve her halk kendi anadilinde eğitim görme hakkı kazandı. Halklar, Özerk Yönetim çatısı altında dillerini korudu; okul, akademi, üniversite ile tüm kurum ve kuruluşlara taşıdı. Cizîr Bölgesi’ndeki okullarda Arapça, Kürtçe ve Süryanice eğitim veriliyor. Fırat ve Efrîn bölgelerindeki okullarda ise Kürtçe ve Arapça eğitim veriliyor. Dil alanındaki çalışmalar okullar ile sınırlı kalmadı ve sokak, dükkan ve kent tabelaları bölgede yaşayanların dillerine göre değişti.
Her halkın dili özgürdür
Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin 'Toplumsal Sözleşmesi’nin 3. maddesinde “Kuzey-Doğu Suriye’de yaşayan diller arasında hiçbir fark yoktur. Her halk, dilini kullanmakta ve toplumsal, idari, eğitim ve kültür alanlarında geliştirmede özgürdür” ibaresi yer alıyor. Kuzey-Doğu Suriye Eğitim ve Öğretim Komitesi Eşbaşkanı Kewser Kodo, eğitim alanında tarihi adımların atıldığını söyledi. Kewser, demokratik ve komünal temelde verilen eğitimde her halk ya da inancın diğer halk ve inancın dil ile kültürünü tanıma hakkı olduğunu vurguladı.
Rejim engellemek istedi
Suriye rejimi, Kuzey-Doğu Suriye’deki demokratik eğitim sistemini kabullenemedi ve engelleme girişimlerine başladı. Demokratik Toplum Komitesi’nin bölgedeki tüm okullara materyal dağıtmasının hemen ardından Suriye rejimi, Kürtçe ve Süryanice eğitimin verilmesinin karşısında durdu. Kimi okulları kapatan Suriye rejimi, bölge halklarını birbirine düşürmek için yalan iddialarda bulunmaya başladı.
Suriye rejiminin, Özerk Yönetim’in materyallerinin zayıf ve Arapça karşıtı olduğu yönündeki iddialarına inanan kimi kesimler, henüz eğitim materyallerini görmeden okulları boykot etmeye başladı. Ancak eğitim materyalleri ve eğitim sisteminin anlaşılmasının ardından herkes kendi çocuğunu okula göndermeye başladı. Kewser Kodo, Suriye rejiminin demokratik eğitimi engelleme çabalarının boşa çıktığını belirtti.
Sadece Kürtler için değil
Kürt halkı, anadilini öğrenmek ve geliştirmek için ilk etapta Kürt Dil Kurumu’nu açtı. Yapılan çalışmalar sonucu artık Kürtçe okullarda resmi dil oldu. Zamanla akademi ve faküllerde Kürt dil bölümleri de açıldı. Bu durum sadece Kürt halkı için değil bölgedeki tüm halklar için geçerliydi. Yıllarca ana dillerinden mahrum bırakılan Çeçen, Çerkes, Süryani ve Türkmen halklar artık anadillerini geliştirmeye ve çocuklarına öğretmeye başladı.
Süryanice okullara taşındı
Kiliselerde Süryanice eğitim veren Süryani halkı, artık okullarda da resmi olarak dillerini öğrenmeye ve eğitim vermeye başladı. Ayrıca Süryani Kültür Derneği, öğretmenleri Süryanice eğitime hazırlamak için akademiler açtı ve zaman kaybetmeden eğitimlere başladı.
Çerkes halkı ise Minbic’de kurdukları Çerkez Derneği’nde uzman eğitimcilerin gözetiminde ana dillerinde eğitimler vermeye başladı.
Türkmence eğitim dili oldu
Yıllarca yok sayılan ve asimile edilmek istenen Türkmence de Türkmen halkların yoğunlukla yaşadığı Minbic’in DAİŞ’ten özgürleştirilmesi ile birlikte ana dilde eğitim görmeye ve vermeye başladı. Türkmen halkı, Türkmen kültür ve dilinin geliştirilmesi için 25 Nisan 2018’de Türkmen Komitesi’ni kurdu açtı. Minbic Türkmen Derneği yöneticisi Feyêz Heyder, uzun yıllar boyunca süren asimilasyon politikaları nedeniyle birçok Türkmen ailenin artık dillerini konuşamadığını belirtti ve derneğin bu konuda çalışmalar yaptığını ifade etti. Türkmen Derneği’nde açılan dil eğitim programına Türkmen ailelerin yanı sıra Kürt ve Araplar da katıldı.
