Esir tutulduğu cezaevinde 54 gündür açlık grevinde olan Böğürtlenler Zamanı’nın yazarı Murat Türk, “Gözlerini yitiren arkadaşlarımız var. Ama bir gözenek bile kalsa tecrit kırılana kadar bu eylemlerimiz sürecek. Direnen yeni bir kuşak ortaya çıktı. Aydınlar harekete geçmeli, analar yalnız bırakılmamalı” dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 54 gündür açlık grevinde olan Böğürtlen Zamanı ve Köprüdeki Düşman kitaplarının yazarı Murat Türk, ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde, vicdanlı kamuoyuna seslendi.

Ödemiş T Tipi Cezaevi’nde Uğur Çiçek, Mehmet Kaplan ve Serhat Güzel’in eyleminin 119’uncu gününe girdiğini, kendisiyle birlikte 24 tutuklunun eyleminin de 53’üncü gününde devam ettiğini vurgulayan Türk, “Gözlerini yitiren arkadaşlarımız var. Ama sadece göz değil bir gözenek bile kalsa tecrit kırılana kadar bu eylemlerimiz sürecek” dedi.

Kritik aşamayı çoktan geçti 

Yazar Murat Türk’ün kamuoyuna mesajı şöyle: “Cezaevlerinde tecridi kırmak amacıyla başlatılan bu açlık grevleri kritik aşamayı çoktan geçti. Bir özeleştiri hareketi olarak başladı bu eylem. 4-5 yıldır İmralı Adası’nda Önderliğimiz üzerinde süren bu  tecridin kırılmasına dönük bir eylemdir.

Bu tecrit kesinlikle artık kırılmalı. Çünkü dünyadaki en faşist yasalar, en ağır yasaları bile devlet uygulamıyor. Bu yasaların uygulanması için toplumun da harekete geçmesi gerekiyor. Bulunduğumuz cezaevinde 3 arkadaşımız 119’uncu gününde. Bizler 24 arkadaş ise eylemin 52’nci günündeyiz.

Özellikle 3 arkadaşımızın  durumu çok ağırdır. Kusma, baş dönmesi, eklem ve kas ağrıları, mide krampları, uykusuzluk, koku ve sese karşı aşırı hassasiyet gibi birçok rahatsızlık baş göstermiş durumda.

Bu arkadaşlarımız an an eriyor, şehadete gidiyor. Bu durumda bile arkadaşlarımızın tek amacı toplumun huzur içerisinde yaşamasına dönük, barış ve kardeşliğin tesisine dönüktür. Zaten tecridin kırılması bunu getirecektir.

Direnen yeni bir kuşak ortaya çıktı

Moral ve maneviyat olarak arkadaşların durumu en zirvede. Motivasyon gerçekten hiç görülmedik şekilde. Adeta 1980’lerdeki Mazlumların, Kemallerin, Hayrilerin ruhuyla, 14 Temmuz ruhuyla burada direniyorlar. Yeni direnen bir kuşak ortaya çıktı. Bu eylemler onu da gösterdi. Adeta gelecekteki özgürlük mücadelesinin bir garantisi olarak ortaya çıktı bu yeni kuşak. Bu kuşak, binlerce insan 50’li 100’lü günleri aşan bir direniş sergiliyor.

Eylemin öncüsü Leyla Güven arkadaştır. Hem dışarıda hem içeride onu takip eden binlerce arkadaş her gün gözlerimizin önünde eriyorlar.

Gözlerini yitiren arkadaşlarımız var. Ama sadece göz değil bir gözenek bile kalsa tecrit kırılana kadar bu eylemlerimiz sürecek.

Binlerce Bobby Sands, Kemal ve Hayriler

Açlık grevi insanın yapabileceği en ağır eylemdir. Çünkü insan an an kendi bedeninden yiyerek tükeniyor. Mesela Fidel Castro’nun Bobby Sands’ın eylemine dönük bir sözü var. Diyor ki; ‘İsa’nın Golgota’da 3 günlük çarmıhtaki açlığı, onun eylemi karşısında ne ki.’ Bu çok anlamlı. Bugün zindanlarda binlerce Bobby Sands, Kemaller, Hayriler direniyorlar. Bu arkadaşlarımızın çağrıları da genelde demokratik kamuoyunadır. Demokrasiyi vicdan olarak biliyoruz. Demokrasi vicdandır. Temsilcileri ise aydınlardır.

Aydınlar harekete geçmeli

Başta aydınlar, sanatçılar, yazarlar, aktivistler, edebiyatçılar, yani vicdanı olan herkes; bir Yaşar Kemal gibi bir Vedat Türkali gibi bu noktadan sonra harekete geçmeleri gerekiyor.

Bu suskunluk gerçekten ürkütücüdür. Toplumun geleceği açısından ürkütücüdür. Biz her türlü bedeli göze almaya hazır insanlarız. Bu bedelleri seve seve onur ve huzurla da veririz. Ama bu sessizlik gerçekten de düşündürüyor. Yani bu kadar suskunluk  niye.

Bir insan özgürlük amacını, bağlı olduğu manevi anlamlarını yitirince susar. Direnmenin, direnenlere ses vermenin insanı güzelleştiren en muhteşem eylem olduğuna inanıyoruz.

 Şu anda bu eylemler bitse bile 20-25 yıldır zindanda tutsak olan hasta arkadaşlarımız var, ilaçlarla ayakta kalabilen arkadaşlardır. Bu arkadaşlarımız belki de ömür boyu hastalıklarla kalıcı hasarlarla karşı karşıya kalacak. Buna rağmen biz bu yolda olmanın ölmekten daha iyi olduğuna inanıyoruz.

 Bir gözenek bile kalsak bu eylemi başarıya ulaştıracağız. Bu nedenle özellikle demokratik kamuoyundan bu arkadaşlarımızın eylemine ses verilmesini, bu sesin büyütülmesini ve özgürlüğe doğru yol almasını istiyoruz. Bu noktada arkadaşlarımız sonuna kadar dirençlidir, kararlıdır.

Analar yalnız bırakılmamalı 

Annelerin eylemi oldu cezaevlerinin önünde. Birkaç kare televizyonda gösterildi. Çok ağır bir faşizm var. Tarihin hemen hemen gelmiş geçmiş en faşist uygulamalarını kitaplarda, okuduğumuz şeyleri bugün görüyoruz. Bu analar yalnız bırakılmamalıdır. Özellikle feministler, aktivistler, aydınlar, vicdanı olan herkes annelerin yanında olmalıdır.”

 

 HABER MERKEZİ