Yüz binlerce öğrenci
Kuzey-Doğu Suriye’de 2019-2020 eğitim ve öğretim yılının başlaması ile beraber eğitim materyalleri de geliştirildi. Bölgedeki 4 bin 223 okulda, 500 bini aşkın öğrenci kendi anadillerinde eğitim görüyor.
Efrîn’den göç etmek zorunda kalan öğrenciler de yerleştikleri Şehba’da, zorlu şartlara rağmen eğitimlerini sürdürüyor. Efrînli 13 bin öğrenci, Şehba ve ilçelerindeki 65 okulda eğitim görüyor.
Rojava Üniversitesi’nden 820 öğrenci eğitim görüyor. Kobanê Üniversitesi’nde 5 ayrı bölümde 40 öğrenci ders görüyor. Demokratik Toplum Eğitim Komitesi üyesi Mihemed Hecî, bölgede öğrenci mevcudunun her sene arttığına işaret etti.
Şêrawa’da çifte baskı altında
HÎVDA HEBÛN / ANF/ŞEHBA
Şêrewa’nın işgal altında olmayan bölgelerinde eğitim-öğretimi üstlenen KPC - Demokratik, Türk saldırıları ve BAAS baskısı altında tüm imkanları zorluyor. Özerk Yönetim dışından hiçbir yerden destek görmeyen KPC - Demokratik, öğrencilerin tüm ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Arap öğrencilerin da Arapça eğitim gördüğü bölgede, ayrıca İngilizce eğitim veriliyor. İlçede 11 ilkokul, 3 orta okul ve 2 tane de lise var. Bazı yerlerde evler okula dönüştürülmüş durumda.
Efrîn’in işgal edilmesin den sonra yüz binlerce Efrînli mültecinin göç ettiği yerlerden biri de Şêrewa ilçesi oldu. Bir bölümü Türk devleti ve çetelerinin işgalinde olan Şêrewa’nın kalan bölümünde ise Şêrewalılar ile birlikte yüz binlerce mülteci yaşıyor. Mültecilerin bir bölümü okul binalarında, bir bölümü Şêrewa halkının onlarla paylaştığı evlerinde, bir kısmı da Ziyaret köyünde kurulan Veger Kampı’nda kalıyor. Türk ordusu ile bünyesindeki çetelerinin saldırı ve tehditleri eksilmiyor. Özellikle köylerdeki öğrenciler bu durumdan çok etkileniyor. İlçedeki okullar bir taraftan Türk devleti ve çetelerinin saldırı tehdidi, diğer taraftan da Suriye rejiminin baskılara maruz kalıyor. KPC - Demokratik Şêrewa İlçesi Yönetimi’nden Zeyneb Gubari, Şêrewa’daki okulların durumu ve yaşanan sorunları ANF’ye anlattı.
Saldırı ve tehditlere rağmen
Savaştan önce Şêrewa’da bir eğitim sisteminin olduğunu; Efrînli mülteciler gelince bir takım değişikliklere gitmek zorunda kaldıklarını kaydeden Gubari, şunları paylaştı: “Saldırılarla buradaki halkı da korkutup ilçeyi boşaltmak istiyorlar. Tüm bu saldırı ve tehditlere rağmen biz sistemimizi daha da güçlendirerek çalışmalarımıza daha güçlü bir şekilde sarıldık. Geçen sene tüm köylerde öğrencilerimizi topladık ve okullarımızı açtık. Resmi binalara mülteciler yerleşince çıkarmak istemedik. Bu nedenle kendimize farklı alternatifler oluşturduk. Evler bulduk, her köyde bir iki evi okul yaptık. Bu evlerde eğitimlerimizi verdik. Bu şekilde bir yere kadar sorunlarımızı çözdük.
Arap öğrenciler için
Bizim ilçede şu an 157 öğretmen var. Bunlardan 14’ü Arap, çünkü okullarımızda Arap öğrencilerimiz de var. Dircemil, Ziyaret ve Şehba kamplarında Arap öğrencilerimiz için sınıflar var. 116 Arap öğrencimiz için Arapça sınıflar kurduk ve kendi ana dillerinde eğitim görüyorlar.
İlkokuldan liseye kadar
İlçede 11 ilkokul var. Bu okullarda bin 450 öğrenci eğitim görüyor. Bunun yanında 3 orta okulda da 200 öğrenci okuyor. İki tane de lise var. 70 lise öğrencisi okuyor. Okullarımızda Arapça ve Kürtçenin yanında İngilizce eğitim de veriyoruz.”
Suriye rejiminin çabası!
Suriye rejiminin olumsuz yaklaşım ve baskılarına işaret eden Gubari, şöyle devam etti: “Devlet kendi okullarında Kürtçeyi yasaklamış. Bizim Kürtçe eğitim görmemize izin vermiyor. Geçen sene resmi binalarda eğitim görüyorduk. Devlet bu okullara el koymak istedi. Zaten bu binalarda mülteciler var. Onları da çıkartmaya çalışıyor. Bênê köyündeki okulda kalan mülteciler devlet tarafından çıkarıldı. Suriye rejimi sürekli bize sorun çıkarıyor. Eğitim görmemizi engellemeye çalışıyor.”
Alternatifler buluyoruz
Buna karşı direndiklerini, alternatifler bulduklarını kaydeden Gubari, bu okullarda öğrencilere sadece okuma yazma öğretmekle yetinmediklerini, hem doğru bir eğitim sistemi hem de hayatın her noktasında eğitmeye çalıştıklarını söyledi.
Türk ordusunun saldırıları
Türk devleti ve çetelerinin saldırılarına da dikkat çeken Gubari, havan saldırılarında okulların da hedef alındığını söyledi. Örneğin birkaç gün önce Türk devletinin saldırılarında havanların büyük bir bölümünün okulun etrafına düştüğünü, bunun çocukların üzerinde çok olumsuz etki bıraktığını ifade eden Gubari, “Sixuneke köyü sürekli saldırılara maruz kalıyor. Güvenlikleri için mecbur kalıp oradaki öğrencileri başka okullara nakletmek zorunda kaldık" şeklinde konuştu.
Okul ihtiyaçları karşılanıyor
Daha çok okul yerleri bulmakta zorlandıklarını, kırtasiye eksiğinin çok fazla olduğunu dile getiren Gubari, şunları kaydetti: “Çünkü hala kayıt olmaya gelen öğrenciler var ve bunların tüm okul ihtiyaçlarını biz sağlıyoruz. Ailelerin maddi durumları yok. Özerk Yönetim dışında bize yardım eden yok. Hiçbir uluslararası kurumdan destek görmüyoruz. Hala çok eksik var. Önümüz kış. Çözüm bulmaya çalışıyoruz.”
Dort köre geçiş engelleniyor
Şêrewa’nın çemberde olan Bircqasê, Kilotê, Gundê Mezin ve Başemre köylerinde okul ve öğrencilerin olduğunu, ancak öğretmenlerin yetmediğini belirten Gubari, “Bu nedenle biz buradan öğretmenleri gönderiyoruz fakat yol sorunu çıkıyor. Geçen sene sürekli yolun kapanması ve öğretmenlerin geçmelerinin engellenmesi nedeniyle öğrenciler günlerce öğretmensiz kalıyordu. Çünkü, orada tek yol Nubil- Zehra’dan geçiyor. O yolda da sürekli devlet tarafından geçişler engelleniyor” dedi.
Reqa Belediyesi çalışıyor
Reqa’nın özgürleştirilmesinin ardından yeniden inşa çalışmalarına başlayan Reqa Halk Belediyesi, kentteki yolları onarmanın yanı sıra şehirdeki tüm parkları yeniden hizmete açtı. Tüm köylere elektrik ulaştıran belediyenin çalışmaları hız kesmeden devam ediyor.
Reqa Sivil Meclisi, 10 Mart 2018’de Reqa Halk Belediyesi’ni kurdu. Kısa sürede örgütlenen belediye, bünyesinde oluşturduğu sağlık, çevre ve park, ulaşım, elektrik, kanalizasyon ve temizlik gibi komitelerle DAİŞ’in yerle bir ettiği kenti yeniden inşa sürecine başladı.
Enkazın ardından
* İşe kentteki savaş enkazlarını temizlemekle başlayan belediye, ardından DAİŞ tarafından döşenen mayınlar nedeniyle tahrip olan yolları onardı, yıkılan köprüleri yeniden inşa ederek halkın hizmetine sundu.
* Çevre ve Parklar Komitesi, çoğu kent merkezinde 17 park yaptı. Bu parklarda en az 5 bin fidan dikildi.
* Temizlik Komitesi’ne bağlı traktörler şehirde bulunan 46 mahallenin çöplerini günlük olarak topluyor ve kentin dışına çıkarıyor.
* Su Dairesi, su hatlarının tamamını onararak tüm kente içme suyunun ulaşmasını sağladı. Kanalizasyon şebekelerinin onarılması çalışmaları da aralıksız devam ediyor. Savaş sürecinde ciddi hasar gören kanalizasyon sisteminin şu ana kadar yüzde 70’inden fazlası yeniden onarılarak faal hale getirildi.
* Elektrik Dairesi, Reqa’nın tüm köylerini aydınlatıyor, diğer yandan kentin tüm mahallelerine elektrik ulaştırma çalışmalarını da aralıksız sürdürüyor. Meşleb Mahallesi’nden Eski Köprü’nün bulunduğu bölgeye kadar tüm sokaklara elektriği ulaştırdı.
* Ulaşım Dairesi de şehir içi ulaşımı kolaylaştırmak için 19 yeni otobüs alarak halkın hizmetine sundu. Otobüsler her gün 07.00’den 20.00’ye kadar hizmet veriyor.
* Zabıta Komitesi, kentteki pazar ve dükkanlarda denetim sağlıyor. Ayrıca piyasada satılan malların kalite ve sağlık kontrolü için belediye bünyesinde bir laboratuvar da bulunuyor. Bunların yanında 188 yeni fırın ruhsatı veren belediye, halkın kaliteli ve sağlıklı ekmek tüketebilmesi için fırınlara malzeme desteği de sunuyor.
Reqa’da yaşanan savaş nedeniyle kentin yüzde 65’i yıkılmıştı. Reqa’nın yeniden inşa edilmesi büyük bir sorun olarak görülüyordu. Bu anlamda Reqa’da yapılan hizmetler uluslararası alanda da kendini kanıtlamış oldu. Reqa Halk Belediyesi Eşbaşkan Yardımcısı İbrahim El Reşîd, eski halinden daha iyi bir konuma gelene kadar çalışmalarının aralıksız süreceğini söyledi.
Diğer yandan Reqa’nın özgürleştirilmesinden sonra İdlib, Halep, Humus, Hama ve Dêrazor gibi yerlerden Reqa’ya çok fazla göç yaşandı. Reqa Sivil Meclisi’ne bağlı Yardım Bürosu’nun verilerine göre Reqa’da bulunan kamplarda yaklaşık 150 bin kişi yaşıyor.
Şehba’da sağlık hizmeti
Heyva Sor a Kurd, Şehba Kantonu’nda bulunan 7 sağlık merkezinde kısıtlı imkanlara rağmen hizmet veriyor.
Heyva Sor a Kurd’un Ehres, Ehdas, Til Rifat, Ziyaret, Birc Qass ilçeleri ile Berxwedan Kampı olmak üzere Şehba Kantonu’ndaki 7 sağlık merkezi ve 102 sağlık emekçisiyle halka sağlık hizmeti sunuyor.
Bölgede sağlık çalışmalarını geliştirmeyi amaçlayan kurum, ayrıca halkı sağlık konusunda daha fazla bilinçlendirmek için birtakım eğitim programları da düzenliyor. Bu programlarda ilk yardım, temel sağlık eğitimi ve hasta-sağlık personeli ilişkisi gibi konularda dersler veriliyor.
Heyva Sor a Kurd, kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte ilaç ve medikal malzeme temin etmekte sıkıntı yaşıyor. Heyva Sor a Kurd Üyesi Mecdolîn Zeyno, “Sağlık merkezlerinde tansiyon, röntgen, elektroşok ve elektrokardiyogram gibi özel cihazlara, hasta yatağı ve sedye gibi sağlık malzemelerine ihtiyaç var” dedi.
Çok sayıda yardım kuruluşuyla görüşüldüğünü söyleyen Mecdolîn Zeyno, ihtiyaçlar konusunda henüz bir yanıt alamadıklarını belirtti. Zeyno, her merkezde iç hastalıkları, kardiyoloji, ortopedi ve kadın hastalıkları ünitelerinin bulunduğunu, merkezlerdeki acil servislerin de 24 saat hizmet verdiğini kaydetti.
2 yaş altı çocuklara takviye gıda, süt ve ilaç desteği de sunan Heyva Sor a Kurd, sağlık merkezlerine gidemeyen engelli ve yaşlılar için de evde hizmet programı uyguluyor.
